NEDEN TÜKENDİM? - Halimiz
NEDEN TÜKENDİM? 2
KİMSİN
7 Kasım 2019
NEDEN TÜKENDİM? 3
STRES ATMA YÖNTEMLERİ
7 Kasım 2019
NEDEN TÜKENDİM? 4

Bu hafta “tükenmişlik sendromu” yaşıyorum. Ani bastıran soğuk, erken kararan hava, sabahları aydınlanmak bilmeyen gökyüzü beni sanırım depresyona sokuyor. Sonbahardan kışa girerken kendimi tükenmiş ve yorgun hissediyorum. İçimden hiçbir şey yapmak gelmiyor. Yağmur yağdığında ve hava karanlık ve kasvetli olduğunda daha da bunalıyorum. Ben güneş insanıyım. Güneşi seviyorum. Sıcağı, ısıyı seviyorum. Güneş olsun hava ayaz olsun. Ben mutlu olurum. Aydınlığı seviyorum. O yüzden kış yaklaştığında hayat benim için zorlaşıyor. Şimdi siz bana soracaksınız? Sen nasıl bir yoga eğitmenisin diye… Bir yoga eğitmeni hava durumuna göre bunalıma girer mi diye… Girer! Neden girmesin? Eğer ki gün ışığı, güneş onu her şeyden daha mutlu ediyorsa ve içini açıyorsa neden karanlık ve soğuk günlerde tükenmiş ve yorgun hissetmesin?

Bu tükenmişlik ne yazık ki yaratıcılığıma da yansıyor. Yaratıcılık dedimse yağlı boya tablolar, seramikler, takılar, çiniler, vitraylar gelmesin aklınıza… Öyle bir yeteneğim ve yaratıcılığım yok! Keşke olsaydı! Bu tükenmişlik yazılarıma yansıyor ne yazık ki. Yazıya başlamadan önce yaklaşık yarım saattir boş sayfaya bakıyorum. Aklıma bir sürü konu geliyor. Ben bir türlü karar veremiyorum. Hoş bunda kararsız bir kişilik olmamın da katkısı yok değil. En sonunda “tükenmişliğim” üzerine yazmakta karar veriyorum. Bu aralar benim gerçeğim bu. Öyleyse bu haftanın yazısı da bu gerçek üzerine olmalı.

Bir yandan da düşünmeden edemiyorum. Cep telefonlarımızın ve bilgisayarlarımızın şarjı ve pilleri tükeniyor ve bu aletler bir anda kapanıyor da bizim pilimiz neden tükenip azalmasın? Pilimiz tükendiğinde ya da azaldığında ara sıra bedeni, ruhu ve zihni kapatıp, dinlendirip yeniden güç ile doldurmak bizim elimizde değil mi? Bunun için yoga, meditasyon, nefes terapisi, aromaterapi, ses terapisi, renk terapisi, mandala çalışmaları, hipnoz, masaj gibi çeşitli yöntemler yok mu? Sahi neden insanlar orta yaşlarına geldiklerinde bu tarz ruhani çalışmalara yönlenmeye başlıyor? Tükenmeye başlayan pilimiz yüzünden olmasın?

Hint felsefesine göre “prana”, Çin felsefesine göre “chi”, yaşam enerjisi ya da yaşam gücü olarak ifade edilebilir. Evrendeki her şeyin bir enerjisi yani “chi”si vardır. “Chi”nin iki kaynağı olduğuna inanılmaktadır. Biri doğum öncesi ya da kalıtımsal olarak bize geçen enerji diğeri ise doğumdan sonra yaptıklarımızla elde ettiğimiz ve geliştirdiğimiz “kazanılmış” enerjidir. Kazanılmış “chi”yi iki yolla elde edebiliriz. Bunlardan biri yediğimiz yemeklerden ve buna “tohum chi” adı verilir; ikincisi ise nefesten ve buna da “doğal hava chi” adı verilir.

Doğum öncesi ya da kalıtımsal olarak bize geçen “chi”, doğumdan ölüme kadarki depomuzda bulunan enerjidir. Hayatı nasıl yaşadığımıza ve seçimlerimize göre azalabilir ya da artabilir. Bu “chi”, böbreklerde depolanır.

Sonradan edinilen enerji ise bizim kalıtımsal enerjimiz üzerinde doğrudan etkiye sahiptir. “Tohum chi”, yiyecek ve içeceklerden elde edilirken bu besinlerden aldığımız enerjinin bizim enerjimiz ile uyumuna bağlı olarak enerjimiz düşük ya da yüksek olur. O yüzden yediklerimiz ve içtiklerimiz önemlidir. Aldığımız gıdaya göre enerjimiz artar ya da düşer. Bazı besinler beden, ruh ve zihnimize iyi gelip bize yarar sağlarken bazı besinler bize zarar verir ve onları hazmedemeyiz.

