MÜSLÜM BABA - Halimiz
YURTTA BARIŞ, CİHANDA BARIŞ!
1 Kasım 2018
FAZIL SAY VE BEETHOVEN
1 Kasım 2018

Son yazımı okuduysanız hatırlarsınız, insanların acıyı ve ağlamayı sevdiğinden bahsetmiştim. Evvelki gece bir arkadaşım bu yazımı ispatlarcasına “Akşam Müslüm Gürses’in filmine gideceğiz. Müslüm Baba. Çok acıklıymış, çok ağlayasımız var, mendilleri bile hazırladık. Sen de gelmek ister misin?” diyerek beni sinemaya davet etti. (Bu teklif şekli yıllar önce yine bana “Babam ve Oğlum” filmine davet edilip gitmediğimde “Ama niye gelmiyorsun? Çok acıklıymış” diyen arkadaşımı hatırlattı. Evet, insanlar, gerçekten acıyı, dramatik ve travmatik olayları seviyor.) Sanırım ben, acıdan kaçan taraftayım (geçen yazımda bahsetmiştim), kendimi bilerek ve isteyerek üzmeye hiç niyetim yok diyerek filme gitmedim.

Dün gece o filme gitmedim ama bugün giden o arkadaşımın şiş gözleriyle karşılaştım. Film rahmetli Müslüm Gürses’in acılarla, zorluklarla dolu hayatını konu almış. Arkadaşım filmi bana özetlerken bile gözyaşlarını tutamadı. Annesini ve kardeşini öldüren bir baba ve intihar eden bir kardeş, ağır bir trafik kazası… “Müslüm Baba”’nın hayatını dinleyince biraz onu anlamaya başladım. Kendinden oldukça büyük olan Muhterem Hanım’a duyduğu aşkın altında anne arayışını, çocuk yapmayışının altında babası gibi olmaktan duyduğu korkuyu sezinledim. Kaybetme korkusunun hayatında nelere mal olduğunu hayal ettim. Onun acısı bir anda benim de içime geçti sanki. Sonra gençliğimde aşk acısı yaşadığım bir dönem, şimdi hangi şarkı bile olduğunu hatırlamadığım bir aşk şarkısını ne büyük bir zevkle dinlediğimi anımsadım. Hiç tarzım olmayan o arabesk şarkı top listemdeydi. Neden? Çünkü içimdeki acıyla eşleşmişti şarkının duygusu.

Müslüm Gürses çok başarılı bir arabesk şarkıcısıydı. Hayatının zorluklarını da filmi anlatan arkadaşımdan öğrendim, hiç bilmiyordum. Peki Müslüm Bey hala yaşasaydı ve sorabilseydik, o acılar hayatına neler kattı diye. Acaba ne derdi, ne hissederdi? O acıları yaşamadan, o zorlukları atlatmadan ve evet acılı ama böyle güçlü, duygulu ve kalıcı şarkılar yapabilir miydi? İçindeki acıyı başka nasıl akıtabilirdi? O zaman ben arabeski ve arabesk dinleyen insanları biraz daha iyi anladım sanırım. İçlerindeki acı, ulaşamadıkları, zorluklar, kaderci yapı, Müslüm Baba’nın şarkılarında ve birçok insanın yüreğinde, bedeninde, ruhunda… Bu yüzden bu kadar dinlenilen, insanları etkileyip, sürükleyen şarkılar yapabildi.

Bugün güzel bir hikaye daha duydum. Elvis Presley küçükken annesinden bisiklet istemiş, annesinin parası bisiklet almaya yetmemiş. Annesi de gitmiş Elvis’e bir gitar almış. Ve muhteşem Elvis Presley doğmuş. O zaman kim bilir ne kadar üzüldü Elvis. Ama şimdi yine Müslüm Baba gibi Elvis’e de sorma şansımız olsaydı, acaba gitar yerine o bisikleti tercih eder miydi? Elvis, Elvis olmasaydı nasıl biri ve kim olurdu?

Sonra kendimi düşündüm. Bireysel gelişime meraklanmam, seanslar eğitimler almam da benim kendi zorluklarım, problemlerim yüzündendi. Acaba o zaman hayatımda her şey yolunda gitse yine bireysel gelişime, değişime, merak salar mıydım? Hiç sanmıyorum. Ve şu an ruhumu dolduran, beni besleyen bu işi yapamazdım. Benim için (umarım danışanlarım için de öyledir 😊) ne büyük bir kayıp olurdu. Bu da bende o bilmediğimiz İlahi bir Plan var ya, bana onun büyüklüğünü, bilincini, gücünü, hayırlı oluşunu gösteriyor. Hepimiz için bilemediğimiz İlahi bir Plan var. Ve o hesaplayamayacağımız kadar iyi sonuçlar doğurabiliyor hayatımızda. Sadece bazen, o sonuca giden yol dolambaçlı, acılı olabiliyor.

Ne güzel bir dilek “hayırlısı olsun” demek. Bazen acıdan da hayırlı olan bir şey doğuyor. Ama kabul ediyorum acılı kısmını geçirmek hakikaten zor. Yaşa, içinden geç ve sonra bırak, çünkü bil ki bitecek. Benim acı tanımım, acıyı atlatma gücüm bu şekilde. Biliyorum ki ve deneyimliyorum ki bizim acıdan ölecekmiş hissettiğimiz, hayatımız karardı sandığımız durumlardan ne büyük artılar, güçler, değişimler, yaratımlar çıkıyor. Müslüm Gürses sıradan bir hayat yaşasaydı, adı sanı bilinmez biri olacaktı belki de. O acılarını, özlemini, hayal kırıklıklarını arabeske, şarkılarına aktardı, Türkiye’nin Müslüm Babası oldu. Ben de filmini dinledikten sonra Müslüm Babaya kendimi daha yakın hissettim. Kendisine sevgi yolluyorum. Bir gün onun hakkında bir yazı yazacağım hiç aklımın ucundan geçmezdi. Allah rahmet eylesin.

mm

Yıldız Karacasoy

Çok şanslı biriyim çünkü çok severek yaptığım iki işim var. İlki özel bir üniversitede hocalık yapmak. İkincisi de bireysel gelişim, enerji ve bilinçaltı danışmanlığı yapmak. İlk işimi bilinçli seçtim ama sanırım ikincisine çekildim. Aile dizimi, regresyon, affetme ve bilinçaltı çözülme çalışmaları, yaşam koçluğu, kinesiyoloji en zevkle çalıştığım konular. Dişilik, bolluk bereket oluşturma ve bilinçaltı ise eğitimlerini ve seminerlerini verdiğim konular. 2010-2014 yılları arasında Kanal B Bizbize programında tüm bilgimi ve deneyimimi paylaştım. Artık yazılarımla da buradayım.

2 Yorumlar

  1. Hakan dedi ki:

    Gerçekten Harika bir yazı olmuş Müslüm babayı bu kadar iyi kaleme döken başka bir yazı ile karşılaşmamıştım içimizdeki acıların paylaştıkça azalması dileğiyle…

  2. Salim dedi ki:

    Hayat herkese verilmiş bir top kumaş. İster güzel bir elbise yap kendine, istersen ” ne yapsam acaba*” kararsızlığı içinde vakti geçir, kumaşı ziyan et.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!