MUHALEFET ASLINDA NE YAPTI? NE YAPMALI? - Halimiz
GERÇEKLERİ GÖRME(ME)K
19 Temmuz 2018
CİLDİNİZ NEFES ALSIN
26 Temmuz 2018

Seçimin ilk turunun, ikinci turundan daha önemli olduğu düşüncesindeydim. Nitekim AKP’nin hedefi seçimi ilk turda kazanmaktı. Ancak seçim kampanyaları boyunca (1)muhalefet partileri, muhalefetten birinin seçimi kazanması için değil de, seçimin ikinci tura kalması için mücadele etti. “Kamuoyu yoklamalarına” dayanarak veya içlerinden gelen sesi dinleyerek inadına adaylık peşinde koşanlar, AKP seçmeni içerisindeki “Bu iş ilk turda biter” düşüncesini unuttular. Üstelik (2) özellikle AKP seçmenine ve %100’ün tümüne odaklanmaları gerekirken, ellerindeki %49’a odaklanmayı seçtiler. Proje anlatmak yerine polemiğe bulaşmak oy kaybettirecekti. Bile bile apolet tartışmalarına, “En FETÖCÜ kim” kavgasına malzeme oldular.

%49’un bir parçası da HDP idi. “Komşular ne der?” korkusundan HDP seçmenine yeterince önem vermediler. CHP’nin adayı yapabileceğinin en iyisini yaptı ve alabileceği en yüksek oyu aldı. Ekmeleddin İhsanoğlu muhafazakar kesimden gelip, MHP’nin desteğiyle %38 almışken, İnce’nin ilk turda %30 alması büyük bir başarıydı. Ancak gök yarılsa ve içeri uzaylılar girse bir sonraki seçimde %50’yi bulamayacağı bir gerçek. Parlementer sistem, liberal demokrasi bizim için geride kaldı. Artık “kaybettik ama bir dahakine şansımızı deneriz” dönemi bitti. Heyecana kapılmak, umut etmek güzeldir. Ancak siyasette duygulara yer yoktur. Muharrem İnce aday olarak CHP seçmeninin yıllardır içinde biriktirdiği kederi sandığa döktü. Daha fazlası gelmedi.

(3) Meral Akşener ise büyük bir iddiayla girdiği yolda partisindekilerin gereksiz kibri ve “ne çizgide olduğuna karar verememesi” sebebiyle hayal kırıklığı yarattı. İYİ Parti Ülkücü mü? Merkez sağcı mı? Orta yolcu mu? deseniz cevaplayabilecek bir kişi yok. Kadın ve genç hareketi diye yola çıkıp, ortalama olarak en az kadın ve en yaşlı milletvekillerine sahip bir parti çıktı ortaya. Seçimin anahtarı Saadet Partisi gibi göründü, ancak Saadet Partisi’nin tüm hamleleri kendi varlığını devam ettirmeye ve kendi ağırlığını korumaya yetti. Muhalefet HÜDAPAR’dan bile medet umdu ama bu partinin, iktidar tarafından, HDP tabanını eritmek için kurulduğu iddia edilmekteydi.

(4) Aynı önem Demokratik Sol Parti (DSP)’ye, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP)’ne, Vatan Partisi (VP)’ne, kıyıdaki köşedeki sosyalist partilere verilmedi. Tek oyun bile önemli olduğu seçimde yüzbinlerce oy Millet İttifakı’nca heba edildi. Sandığı korumak belli ki CHP’ye kalmıştı. CHP işi yine kotaramadı. “Adil Seçim Platformu”nun internet sitesi niye çöktü? Binlerce sandıktan neden veri alınamadı? Kampanya zamanı “Beni jiletle kazırlar”, “sandalye koyup YSK’nın önünde otururum” diyenlerden neden ses çıkmadı? Dışarıdan veya içeriden Adil Seçim Platformu’na yönelik bir hack saldırısı oldu mu? Bunları cevaplayabilecek var mı?

(5) Adil bir seçim yaşadıysak ve seçim kaybedildiyse, gece beş de olsa, adaylardan birinin çıkıp Sayın Cumhurbaşkanını tebrik etmesi ve kendi seçmenlerinden özür dilemesi gerekmez miydi? Neden ertesi gün beklendi?

 

**********

 

Sayın İnce,  sizi cumhurbaşkanı adayı olarak gösteren bir lidere, üstelik “karşısına çıkmayacağım” dediğiniz halde neden kongre için baskı yapıyorsunuz? CHP referandum zamanı onurlu bir mücadelenin öncüsü olup %49 oy alınmasını sağladı, genel başkan olduğunuzda %50+1 oya ulaşabileceğinizi düşünüyor musunuz? En azından genel başkanlık için yerel seçim sonrasını bekleyemez misiniz?

Sayın Akşener, partinizin merkez sağ mı, orta yol mu, ülkücü mü olduğuna karar verecek kişi “lider” olarak sizsiniz. İçeriğini okumadan hiçbir ilaç içilmez. Artık ne yolda yürüdüğünüzü millete daha açık şekilde anlatmayacak mısınız? Bu sayede parti içindeki kavgaları da bitirmez misiniz?

Sayın Kılıçdaroğlu, 2010 yılından beri sayısız seçim geçti. Türkiye başlı başına değişti ve engel olamadınız. Genel başkan olarak koltukta oturmak için sebebiniz nedir? Kerametiniz ne ise, bunu halka açıklamayacak mısınız?

Sayın HDP yöneticileri, “Sayın Öcalan” diyerek, terör örgütüyle aranıza mesafe koymayarak daha ne kadar emanet oy alabileceğinizi düşünüyorsunuz? Elinize Türk bayrağı alıp meydanlara çıktığınızda aldığınız oy %13’tü, bunu devam ettirseniz CHP’nin yerini alabilirdiniz. Tam tersini yaptığınız için “O’nu başkan yaptınız”.

