KÜRTAJIN BİLİNMEYEN ETKİLERİ - Halimiz
DEPRESYONDAYIM…
22 Kasım 2018
SADECE İNSANIZ
22 Kasım 2018

Bir kadın olarak bedenimiz de, bedenimizle ilgili kararlar da bize ait. Hamilelik, kimi kadın için muhteşem bir sürpriz ve mutluluk kaynağı iken, bazı kadınlar için de çeşitli nedenlerden dolayı sonlandırılması gereken bir durum. Doğurup doğurmamak ya da sağlık açısından bebeği aldırmak bir seçim ve karar. Ancak bu kürtajın, var olan ilişkimizi ve daha önemlisi bu kürtajdan önceki ve sonraki çocukları nasıl etkilediğinin bilincinde miyiz? Çocuklar için “daha önemlisi” kelimelerini kullandım çünkü kürtaj, anne babanın ya da taraflardan birinin kararı olmasına rağmen olumsuz sonuçların çoğunu çocuklar çekmektedir; hem de bu durumda hiç rolleri olmamasına rağmen.

Kürtaj, enerji ve bilinçaltı boyut bakımından hem anne-babayı ve ilişkilerini, hem de çocukları son derece etkileyen bir hamledir. Maalesef ki bu tür etkileri aile dizilimi çalışmalarında (Aile dizimini anlatan yazımda  bulabilirsiniz) görüyoruz. Son dizim çalışmalarında çözüm, üst üste kürtaj bebekten geldiği için konuyu yazma ihtiyacı duydum.

Maalesef ki insanlar, atalar ve nesiller arası enerjiler ve hayat, bizim düz mantığımıza göre değil, kendi evrensel ve kolektif vicdan değerlerine göre işliyor.

Anne karnına düştüğümüz andan itibaren enerjimiz, ruhumuz, bilinçaltımız, her şeye açıktır. Özellikle de anne ve babamızın duygularına ve düşünce kalıplarına. Dolayısıyla bir bebek, kürtajla alındığında bunu bilir ve hissettiği ise çoğunlukla terkedilmişlik, istenmemişlik ve değersizliktir. Bu bebeğin ruhuna bu bir kod gibi işlenir. Aldırma nedeni ne olursa olsun, bebeğin hissedeceği şeylerdir bunlar. Ve maalesef ki kürtajın nedeni bedeli azaltmaz.

Anne baba açısından baktığımızda, kürtaj, anne babanın ilişkisini de oldukça olumsuz etkiler. Kürtajın bedeli sevginin, ilişkinin, olumsuz etkilenmesidir. Hatta evlilik yoksa ilişki çoğu zaman biter. Gerçek ve derin boyutta anne babanın artık birbirine sevgiyle bakmasını engeller. Hele bu kaybın acısı, yası, yaşanmaz ise bebek unutulur ya da bu kayıpla yüzleşilmez ise bu yük, bu acı ve yas, bu sorumluluk, kardeşlere kalır. Anne babanın üstlenmediği her sorumluluk ve duygu çocuklara miras kalır. Bu acıya izin verilmezse çocuk bu eksikliği ve katılığı hisseder ve hayata direnir.

Hatta kardeşi ölü (anne babanın kararıyla) kendi yaşıyor olduğu için vicdan azabı duyup kürtaj bebekle bağ kurar ve onun gibi yani ölü gibi yaşamayı seçer. Ve hayatında hastalık, para sorunları, hissizlik, yanlızlık… birçok olumsuzluk olur. Bunların hepsi bilinçaltı boyutta bilinçsizce yapılır. Bu kürtaj, sır olarak saklanılsa bile ruh enerji boyutunda bunu bilir, hisseder ve diğer çocuklar bilinçsizce eksik olan kardeşini arar ve özler. Bebeğin kayıp duygusu kardeşlere geçer. Çünkü kolektif vicdan kimsenin unutulmasına, yaşam hakkının alınmasına izin vermez. Her ruhun, varlığın değerinin bilinmesini ister. Dolayısıyla her hamilelik (düşükler de dahil olmak üzere) aile sistemine dahildir. Kaç düşük, kürtaj ve çocuk varsa o kadar çocuk annesi ve babası olunur. Halbuki bizler sadece doğurduğumuz çocuk sayısını söyleriz, örneğin 2 çocuğum var diye.

