LİBYA ÜZERİNE - Halimiz
LİBYA ÜZERİNE 2
ABD-İRAN KRİZİ ŞİMDİLİK SAKİNLEDİ
9 Ocak 2020
LİBYA ÜZERİNE 3

İki hafta kadar önce Meclis’te kabul edilen Libya’ya asker gönderme teskeresi üzerine lehte ve aleyhte çok yorum yapıldı. Bu yorumları bir tarafa bırakarak kendi düşüncelerimi özetlemek istiyorum. Konu önemli çünkü ülkemizin geniş bir yelpazede çok sayıda sorunla karşı karşıya bulunduğu ve jeopolitik gelişmelerin dünyamızı karışık bir ortama sürüklediği bir dönemde yabancı bir ülkeye asker göndermenin taşıdığı riskleri iyi değerlendirmek zorundayız.

Libya meselesini daha iyi anlayabilmek için 2011 yılına gitmekte yarar var. O yıl içinde başlatılan Arap Baharı Operasyonunun amacı, hedef ülkelerin tamamını istikrarsızlaştırmaktı. Ordusu bölünen Libya ve Suriye gibi ülkeler bu acı kaderi yaşadı ve yaşamaya devam ediyorlar. Ordusu bölünmeyenler şimdilik durumu idare ediyorlar ama gelecek onlar için de belirsizliklerle dolu. Tabii bu arada Arap Baharı operasyonunun Arap ülkeleri ordularının ne kadar güçsüz olduğunu ortaya koyduğunu da unutmamak lazım.

Şimdi Libya’ya biraz daha yakından bakalım. Libya, enerji kaynakları bakımından önemli bir ülke. Dünya petrol rezervleri sıralamasında 9’uncu, doğal gaz rezervi sıralamasında 20’nci sırada yer alıyor. Her ne kadar enerji üretim teknolojisinin bugün eriştiği noktada petrolün 30-40 yıl önceki önemi kalmasa da ilk bakışta Libya’ya yapılan müdahalenin önemli bir sebebinin enerji kaynaklarının paylaşımı olduğu düşünülebilir. Ancak başka bir sebep, Libya’daki Çin varlığının giderek artmasıydı. Olaylar başladığında Libya’da çalışan 30 bin Çinli işçi vardı. Çin’in ülkedeki kontrolü yatırımlarıyla orantılı olarak giderek artıyor, Libya Çin’in kuzeyden Afrika’yı kuşatma hamlesinin bir üssü görüntüsü veriyordu.

ABD’nin amaçlarından bir tanesi, Çin’i Libya’dan söküp atmaktı. Uzun lafın kısası, Libya için tezgahlanan müdahale yapıldı. ABD’nin güdümündeki NATO, Libya güvenlik güçleri dağılana, Kaddafi ölüp, ülkede kontrol kaybolana kadar bombalamayı sürdürdü. Ülke bilinçli olarak iç savaşa sürüklendi. Bu arada ülkenin iç savaşa sürükleneceğini tahmin edemeyen Fransa ve Türkiye Libya pastasından hiçbir kazanım elde edemedi. Fransa, pastadan büyük bir pay kapmak peşindeydi. Türkiye ise zannediyordu ki Kaddafi yerini Müslüman Kardeşlere bırakacaktı. Her iki ülke de ciddi biçimde yanıldılar.

Bugüne dek Libya teskeresine ABD’den hiçbir tepki gelmedi. İlginç değil mi? Acaba birileri bize bir tuzak mı kuruyor? Bizi Suriye’de istedikleri gibi sopalayamayanlar Libya çöllerinde bir yıpratma savaşına bulaştırıp güç kaybetmemizi sağlayarak acaba yeni bir hedef ülke haline gelmemizi mi istiyorlar? Unutmayalım ki, Libya iç savaşında Hafter’i destekleyen ülkeler arasında Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Rusya ve Fransa’nın adı geçiyor. Bu ülkeler arasına Doğu Akdeniz konusunda sorunlar yaşadığımız Yunanistan’ı da ilave ettiğimizde nasıl bir karışıklığın içine sürüklenebileceğimizi net olarak görebiliyoruz. Hafter’in Türkiye’ye karşı cihat ilan ettiğini, Libya Parlamentosu’nun da merkezi Libya hükümeti ile yapılan deniz yetki alanları anlaşmasını kabul etmemesini hesaba katarsak durumun ne kadar karmaşık olduğunu daha iyi görürüz.

