NEDEN FELSEFE? - Halimiz
NEDEN FELSEFE? 2
NELER OLUYOR SANATTA; BİR DE ŞU GERÇEK (!) RÜYA OLSA!
9 Ocak 2020
NEDEN FELSEFE? 3
KOŞULSUZ SEVGİ NEDİR?
9 Ocak 2020
NEDEN FELSEFE? 4

İnsanın inanası gelmiyor, 21. Yüzyılın ikinci on yılına girdik ama hala daha bilim, akıl, mantık yerine safsata, istenç ve ikna yöntemlerine itibar ediyoruz.

Yeni yüzyıl, en çok görünen, en çok bağıran, en ikna edici konuşanın kazandığı bir dönem. Medyada (dijital veya ana akım) ne kadar görünürsen, görüşlerin o kadar değerli kabul ediliyor.

Yüzyılın iş yapma şekli çoktan değişti. Plazada veya devlet dairelerinde tüm gün masa başında çalışarak para kazanma fikri demode oldu. Eline bir akıllı telefon veya tablet alan anında gazeteci, fikir lideri, moda ikonu, gurme veya gezgin oluyor. Boşu boşuna üniversitede okumaya da gerek yok. Dijital pazarlamayı ki öğrenmek zor değil, Google’ın kendisi ücretsiz sertifika veriyor, biraz kotaran herkes hızla para kazanabilir.

En azından bir süre için.

Sonra kazandığı para ile bir itibarlı üniversitenin uzaktan eğitim programına katılıp bir sertifika satın alabilir. Hatta belki ona bile gerek yok, ülkeyi diplomasız bile yönetebilirsin, yeter ki hitabetin güçlü olsun.

Bilginin çabasızca edinilebildiği bir çağda, bir çok dezenformasyonun ortaya çıkması kaçınılmazdı. Ama bilgi çağında bu kadar bilgisiz olabileceğimizi bence kimse kestirmiyordu.

140 karakterle kendini ifade eden sosyal medya fenomenleri cumhuriyet şairleriyle kıyaslanmakta. Aforizmalarla konuşan yeraltı tiplerin canlandırıldığı, kadına şiddetin meşrulaştırıldığı televizyon dizileriyle, başkanın sesi olmuş medya haberleri arasında sıkışıp kalmış halk tercihini cehaletten yana kullanır oldu. Bilgi, hiç bir dönemde bu kadar hor görülmemişti.

İklim değişikliği sebebiyle maruz kalınan doğal afetleri ilahi güçlere, iklim değişikliği farkındalık hareketlerini dış güçlere, ekonomik krizi kıskançlığa bağlayan ve hareketlerinin bedelini asla ödemeyen ve hiç bir konuda sorumluluk almayan yüzsüz hükümetler ile dünya totaliter bir karanlığa gömülüyor.

Halkın adalet duygusu zedeleniyor, devlete olan inancı kalmıyor, kendine benzemeyenden korkuyor ve/veya nefret ediyor.

Bir kıta yaklaşık gözlerimizin önünde yanıyor, milyonlarca canlı ölüyor, evler yanıyor, 24 insan hayatını kaybediyor. Kıtaya ismini veren ülkenin başbakanı hala kömür madenleri planları içinde.

Ahiret günü dünyada yaşanıyor; doğa, ona karşı işlenen suçlara tepki veriyor. Sen akıllısın ama ben senden güçlüyüm diyor.

İnsan doğa ile savaşıyor ve açıkçası kaybediyor. Doğayla savaşan insan, ilk başta insanlığını kaybediyor.

Doğadan üstün olduğumuz ve doğadaki her şeye hakim olabileceğimiz inancı ne zaman başladı? Tabii ki Descartes ve F.Bacon ile. Rönesansın fikir babalarından Descartes isim varlıkları Res Cogitans ile res extensa olarak ikiye ayırıp, insan dışındaki her şeyi ona hizmet edecek bir araç veya fethedilecek bir alan, tüketilecek bir kaynak olarak görülmesine sebep oldu. Böylece mistisizm şarlatanlara, din yobazlara kaldı. Aydın ve bilimi takip eden insan giderek doğadan uzaklaştı ve şu an aslında tam da bunun bedelini ödüyoruz.

Yeni yüzyılın yeni silahlara, yeni eğitim biçimlerine, yeni mesleklere ihtiyacı var belki ama esas ihtiyacı olan şey yeni bir Felsefe. Aklın iğdiş edildiği, felsefenin fantezi olarak görüldüğü, iletişimin sığ sloganlar ve aforizmalar arasında hayat bulduğu çağ, bizi de dünyamızı da öldürüyor. Eril dil, eril şiddet, egemen cehalet sonumuzu getiriyor.

Sevgili Felsefe profesörü Cengiz Çakmak’ın dediği gibi çağımızda sonculuk (dünyanın sonu geldi, felsefenin sonu geldi, televizyonun sonu geldi, insan işçilerin sonu geldi), Kehanetçilik (gelecek on yılda bizi neler bekliyor, Gelecekle ilgili yarı distopik söylemler), Nihilizm (ne yararı var? bizim varlığımız bir şey ifade etmiyor, yüksek bir amaç filan yok, ölümden sonra hiçbir şey yok, Tanrı yok) gibi akımların yükselmesi olup biten adaletsizliği kabul etmemizi sağlıyor.

Artık günümüzde kavramlar yerine imgeler ve imajlar var. Kavramın olmadığı yerde hakikat ve akıl yürütme nasıl var olabilir?

O yüzden soran, soruşturan, sorgulayan bir nesil yetiştirmek zorundayız. Otomatik kabullerimize bakmalıyız. İsteklerimize kavuşmak için olumlu düşünmeliyiz gibi bir cümle gördüğünüzde bunun safsata olduğuna hükmetmeden, önce buradaki otomatik kabulümüzü fark etmeliyiz.

Felsefe bir öğreti değildir. Olanı olduğu gibi görmeye yardım etmek için dili eleştirir, kavramların anlamlarını soruşturur. Bunu da kavramlara ve bilimsel önermelere açıklık getirmek için yapar. En azından felsefenin şu anki işlevi budur.

Felsefenin yeni işlevini ise dünyanın objektif bir resmini çekerek, fikir akımlarını ve olanları anlayarak yeniden tanımlayabiliriz.

Üzerine düşünülebilmesi mümkün olan her konuda iyice düşünmeliyiz. Biz akıllı varlıklarsak, bunu doğayı ve yer yüzündeki hayatı yok etmek için değil, onu korumak ve güzelleştirmek için kullanmalıyız. Bu bizim düşünen varlıklar olarak sorumluluğumuz.

Felsefe bir yolda olma durumu ise yanımıza aklı ve vicdanı almalıyız. Aksi durumda, politikadan uzak ve sadece bireysel özgürlüklerimizin içinde durarak dünyadaki korkunç gidişattan kaçmaya devam edersek, sadece gezegende var olan diğer varlıkların değil, kendi varlığımızın da sonunu getiririz.

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!