KIRMIZI ÇİZGİ VE GÜVEN - Halimiz
SURİYE’DEKİ KÜRTLERİN DURUMU
10 Ocak 2019
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ
17 Ocak 2019

Düşünün ki bir iş akdi içindesiniz. Siz sözleşmenin size düşen kısmını yerine getirmişsiniz ama karşı taraf yerine getirmemiş. Ne yaparsınız?

Önce sözlü, sonra yazılı ihtar eder, en sonunda iş akdinizi feshedip, hukuki hakkınızı ararsınız, öyle değil mi?

Günün sonunda aranızdaki ticari bir ilişkidir, anlaşamazsınız, anlaşmayı sonlandırıp kendi yollarınıza gidersiniz.

İkili ilişkilerde bu kadar net de değildir, kolay da. Evlilik de bir akittir. Ama her zaman iki taraf da yüzde 50 verecek diye bir şey yoktur. Bu oran sürekli değişir. Önemli olan yekûndur. Bir ilişkiden çıkarken bakılması gereken şey, ilişki içindeyken edindiğin kazanç/bedel ile ilişkiden çıkınca ödeyeceğin bedel/kazancın kıyaslamasıdır. Hangi taraf ağır basarsa, kararın o yönde olur.

Ama işte işe insan faktörü girince akıl ile kalp sürekli birbiriyle kavga ediyor. Aklın çek git diyor, kalbin dur sen çok seviyorsun diyor.

Her durumda, ister iş ilişkisinde olsun, ister kişisel ilişkilerde, nihayette akıl galip gelir çünkü kalp mutlaka kırılacaktır. Kırık bir kalp ise ister istemez avunmak için akla sığınacaktır.

Aklın galip gelmediği durumlar yok mudur? Vardır. Aşk mesela. Akla rağmen vardır aşk. Hiç bir mantık, hiç bir akıl yürütme ile açıklanamaz bu duygu. Aklın tam manasıyla tutulmasıdır aşk. Kalbin akla karşı elde ettiği en şanlı zaferdir aşk. Eninde sonunda bitecek olsa da. Çünkü kalpten gelen bir çok duygu gibi, aşk da sonsuz değildir, biter.

İlişkileri bitiren veya zedeleyen şey nedir? Açık olmayan iletişim. Yani doğruyu söylememek. Yani ilk başta verdiğim örnekteki iş anlaşmasında bir tarafın verdiği sözü tutmamasıdır esas sorun olan. Ya da bir gerçeği gizlemesi, açıkça farklı anlatması veya bilerek yanlış yönlendirmesidir güveni kıran şey.

Seneler önce Bali’ye gittiğimizde adadaki Burger King’i görünce bizi gezdiren şöför anlatmıştı, Bali’de aslında Burger King zinciri yokmuş, Balili bir girişimci bu isimde bir hamburgerci açmış ama orijinali ile ticari bağlantısı yokmuş. Adam isim hakkı filan vermeden kurmuş, işletiyormuş. Defalarca dava açılmasına rağmen Bali’de hukuk pek işlemediği için bir sonuç alınamamıştı o zamanlar. Şimdi google’den baktım 2013 senesinde Burger King isim hakkı yasal olarak bir yiyecek içecek işletmesi grubuna verilmiş…

Türkiye giderek Bali’ye benzemeye başlıyor iş anlamında. Ortamda dolandırıcı dolu. Şirket kurup çalışanlarını ortak yapıp buna “crowd sourcing” ismini verip para ödemeyenini mi istersin, dernek veya vakıf adı altında toplanan paraları kendi özel şirketlerine ihale ile devredenlere mi, AB hibesi için proje yazmak için para toplayanıp, çiftlik bank misali saadet zinciri satanını mı, çeşit çeşit dolandırıcılık türedi.

