NEFES DOLUSU YAŞAMAK - Halimiz
NEFES DOLUSU YAŞAMAK 2
İSRAİL SEÇİMLERİ
26 Eylül 2019
NEFES DOLUSU YAŞAMAK 3
NİÇİN ADALET
26 Eylül 2019
NEFES DOLUSU YAŞAMAK 4

Marifet hayatta kalmak değil, dolu dolu yaşamakta. Bir gencecik kız, kanser hastalığıyla savaşırken bize bunu duyurdu. Savaşını güler yüzle anlattı, hastalığını kabul etti, hayatın ona verdiği, pek de adil olmayan, payı alırken söylenmedi, isyan veya inkar etmedi.

Bu güzel kız, şu an sosyal medyada trending topic oldu, şimdi çok popüler ama daha ne kadar hatırlanacak bilmiyorum. Sosyal medyada tüketilen bir ürün olarak mı kalacak yoksa kalbimize bir yerlere dokunup, kalkıp derin nefes alıp, ertelediklerimizi yapmak, hayatımızı ve kim olduğumuzu kucaklamamız için bize ilham mı olacak?

Hepimiz geçiciyiz. Kalıcı olmak için kalıcı bir eser bırakmaktan başka şansımız yok. Bu eser bir yıkım da olabilir Hitler’in bırakmış olduğu gibi, yeniden doğuş da olabilir Atatürk’ün umutsuz bir halkı yeniden ayağa kaldırıp güçlü ve bağımsız bir cumhuriyet kurması gibi, diğer insanların hayatını değiştirecek bir buluş da olabilir Tesla gibi. Bir eser estetiğe bakış açımızı değiştirebilir, bir roman bize hiç bilmediğimiz dünyaları açabilir.

Ama kabul edelim. Çoğumuz böyle izler bırakmayacak sıradan insanlarız. Özel yeteneklerimiz veya yeteneğimizi sergilememize izin verecek ortamımız, maddi gücümüz yok. Günün sonunda bizi sadece cenazemize katılacak bir avuç insan hatırlayacak. Ara sıra belki şerefimize kadeh kaldıracak, bizimle ilgili anılar anlatacaklar…

Ya da şu an bir karar verip, bir kişinin hayatını değiştirebilir, düzeni bozuk dünyanın sistemini değiştirmek, doğayı onarmak adına bireysel bir çaba içine girebiliriz. Bir kişinin hayatında pozitif değişiklik yapabilmek bile hayatımızın boşa geçmediğinin güvencesidir.

Biz bireysel olarak neyi değiştirebiliriz biliyor musunuz? Sadece ve sadece tavrımızı, düşüncelerimizi ve davranışlarımızı. Bunlar başka insanlara dokunur, onları değiştirir, onlara ilham olur, ne ala. Ama biz kimseyi değiştiremeyiz. Öncelikle bunu aklımıza yazalım ve boşuna romantik hayallere kapılmayalım.

Değişim içten dışa olursa hayat başlar, eğer dıştan içe olursa hayat biter. İddialı bir önerme ama doğru. Bireysel değişim, toplumsal dönüşümü tetikleyebilir.

Günlerden hüzün. Bu hastalıkla savaşmış, ve hatta savaşmadan direkt teslim olmuş; savaşmakta olan arkadaşlarım ve tanıdıklarım var. Çok zor bir süreç bu. Yakınları için de bunu yaşayan için de. Önemli olan anda kalabilmek. Acıyı yok saymadan onun içinden geçmek. Acıyı kabul etmek. İşe bakın ki acı direndikçe artıyor… Acıya direnmek, hayatın bir kısmına direnmek gibi. Acı da hayatın bir parçası ve ne yaparsak yapalım orada olacak. O yüzden acıyı yaşamak, kabul etmek, ve sonra da içinden çıkıp gitmek gerek. Ben bu şekilde baş edebiliyorum onunla.

NEFES DOLUSU YAŞAMAK 5

Yaşamadan, bu hastalığı yaşayanların ne hissettiğini anlayabilmek imkansız, biliyorum. Bazısı dünyaya bunu duyurarak baş ediyor, diğeri kimseye söylemeden sessiz sedasız. Kimi direniyor, kimi geldiği gibi kabul ediyor. Kimi elinden gelenin en iyisini yaparak en uzun süre hayatta kalabilmek için uğraşıyor. Her hasta aynı tepkiyi vermediği gibi aynı ruh durumunda da olmuyor. Ancak ne olursa olsun, bu hastalıktan ölebilme ihtimalini bilmek başlı başına dönüştürücü bir deneyim. Bir anda zorunluklar ile seçimler, sahtecilikle sahicilik yer değiştirebiliyor. Hayatın en acı ve acımasız gerçeğiyle yüzleşmek zayıf yüreklerin harcı değil.

Neslican Tay bize kanserin şakası olmadığını, yaşamı doğru ve düzgün yaşayabilmek için fazla vaktimiz olmayabileceği ihtimali ile yüzleştirdi bizi. Okul bitince, evlenince, çocuk olunca, çocuklar büyüyünce, emekli olunca yapılacakların; ertelediğimiz ne varsa onların ve yaşamın ellerimizin arasından kayıp gittiğini anlattı. Yaşadığı zor durumu paylaşırkenki içtenliği, neşesi, sonsuza dek yaşayacakmış gibi dimdik duruşu etkiledi bizi.

Sol bacağını kaybettiğinde, zafer kazanmış gibi bir bacaktan ibaret olmadığını haykırdı. Saçları dökülmeye başladığında saçlarını kendi tıraş etti, önce kel sonra peruklu bir çok fotoğraf paylaştı. Ölümü düşünmeyenlere düşündürttü.

İçimizde ölmekte olanı uyandırdı belki de, o yüzden canımız acıdı. İyi ki acıdı, yaşadığımızı hissettik ve buna şükrettik. Bu kız bu kadar cesursa bizim korkak olma şansımız yoktu. Bu kız yaşamı her şeyiyle severken bizim yaşama burun kıvırma lüksümüz yoktu.

Neslican savaşarak ölmüşken bizim haksızlıklara teslim olarak yaşama şansımız yok. Şimdi Neslican için dimdik durmayı seçin. Ha’di!

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!