Şunu da unutmayalım. Türkiye’nin Libya’ya dengeleri kendi lehine değiştirecek ve Ulusal Mutabakat Hükümetini ayakta tutabilecek büyüklükte bir güç aktarmasının ve o gücü orada idame ettirmesinin kolay olmayacağını düşünüyorum. Uçaklarımızın oradaki harekata katılabilmesi çok zor ve tehlikeli. Hava desteği olmadan ne yapılabileceğini veya yapılamayacağını bir düşünün. Umarım askeri kapasitemizi aşırı zorlayacak bir duruma sürüklenmeyiz.

Bir de özellikle vurgulamak istediğim bir husus var. Libya’ya asker göndermek sınır komşumuza asker göndermeye benzemez. Çok tatsız sonuçlarla karşılaşılması olasılığı yüksektir. Gelecek şehit cenazelerinin altından kimse kalkamaz. Ülke ekonomisi zaten zordayken Libya olayına bulaşmanın büyük bir risk olduğunu düşünüyorum.

Kuşkusuz, Libya ile yapılan deniz yetki alanları anlaşmasını korumak Türkiye’nin menfaatine olacaktır. Arabulucu rolünü iyi oynamak söz konusu anlaşmayı muhafaza etme şansımızı arttıracaktır. Çünkü Libya’daki iç savaşın neticesi ne olursa olsun, ülkeye menfaat sağlayan bir anlaşmanın muhafaza edilmesi istenecektir.

Aslında Libya tezkeresi üzerinde Meclis’te yapılan tartışmalarda da CHP’nin görüşü bu doğrultudaydı.

Bu noktada İstanbul Ekonomi Araştırma’nın hazırladığı Türkiye Raporu’nda yer alan bazı çarpıcı rakamlara değinmekte yarar var. Şöyle ki;

  • Fırat Kalkanı ve Barış Pınarı harekatlarına yüzde 75 oranında destek veren yurttaş Libya’ya asker gönderilmesini istemiyor.
  • Türkiye’nin 12 ilinde gerçekleştirilen bilgisayar destekli anket sonuçlarına göre katılımcıların yüzde 58’i Libya’ya asker gönderilmesini istemiyor.
  • Ankete katılan AKP’li seçmenlerin yüzde 30’u, CHP’li seçmenlerin yüzde 78’i, HDP’li seçmenlerin yüzde 91’i, İYİ Parti seçmenlerinin yüzde 88’i ve nihayet, MHP seçmenlerinin yüzde 58’i Libya’ya asker gönderilmesine karşı çıkıyorlar.
  • Ankete katılanların yüzde 75’i Türkiye’nin bölge ülkelerdeki çatışmalarda taraf seçmemesi ve arabuluculuk görevi üstlenmesi gerektiğini belirtiyorlar.

Umarım egemen siyaset halkımızın konu ile ilgili hissiyatını iyi değerlendirir.

Türkiye’nin izlediği Libya politikasını ağırlık merkezi arabuluculuk olmalıdır. Silahlı kuvvetlerimizi aşırı zorlayacak hamlelerden kaçınılmalıdır. Bu yaklaşım, uluslararası ilişkiler bağlamında da sorun yaratmaz. Doğu Akdeniz’de aleyhimize oynanan oyunlar karşısında tepki vermek, tedbir almak en doğal hakkımızdır. Ancak aşırı risk almanın da bir ölçüsü olmalıdır. Unutmayalım ki Libya Türkiye’den 2250 km uzaklıktadır ve Türkiye’nin Libya’da Suriye konusunda olduğu gibi belirleyici bir unsur olabileceğini beklememek gerekir.

Sonuç olarak, etrafımızın ateş çemberi ile çevrildiği bir dönemden geçerken Libya konusunda her zamankinden daha fazla dikkatli ve tedbirli olmak durumundayız. Taktik ve stratejik hataların telafisinin çok zor olacağı bir zaman diliminde bulunduğumuzu unutmayalım.

 

mm

Dr. Ali Tigrel

Devlet Planlama Teşkilatı Eski Müsteşarı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!