Müzik ve Beethoven - Halimiz
Müzik ve Beethoven 2
TATİL VAKTİ ÖDEM TOPLAMIŞ OLABİLİR MİSİNİZ!!!
6 Temmuz 2017
Müzik ve Beethoven 3
Hayatımızın Parçası e-Öğrenme Ortamları ve Bilişsel Yüklenme Problemi
6 Temmuz 2017
Müzik ve Beethoven 4

 

Bu haftaki yazımda yine ekonomi ve siyasetten uzaklaşıyorum.  Kırk beş yılı bulan profesyonel hayatının büyük bölümünü kamu hizmetinde geçirmiş, bu arada önemli görev ve sorumluluklar yüklenmiş, yaklaşık dört yıl Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı görevini üstlenmiş, yıllarca ülkemizin çağdaş dünya düzeni ile bütünleşmesine büyük katkı sağlayacağına her zaman inandığım AB ilişkilerimiz bağlamında Gümrük Birliğine ilişkin hazırlıkların koordinasyonunu yürütmüş bir kişi olarak çok stresli geçirdiğim günlerde müziği bana ilaç gibi gelen, beni rahatlatan bir dahiden söz etmek istiyorum. Bu büyük müzik ustasının adı Ludwig van Beethoven.

Bu kadar işiniz arasında müziğe nasıl vakit ayırabildiniz veya ayırabiliyorsunuz diye sorabilirsiniz. Aslında kolay!  Sabahları bir saat erken kalkarsanız, akşamları da arada sırada biraz geç yatarsanız hiç de sorun olmaz. Hele akşam  yorgun argın eve gelip bir duş aldıktan sonra müzik setinizin önüne kurulup sesini de komşularınızı ayağa kaldırmayacak kadar açarsanız, klasik batı müziğinin bu büyük ustasının ölümsüz müziğinin doyumsuzluğunu tadabilirsiniz.

Beethoven’ı, bana göre, Bach, Mozart ve Haydn gibi gene çok büyük bestecilerden ayıran özelliği, en büyük yapıtlarını işitme yeteneğini büyük ölçüde yitirdiği dönemlerde bestelemiş olmasıdır. Bir ressam için görmek ne ise bir besteci için işitmek odur. İşitme duyusunun kaybedilmesi, bir besteci için düşünülebilecek en büyük trajedidir. Fakat başına gelen bu trajedi Beethoven’ı yıkmamış, bilakis onda evrensel boyutlara varan derin bir acı yanında olağanüstü bir azim yaratmış ve bu karmaşık his dokusu belki de onu eşsiz kılan bir ilham kaynağı oluşturmuştur. Beethoven, müziğe yaşadığı zamanın çok ötesine giden yepyeni bir üslup getirmiştir.  Onu romantik müziğin babası kılan bu devrimci üslubun arkasında belki de Napolyon savaşlarının Avrupa’da yol açtığı toplumsal çalkantıların, dönem Viyana’sının entelektüel dokusu ile özdeşleşen insan ilişkilerinin, fırtınalı fakat mutsuz aşkların ve dengesiz bir özel hayatın yarattığı bunalımların tümünün etkilerini aramak gerekir. Beethoven’ın eserlerine bariz bir şekilde yansıyan karakter yapısını en güzel anlatan bir sözü şöyledir:

Yapabileceğiniz tüm iyilikleri yapın. Özgürlüğü her şeyden fazla sevin. Nerede, kimin karşısında olursanız olun, gerçeğe ihanet etmeyin.”

Büyük bestecinin hayat felsefesini en iyi yansıtan eserlerinden birisi kuşkusuz 3 numaralı EROICA ( Kahramanlık ) senfonisidir. Beethoven, bu muhteşem senfoniyi önce özgürlüğün simgesi olarak gördüğü Napolyon’a ithaf etmiş, ancak Napolyon’un imparatorluğunu ilan ettiğini duyduğunda çok sinirlenerek Napolyon’un ismini Senfoni’nin başlık sayfasından silmiştir. Aslında, Beethoven’ın bu senfoni ile kendi alanında eriştiği yüksekliklere Napolyon’un erişemediği söylenebilir. Senfoni edebiyatında yeni bir çığır açan bu ölümsüz eserde müzik o güne dek alışılan kalıpların çok ötesine çıkmış, basit bir temadan başlayarak sürekli gelişen ve insana hiç bitmeyecek gibi gelen bir evrimi simgelemiştir.

