KİTAPLARDAN ÖĞRENDİĞİMİZ İPUÇLARI İLE KENDİMİZİ HATIRLIYOR OLABİLİR MİYİZ? - Halimiz
KİTAPLARDAN ÖĞRENDİĞİMİZ İPUÇLARI İLE KENDİMİZİ HATIRLIYOR OLABİLİR MİYİZ? 2
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ
19 Aralık 2019
KİTAPLARDAN ÖĞRENDİĞİMİZ İPUÇLARI İLE KENDİMİZİ HATIRLIYOR OLABİLİR MİYİZ? 3
PAZARLAMA ETİĞİ
19 Aralık 2019
KİTAPLARDAN ÖĞRENDİĞİMİZ İPUÇLARI İLE KENDİMİZİ HATIRLIYOR OLABİLİR MİYİZ? 4

Hani bazen hep bilirsiniz aslında ama bildiklerinizi hep göz ardı edersiniz. Ya da bildiklerinizi kısa bir süreliğine de olsa unutursunuz. Unuttuğumuz zaman da tek yapmamız gereken şey hatırlamaya çalışmaktır. Unutmak ya da göz ardı etmek ile hatırlamak ve yeniden kullanılır kılmak arasında geçen zamandır hayat… Ruh, beden alırken unutur ve tüm yaşam boyu yeniden hatırlamak için çabalar.

Ruha gelmeden önce benim unuttuklarımdan bahsedeyim sizlere. Çoğu zaman okumak için kitaplar alır ve onları unuturum. Bir gün gelir kitaplardan biri raflardan bana gülümser ve onu alıp okumaya başlarım. Kim bilir belki de yıllardır okunmayı bekliyordur. Bazen de kolye, küpe, eldiven gibi aksesuarlarımı ihmal ederim. Aslında hepsinin bir ruhu vardır ama ben bazen belli aksesuarlara kafayı takar ve hep onları kullanırken diğerlerini unutuveririm. İhmal ederim. Gün gelir diğer aksesuarları hatırlarım ve onların da ruhunu onurlandırmak için yeniden kullanmaya başlarım.

Bu aralar yeni yıl öncesi evi arındırıyorum. Eskidiğini ve artık kullanmayacağımı düşündüğüm eşyaları, giysileri, aksesuarları ayırıyorum ve evin üzerindeki ağırlığı biraz hafifletmeye çalışıyorum. Kelimenin tam anlamıyla eve “detoks” uyguluyorum. Kimi zaman bizler gibi evlerin de arınmaya ve sadeleşmeye ihtiyaçları oluyor. Bu arada elime neler geçmiyor. Anısı olan kartlar, eski fotoğraflar, yarısı okunmuş, bir kenara konmuş ve unutulmuş kitaplar… Yeni yıl gelmeden evi düzenlemek isterken bir yandan da yarım kalmış kitapları bitirmek istiyorum. Yeni yıla eski yıllardan kalan birikintiler ile girmek istemiyorum. Yeni yılda yeni başlangıçlar yapmak, yeni kitaplar okurken yeni hayatlar görmek ve yeni hayaller kurmak istiyorum.

Eski yıllardan kalan kitapları okurken bu kitabı alıp neden bu kadar süre ihmal etmişim diye de düşünmeden edemiyorum. Her bir cümlesi üzerinde saatlerce düşünmeye değer bir kitap. Tam bir başucu kitabı. Arada sırada bir sayfasını açıp okumak için ideal bir kitap. Biliyor musunuz kafamda bir soru işareti olduğunda bir kitabı rastgele elime alıp rastgele bir sayfasını açıp o sayfayı okuyup soruma cevap ararım. Bu kitap da aradığım sorulara cevap verebilecek bir kitap. Bu aralar kafamdaki çılgın sorulara cevap veriyor ve ben okudukça unuttuğum birçok şeyi hatırlamaya başlıyorum.

Bağımlılık ne demek? Esas kim yoksul? Kendimizi nasıl bağışlarız? Geçmişimizi nasıl iyileştirebilir ve geleceği nasıl inşa ederiz? Kitabı okumaya devam ederken sorguladığım konular her geçen gün artmakta ve cevapları da önüme çıkmakta.

Bağımlılık, sizlerle sürekli paylaştığım bir konu. Bağlı olmak başka bir şey. Bağımlı olmak bambaşka bir şey. Bağlı olmak, sadık olmak demek. Bağımlı olmak ise bazı kişiler ya da nesneler olmadan yaşayamamak ve var olamamak demek. Hayat ise bağımlılıklara harcanamayacak kadar değerli bir şey. Bağımlı olmak, aslında tamamen kendi kişisel tercihimiz çünkü korkularımız bizi bağımlı kılıyor. Bağımlılık, kendimize olan saygının azalması ve itibarımızdan vazgeçememenin bir sonucudur. Bağımlı olmak, kendimizi ezdirmeye izin verdiğimizde ortaya çıkan bir durumdur. Eğer tamam hissetmiyorsak yani bedenen, ruhen ve zihnen tam, bir ve bütün değilsek ve varoluşumuzda kopukluklar yaşıyorsak, bağımlı hissederiz. Bağımlı olmak, kişinin kendisine inanmayı bırakması ve hayal etmekten vazgeçmesi demektir. Kendimize inandığımızda ve hayatı yaratabilme gücümüzü hatırladığımızda bağımlı olmaktan vazgeçer ve kendi hayatımızı kendimiz istediğimiz şekilde inşa edebiliriz.