Bunlardan bir tanesi de ünlü markaların isimlerini kullanarak tüketici yanıltarak nitelikli dolandırıcılık yapmak. Örneğin çamaşır makineniz bozuldu, google aramasında örneğin Samsung yetkili servis diye aratıyorsunuz, karşınıza örneğin samsung yetkiliservis. com diye bir site çıkıyor. Adamları çağırıyorsunuz, evinizdeki bozuk makineyi teslim ediyorsunuz. Sizden fahiş bir fiyat istiyorlar, ama yetkili servis, orjinal parça diye kontrata imza atıyorsunuz. Sonra bir bakıyorsunuz ki irsaliyede markanın logosu yok! Makinanızı 3 günde tamir etmeyi vaad edip 4 hafta sonra geri getiriyorlar. Makinanın tamiri de tam yapılmamış oluyor. Bu tarz dolandırıcılığa maruz kalmamış aile yok gibi. Bu konuda internet yasaları yetersiz olduğu için dolandırıcılık yapmaya devam ediyorlar. Bu konuda büyük markalara düşen görev tüketiciyi bilinçlendirmek.

Böyle bir durumla karşılaşınca tüketici mahkemesine başvurabiliyorsunuz.

Şu anda her sektörde olduğu gibi eğitim sektöründe de nitelikli dolandırıcılık revaçta. Orta sınıf seküler ailelerin çocuklarının gelecek kaygısından yola çıkarak onlara hayaller satan, diplomalar vaat eden, yurtdışında denklik vaat eden kurumlar var. Bir çok özel okul bunu vaat ediyor. Aman çok iyi kontrol edin. Özellikle öğrencileri yurt dışındaki okula yerleştireceğini iddia edip, parayı topladıktan sonra ortadan kaybolan bir çok firma var. Ya da sizden paranızı aldıktan sonra vaad ettiği eğitimi sunmayıp paranızı da iade etmeyen kurumlar var. Fuarlara katılan firmalar genelde güvenilir oluyor ama eğitim işi çok hassas. Çocuğunuzu iyi eğitim alsın diye yurtdışına yolluyorsanız, yolladığınız okulun kalitesinden de emin olun muhakkak.

Sağlık sektöründeki dolandırıcılık ise yasal şekilde yapılıyor. Hastanın gerçekte ihtiyacı olup olmadığı belli olmayan testlere dünya kadar paralar ödeniyor. SGK özel hastane anlaşmalarındaki hasta katkı payı artık orta sınıf için bile ulaşılması güç bir durum haline geldi.

Güven demiştik. Güven kolayca yitirilmeyen, ama yitince geriye hiç bir şey bırakmayan bir duygu. Yitiminde en derin acıları hissettiren, en büyük isyanları yaşatan duygu. Güven, cam bir vazo gibidir. Kırıldığında parçaları bir araya getirsen de ilişki asla eskisi gibi olmaz, hiç bir zaman tam anlamda tamir olmaz.

Güveninizi yitirdiğiniz kişiyle yüzleşip ilişkinizi de bitirebilirsiniz, yüzleşmeyip mesafe de alabilirsiniz. Hangi yolu seçerseniz seçin artık ilişkiniz asla eskisi gibi olmaz.

Kurumlarla olan ilişki de böyledir. Eğer bir kurumun sahibi veya yetkilisi, gözünüzün içine baka baka yalan söylüyorsa, sizin o kuruma bir daha güvenmeniz mümkün değildir. Herkesin kırmızı çizgisi farklı yerdedir ama toplumu oluşturan her bireyin ortak zemini güvendir. O çizgiyi geçince, geri dönüş çok zor olur. Misal; devletin bu çizgiyi geçtiğini veya yetkililerin doğruyu söylemekten vazgeçtiklerini halkın anlamaması mümkün değildir. Bu her kurum, her birey için geçerlidir.

Gerçek, er ya da geç ortaya çıkar.

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

1 Comment

  1. Zeliha Doğan Yeşil dedi ki:

    Sevgili sayfa arkadaşım, Doğruluk, güven, dolandırıcılık, açık olmayan iletişim… ve diğerleri. Haklı ve uyarıcı, bilgilendirici yazınız için kutluyorum. Kaleminize sağlık.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!