“Doğal hava chi”yi ise havayı içimize çektiğimizde elde ederiz. Günümüzde büyük şehirlerde temiz hava bulmak zor olduğundan mümkün olduğunda ormanlık alanlara giderek akciğerlerimizi temiz hava ile doldurmalıyız ki yaşam enerjimizi arttıralım. Ormanda yürüyüş yapmak, deniz kenarında gezinmek, göl ya da akarsu kenarlarında bulunmak “doğal hava chi”yi arttırır. Ayrıca yoga seanslarında nefes ile hareket etmek ve “pranayama” adını verdiğimiz nefes egzersizleri yapmak da “doğal hava chi”mizi yükseltmemize ve enerjimizi arttırmamıza yardımcı olur.

Eğer bedenen, ruhen ve zihnen tükenmiş ve yorgun hissediyorsak, “chi” enerjimiz azalmış olabilir. Bu da kronik yorgunluk, bitkinlik, uyuşukluk haline sebep olduğu gibi sık sık hastalanmamıza da neden olabilir. Böyle bir durumda bedenimizi sağlıklı gıdalar ile beslemeli, daha fazla oksijen alabileceğimiz açık hava yerlere gitmeyi tercih edebiliriz. Bu tarz bir değişiklik içimizdeki karamsarlığa da iyi gelebilir. Nitekim ben de öyle yapıyorum. Ne zaman kendimi yorgun ve karamsar hissetsem, eve kapanıp daha çok karamsarlaşacağıma ormanda yürüyüşe gidiyor tertemiz havayı içime çekip depoluyorum. İnanın; döndüğümdeki ben gitmeden önceki benden çok farklı oluyor.

Tükendiğimizi ve “chi”nin azalmış olduğunu hissettiğimiz zaman ayrıca kendimizi yoga, meditasyon ve “pranayama” gibi çalışmalara da verebiliriz. Özellikle “yin yoga” adını verdiğimiz ve meridyen ve “chi” sistemini dengeleyen yoga tarzı zaman içinde tükenmiş ve azalmış olan “pilimizi” şarj etmemize katkı sağlar. “Yin yoga” sırasında yavaşladığımız, durağanlaştığımız ve teslim olduğumuz için “chi” enerjisi artar.

Kısalan ve kararan günler, daha az gözüken güneş, daha çok yağmurlu günler nedeniyle “karamsar”, “tükenmiş” ve “yorgun” hissediyorum. Evet belki de “tükenmişlik sendromu” yaşıyorum. Bu yazıyı yazmak için dakikalarca boş ekrana baktım. Ama birden her şeyin içinde var olan o enerji — “chi” — geldi buldu beni yeniden. Çünkü ekranı açık bırakıp kendimi sokağa attım. Açık havaya çıktım. Güneşe döndüm yüzümü… Tıpkı bir günebakan gibi… Göl kenarında yürüdüm. Bol oksijen soludum. Bedenimi yeniden “chi” ile doldurdum. Eve döndüm. Ekranın başına yeniden oturdum. Evet bu ikinci sefer yazıya başlamam tam yarım saatimi aldı ama başladım ve bitirmek üzereyim. İlk oturduğumda bir harf bile tuşlayamamıştım. “Doğal hava chi” bana iyi geldi. Bedenim tazelendi, ruhum dinlendi, zihnim yeni fikirlerle doldu.

Neden mi tükeniyoruz? Neden mi pilimiz bitiyor? Çünkü bedeni, ruhu ve zihni hor kullanıyoruz. Bize bahşedilen “kalıtımsal”, “tohum” ve “doğal hava” “chi”yi iyi kullanmıyoruz. Bedene, zihne ve ruha zarar veren şeyler yaparken zarar veren besinler tüketiyoruz. Kapalı mekanlarda çok zaman geçirip açık havayı değerlendirmiyoruz ve böylece bedenimizdeki üç tip “chi”yi yavaş yavaş yok ediyoruz. “Chi” enerjisini arttırmak ve daha sağlıklı ve uzun yaşamak da bu enerjiyi azaltıp hasta ve kısa ömürlü olmak da bizim elimizde. Güzel, sağlıklı ve mutlu yaşamak varken neden hasta, mutsuz ve kötü bir ömür sürelim ki? Temiz gıda, temiz hava, temiz düşünce, temiz duygu, temiz seçimler ve temiz bir yaşam ile “tükenmişlik sendromu” yaşamadan daima sağlıklı, güçlü, mutlu, huzurlu ve güzel günler geçirelim.

mm

Burcu Yırcalı

Yogaya boyun ve bel ağrıları gibi sağlık sorunları yüzünden 2006 yılında başladım. Önceleri yoganın sadece bedensel boyutuyla ilgilenirken ve “savasana” (ceset pozisyonu) adı verilen son dinlenme pozisyonunda bir dakika bile kıpırdamadan yatamazken zaman içinde yoganın bedensel boyutunun ötesinde boyutları olduğunu da fark edip çok sevdim. Bu sevgi benim yoga üzerine eğitimlere katılmama sebep oldu. 2012 yılından beri yoga eğitmenliği yapmakta ve yoga ve meditasyon ile hem kendi hem de katılımcıların hayata değişik bir açıdan bakmasını amaçlamaktayım.

1 Comment

  1. ekrem duman dedi ki:

    Bu yazdıklarına inaniyor musun gerçekten komik 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!