Yoksulluk ise kendi sınırını görememek demek. Bir kişi ne kadar sonsuz ve sınırsız olduğunu bilemezse yoksuldur. Bir kişi istemediği işi yaptığında yoksuldur. Bir kişi yaratıcılığından vazgeçtiğinde yoksuldur. Evrende sınırsız ve sonsuz seçenek vardır. Evren bolluktur. Bu bolluğun içinde yoksul hissediyorsak bu tamamen kendi sınırımızı görememektendir. O yüzden kendimize sormamız gereken ilk soru “gerçekten de yapmak istediğimiz işi mi yapıyoruz” olmalıdır. Ve daima yeni bir şeyler yaratmak için çaba göstermeliyiz. Yaratmak, hayal kurmaktır. Yaratmak, düşünmek ve düşüncelerini hayata geçirmektir. Yalnız hatırlanması gereken şey iyiyi de kötüyü de yaratabilme yeteneğimizdir. O yüzden hayatımızı inşa ederken hep iyi şeyleri hayatımıza çekmek için iyi düşünmeli ve iyi ve olumlu hayaller kurmalıyız. Özgürce ve sınırsızca hayal etmeliyiz.

Kendimizi bağışlayabilmek ve geçmişimizi iyileştirebilmek için öncelikle geçmişimizde kalan ama hala açık olan birçok yarayı, hesabı ve borçları temizlemeliyiz. Öncelikle kendimizi sonrasında bizi üzdüğünü ve yaraladığını düşündüğümüz kişileri affetmeliyiz. İçimizdeki tüm safraları dönüştürmeli ve temizlemeliyiz. Kapanmamış yaraları temizlemeli, yarım kalmış tüm hesapları kapatmalıyız. Olaylara başka bir açıdan bakmayı denemeliyiz ve hep “şimdiki an”da yaşamalıyız. Geçmişi temizleyip bir daha geçmişe bakmamalı ve “şu an”ın tadını çıkarmalıyız. Yargılardan uzak durmalı ve hem kendimizi hem de başkalarını anlamayı denemeliyiz. Gözlemlemeliyiz. İzlemeliyiz. Sessiz kalıp sadece izlemeliyiz. Ve hatırlamalıyız: Bizim için hayırlı olan hayatımızda kalmaya devam ederken süresini doldurmuş olan her şey hayatımızdan çıkar gider. Endişe, korku ve şüpheye kapılmayı bıraktığımızda geçmiş iyileşir.

Olaylara bakış açımızı değiştirdiğimizde, kayıtsız bir tavır sergilediğimizde yani yargılardan uzak ve tarafsız bir şekilde olaylara yaklaştığımızda, sadece sevgi ile baktığımızda geleceğimizi de bambaşka inşa edebiliriz. Zihnin kalıplarını, basmakalıp düşünceleri bir kenara bıraktığımızda ve dünyanın tüm yansımalarından kendimizi soyutladığımızda gelecek de değişir. Kendi içimizde ve düşüncelerimizde onaylamadığımız hiçbir şey yaşamımızda karşımıza çıkmaz. O yüzden ne düşündüğümüz çok önemlidir. İyi şeyler düşlediğimizde ve olumlu isteklerde bulunduğumuzda, hayatımıza bunları çekeriz. Dolayısıyla da gelecek şifa bulur ve arınır. Yeni bir düşünme şekli benimsediğimizde ve eski zihin alışkanlıklarımızı bir kenara bıraktığımızda, evriliriz, gelişiriz ve değişiriz. Bu evrim ve değişim ile daha özgür olur ve iyi ve olumlu düşüncelerle geleceği yeniden yaratabiliriz. İstediğimiz her şeyi hayatımıza çekmek bizim elimizde çünkü. Yaşadığımız hayatın tek sorumlusunun kimse değil sadece kendimiz olduğunu keşfettiğimiz gün tüm geleceğin de değişeceği gündür.

İşte aslında bildiğim ama unuttuğum, bildiğim ama göz ardı ettiğim konular bunlardı. Kendime hep sorduğum ve cevabını aradığım konular bunlardı. Ruhum biliyordu ama unutmuştu ki yeniden hatırlayacağı güne kadar. Yine unutur muyum okuduklarımı ve hatırladıkları mı? Kim bilir? Belki de yine unuturum ve hayatıma çektiğim bir kitap, bir film ya da bir kişi bana tüm bunları yeniden hatırlatır. Çünkü hayat, unutmak ve unuttuklarımızı yeniden hatırlamak arasında geçen bir süreç ve yolculuk…

mm

Burcu Yırcalı

Yogaya boyun ve bel ağrıları gibi sağlık sorunları yüzünden 2006 yılında başladım. Önceleri yoganın sadece bedensel boyutuyla ilgilenirken ve “savasana” (ceset pozisyonu) adı verilen son dinlenme pozisyonunda bir dakika bile kıpırdamadan yatamazken zaman içinde yoganın bedensel boyutunun ötesinde boyutları olduğunu da fark edip çok sevdim. Bu sevgi benim yoga üzerine eğitimlere katılmama sebep oldu. 2012 yılından beri yoga eğitmenliği yapmakta ve yoga ve meditasyon ile hem kendi hem de katılımcıların hayata değişik bir açıdan bakmasını amaçlamaktayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!