İşte Erdoğan ile muhalefet liderleri arasındaki fark buydu.

 

**********

 

(5) Muhalefet liderleri halka yeterince açık olmadılar, samimi gözükmediler. Erdoğan şiir okudu diye şiir okudular, Erdoğan lakap takıyor diye lakap taktılar. Erdoğan sert görünüyor diye sert görünmeye çalıştılar. Başaramadılar.

(6) Hedef çoğunluğu ilkokul ve lise mezunlarından oluşan AKP seçmeni olmalıydı, buna rağmen Avrupalı bir siyasetçi edasından vazgeçemediler. Halk bisiklete binen lideri değil, Rayban gözlüğüyle lüks arabadan ineni, gücü sever. Ne Finlandiya’da, ne de Hollanda’da yaşıyoruz. Halkın seviyesine inmek zorundaydınız. Başaramadınız. Dava arkadaşlarınız dayak yedi, trafik kazası geçirip hayatını kaybetti, hapse atıldı ve siz onların yanlarında olduğunuzun görüntüsünü veremediniz.

Seçim bitti, sizinle beraber seçmenleriniz de yenildi. Hala “eksiklerimizi biliyoruz” diyemiyor, birbirinizi yiyorsunuz. %1’in, %7.5’un, %30’un peşinden koşmayı bırakıp ne zaman %50+1’i hedef alacaksınız?

 

**********

 

Seçimin kilit partisi SP sanılırken, aslında DP idi. Bunu taraflı olarak söylüyorum. Çünkü DP (DYP, ANAP) güçsüz kaldığı için AKP güç kazandı. Bugün DP tek bir vekille mecliste yer alıyor. O isim de 43 yaşındaki genel başkanları Gültekin Uysal. İyi Parti ve CHP içindeki merkez sağcılar 72 yıllık DP’ye dönse bir hareket olmaz mı diye düşünmeden edemiyorum. Lakin her seferinde aynı şeyleri denemektense, 43 yaşında gencecik bir lideri daha güçlü pozisyonda görmek daha avantajlı olabilir. Cumhurbaşkanı adayı olmasa da, kendisine daha fazla alan açmak lazımdır. Çivi çiviyi söker. AKP, dünün merkez sağının kötü bir taklididir. Yaşam tarzları, ideolojileri tamamen farklı olsa da; Menderes ve Özal’ın mirasçısı gibi görünmeyi başarıp her seçimi kazanmışlardır.

Şimdi elimizde Cumhuriyet’in ve Atatürk’ün ismi ve hatırasıyla başbaşa kaldık. Artık bildiğimiz CUMHURiyet son buldu. YAŞ üyesi ve ekonominin patronu bir Cumhurbaşkanı damadı, bürokrasiden siyasete, diplomasiden sivil toplum kuruluşlarına uzanan bir aile hegemonyası ile karşı karşıyayız.

 

**********

 

“Bunu düzeltmek için çözüm nedir? Ne yapmalı?” gibi soruların cevabı, kendine güvenleri oldukça yüksek olan muhalif siyasetçilerde olsa gerek.

Aklıselim olan herkes biliyor ki Türkiye’nin ileri gidebilmesi için tek çare liberal demokrasiyi sağlamak, hukuk devletini yeniden inşa etmek ve AB’ye üyelik sürecine ilişkin reformları gerçekleştirmek.

Yapılan hataları tekrarlamadan, halkın seviyesine inerek, halktan biri olarak milletin karşısına çıkın. Demirel gibi “Bizimle beraber olursanız burnunuzun kanamasına izin vermeyiz” diyerek güven verin, Ecevit gibi suikaste kurban gidebileceğinizi bile bile meydanlara koşun. Uyumayın, yürümeyin. Uyanık olun, koşun. Yoksa elinizdeki tek hatıra olan Atatürk ve Cumhuriyet, yalnız isim olarak yaşamaya devam edecek. Korkmayın, şeriatı bu ülke kaldırmaz. Şeriat gelmez. Ama Atatürk’ü biraz anladıysanız, şimdiye kadar neleri kaybettiğimizi az çok biliyorsunuz. Zaman dar, zarar çok. Bir olun, azimli olun.

Ve “Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini, diyebiliyorsanız seçmenlerinizin önüne düşün! Sonra da deyin ki “Düşün peşime!”

 

mm

Polat Üründül

Polat Üründül Bilkent Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Portsmouth Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Çalışmaları üzerine yüksek lisans yaptı. Hala Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde doktora çalışmasına devam etmektedir. Twitter.com/polaturundul polat@polaturundul.com

1 Comment

  1. Ferit Erkekli dedi ki:

    Sayın Üründül,
    Menderes/DP , Özal/ANAP ve Demirel/DYP’nin mirasının varisi uzun zamandır AKP. Bu noktadan bir geri dönüş olup da bazı milletvekillerinin mevcut bir partiye katılarak yeni bir merkez sağ hareket yaratabilmesi bana oldukça zor gözüküyor. Çünkü seçmen vekile, “Ben sana A partisinden aday olduğun için oy verdim, neden seçilince B partisine geçtin” diyerek tepki gösteriyor.
    Bence mahalli seçimler bütün partiler ve liderler açısından iyi bir gösterge olacak. Seçmen baraj korkusu olmadan oy verdiği için mahalli seçim sonuçları gerek il bazında gerek bölgeler bazında gerekse de ülke bazında siyasi eğilimleri daha iyi yansıtıyor diye düşünüyorum.
    Yeni çözümler için yeni partilere değil mevcut siyasal partilerin kendilerini yenilemelerine gerek var.
    Selam ve saygılarımla.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!