Beethoven’ın kendisinden sonra gelen birçok besteci yanı sıra çok sayıda politikacıyı köklü biçimde etkileyen bir başka büyük eseri de Beşinci Senfonisidir. Bu olağanüstü yapıt dinleyiciyi adeta sonsuzluğun derinliklerine sürükler. Senfonide sergilenen ifade gücü inanılmaz boyutlardadır.

Ve nihayet, bahsetmeden geçemeyeceğim Dokuzuncu Senfoni. Beethoven, bu senfoni ile müzik edebiyatında zirveye ulaşmıştır. Dokuzuncu Senfoni, senfoni tarihinde ilk kez orkestra ile solo ve koro olarak insan sesini bir araya getiren, ihtiras ve fikri birleştiren ve içinde eriten muazzam bir yapıttır. Yirminci Yüzyılın büyük şeflerinden Jozef Krips’e göre Dokuzuncu Senfoni büyük ölçüde yaşam ile ölüm arasındaki çatışmayı yansıtır. Senfoninin, orkestra güçleri ile insan sesini birleştiren son bölümü evrensel boyutlardadır. Olay, sanki dünyamızda değil, ölüm ötesi başka bir dünyada cereyan etmektedir. Dokuzuncu Senfoni, Beethoven’ın icrası en zor olan senfonisidir. Katalog’da çok sayıda yorumu bulunmakla birlikte büyük bestecinin iç dünyasını yansıtabilenlerin sayısının az olduğunu söylemek abartılı değildir.

Beethoven’ın oda müziğinde çığır açan, müzik tarihinde iz bırakmış bir grup yapıtı da yaylı sazlar dörtlüleridir. Özellikle, hayatının son yıllarında bestelediği son beş dörtlüsü ile Beethoven adeta kendini de aşmış ve tüm insanlığı müziğin içine almıştır. Bestelediği 32 piyano sonatına gelince, Beethoven bunlarla piyano edebiyatının zirvesine ulaşmıştır.

Senfonileri, konçertoları, yaylı sazlar dörtlüleri, sonatları ve daha birçok eseri ile Beethoven’ın klasik müzik dünyasındaki emsalsiz yeri tartışılmaz. Büyük ustanın hayatı ve yapıtları ile ilgili çok kitap yazılmış, yorum ve analiz yapılmış, en az iki film çevrilmiştir. Beethoven’ın müzik dünyasındaki erişilmesi güç yerinin, daha çok yaşamının son döneminde işitme yeteneğini yitirmiş olarak bestelediği bir grup eserle şekillendiğini söylemek pek yanlış olmaz.  Böyle bir yaklaşımla, söz konusu eserlerin tüm müzik tarihinin ağırlık merkezini oluşturduğunu, başka birçok bestecinin yapıtlarının da bunlara göre değerlendirilebileceğini söylemek mümkündür. Bir başka deyişle, Beethoven, müziğin tarih boyunca yer değiştirdiği denizlerde bir demir atma noktası, bir referans standardı gibidir.

Beethoven’a müteşekkirim. Nurlar içinde yatsın.

mm

Dr. Ali Tigrel

Devlet Planlama Teşkilatı Eski Müsteşarı

1 Comment

  1. Orhan Saygideger dedi ki:

    Sayin Tigrel

    Klasik muzik ile ilgili tanitim, yorum ve katkilrizdan dolayi tesekkurler. Ne yazık ki ulkemizde ve dunyada milyonlarca insan bu guzel muzik ile tanismadan dunyadan gidiyorlar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!