İşi hep yarıda kalan, daldan dala atlayıp çeşitli işler yapan bir beyle çalıştığımızda, kürtajdan yiten bebeğinin “benim hayatım yarım kaldı, sizin de işiniz gücünüz yarım kalsın” şeklindeki ahın, işlerinin hep yarım kalmasına neden olduğunu keşfettiğimizde çok şaşırmıştık.

Peki, çevrenizde, hiperaktif çocuklar var mı? Varsa, kürtaj çalışması, çocukların rahatlamalarını ya da çözümü getirebilir. Çünkü hiperaktif çocuk, kürtaj kardeşlerinin enerjisini de hissediyor ya da yaşatıyordur. Aşırı enerjisi ve hareketliliği de tek kişi olamadığı, kürtaj kardeşleriyle kurduğu bağdan gelen enerjilerdendir. Kardeşini de kendisindeki hareketlilikle yaşatıyordur.

Kilolarınızla aranız nasıl? Fazla kilonun da sizin ya da annenizin kürtajlarıyla ilgili olabileceğini söylesem ne hissedersiniz? Kilolarına çalıştığımız danışanımın diziminde annesinin kürtajla aldırdığı bebekler için de yediğini, yani aslında 3 kişilik yiyerek 2 kürtaj bebeği anmaya, yaşatmaya çalıştığını bulmuştuk. İlginç değil mi?

Son örneğim de bir annenin farkında olmadan kürtaj bebeğinin yerine aile fabrikasını koymasıyla ilgili. Anne, fabrikayı, bebeği yerine koyup, bebeği, fabrikanın işleriyle, başarısıyla, varlığıyla yaşatmaya çalışıyordu. Bunu hisseden diğer çocuk ise yoğun derecede fabrikayı kaybetme korkusu yaşıyordu, yani kürtaj kardeşini tekrar kaybetmekten korkuyordu.

Örnekler oldukça ilginç ve bana göre oldukça da sarsıcı. Biraz enerjilerin işleyişi, bilinçaltı ve aile dizimi bilginiz varsa bu yazdıklarımı anlamlandırmanız daha kolay olacaktır. Belki de dinler de kürtajı bu nedenlerden yasaklamıştır. Ne dersiniz?

Acaba sizin de etkisi altında olduğunuz kürtaj kardeşleriniz var mı? Ya da kürtajınızla etkilenen çocuklarınız? Belki de yaşadığınız bazı sorunlar bu kürtajlarla ilgilidir? Eğer sizin ya da annenizin kürtajı varsa; o bebekleri anmak, kalbinizde yer açmak önemli olacaktır. Bedenli görmediniz ya da doğurmadınız diye onları yok saymayın. Arzu ederseniz, danışanlarıma, çalışmadan sonra yapmalarını tavsiye ettiğim küçük bir ritüeli deneyebilirsiniz. Cam kenarında bir mum yakıp o bebekleri anabilirsiniz. Onlarla konuşarak ya da dua ederek onları kalbinize almanız, “Sen gittin ben kaldım. Vaktim dolduğunda ben de yanına geleceğim ve o zaman senle vakit geçirme şansımız olacak. O zamana kadar seni sevgiyle hatırlayacağım. Sen de beni sevginle kutsa,” cümlelerini söylemek sizi de o bebekleri de çok rahatlatacaktır. Bunu yaparsanız bana da nasıl hissettiğinizi, neler olduğunu yazarsanız, çok sevinirim.

 

mm

Yıldız Karacasoy

Çok şanslı biriyim çünkü çok severek yaptığım iki işim var. İlki özel bir üniversitede hocalık yapmak. İkincisi de bireysel gelişim, enerji ve bilinçaltı danışmanlığı yapmak. İlk işimi bilinçli seçtim ama sanırım ikincisine çekildim. Aile dizimi, regresyon, affetme ve bilinçaltı çözülme çalışmaları, yaşam koçluğu, kinesiyoloji en zevkle çalıştığım konular. Dişilik, bolluk bereket oluşturma ve bilinçaltı ise eğitimlerini ve seminerlerini verdiğim konular. 2010-2014 yılları arasında Kanal B Bizbize programında tüm bilgimi ve deneyimimi paylaştım. Artık yazılarımla da buradayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!