KARARLILIĞIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ - Halimiz
SAĞLIKTA ŞİDDETE KARŞI MÜCADELE GÜNÜ
18 Nisan 2019
EKREM İMAMOĞLU, İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI
18 Nisan 2019

Tarih: 16 Nisan 2018. Saat: 00.48. Bu yazıyı kaleme aldığım saatlerde Maltepe’deki yeniden sayım işlemi sona erdi. 

Yerel seçimlerin “sonuçlanmasının” ardından tam olarak 16 gün geçti. Ancak İstanbul’daki bilinmemezlik (Ahmet İnsel’in muhteşem tanımıyla “kasıtlı belirsizlik”) sürmeye devam ediyor. Muhtemelen, oyların çoğunluğu Binali Yıldırım’a gitmiş olsaydı şu an Cumhur İttifakı adayının belediye koltuğundaki 16.günü bitmiş olacaktı. Fakat sonuç İmamoğlu lehine olunca haberler tam 16 gündür “kesin olmayan sonuçlara göre İBB Başkanı” ile başlıyor. 

Peki bu 16 günlük süreçte uzunca bir süredir doğru siyaset yolunu bulamayan muhalefet kanadı neleri başardı, öne çıkan unsurlar nelerdi? 

  1. İmamoğlu’nun sükuneti 

Önceki yazımda da belirttiğim gibi, Ekrem İmamoğlu’nun sakin tavrı, eleştiriye açık ve gerginlikten uzak yaklaşımı seçim süreci boyunca kendisine bir hayli puan kazandırdı. Nitekim resmi olmayan sonuçlara göre (!) kendine oy veren, umutsuz seçmeni bile şaşırtarak tarihi bir başarıya imza attı. Devamında ise tam bir sinir harbine dönüşen seçim belirsizliğinde bile sükunetini koruması kendisine oy vermeyen seçmenin bile İmamoğlu’na sempatiyle yaklaşmasını sağladı. Anadolu Ajansı’ndan bahsederken yuhalamaya başlayan kalabalığa “aklınıza Anadolu Ajansı’nı yuhalamak geldiğinde kahkaha atın” demesi, sayımların tekrarının gitgide arttığı dönemde “sandığın dibini kazımayın, kuymağın dibi güzel olur, onu da bir gün size ısmarlarım” esprisi ve defalarca altını çizerek seçimlerin en büyük kazananının 16 milyon İstanbullu olduğunu belirtmesi bu 2 buçuk haftalık süreçte en çok akılda kalanlar oldu.

Bunun dışında, seçim sonuçlarındaki son durumları kendi sosyal medya hesaplarından YSK kaynaklı paylaşması, gündeme dair her gelişmede toplumu aydınlatıcı açıklamalar yapması ve her belediye meclisi görüşmelerinin canlı yayınlanacağını vurgulaması da kendisinin şeffaflığını gözler önüne serdi. 

2. CHP’nin seçim gecesi performansı 

CHP’nin seçim takip merkezinin cumhurbaşkanlığı seçimi gecesindeki başarısızlığı çoğu insanda ciddi anlamda umutsuzluğa sebep olmuştu. Çünkü seçim süreci boyunca her sandığa sahip çıkılacağı ve tüm ıslak imzalı tutanakları kendi sistemlerinde toplayarak Anadolu Ajansı’nın açıkladığı sonuçlarla karşılaştırma yapılabileceği belirtilmişti. Nitekim öyle olmadı, seçim gecesi CHP’nin sistemi çöktü ve bir yerden sonra verileri Anadolu Ajansı’ndan almaya başladı.

Bu seçimde ise, geçtiğimiz yazdan ciddi dersler çıkartan bir seçim takip merkezi vardı karşımızda. Sistem tıkır tıkır işleyecek hale getirilmiş ve tüm ıslak imzalı tutanaklar veri akışında bir kesilme veya çökme olmadan sistemlerine girilmişti. Bu durum, İstanbul’daki “gerçek” sonuçların ne olduğunu toplumun öğrenmesini sağlamış oldu. 

3. Sandıklara sahip çıkılması 

Maddi hatalar, yeniden sayımlar, itiraz dilekçeleri, YSK – İl Seçim Kurulu kararları ve daha niceleri… 16 günde uzun zamandır (hukukçular dışında) birçok terim ve prosedür hayatımıza girdi. İstanbul’un neredeyse her bölgesinde geçersiz oylar yeniden sayıldı, kimi ilçelerde ise tüm oylara yeniden sayım kararı verildi. Ancak, nereye bakarsanız bakın muhalefetin ülke genelindeki tüm milletvekilleri, il başkanları sandıkların başında olası bir adaletsizliği önlemek için nöbet tuttu, birbirlerinden güç aldı; almaya da devam ediyor. Muhalefetin bu sakin ama kararlı dayanışma tarzı kendi seçmeninin içindeki özgüveni keşfetmesini sağladı. 

İstanbul’da seçim sonuçlarının nasıl bir nihai bir karara varacağı halen muamma. Ama şu bir gerçek ki, muhalefetin (başta İmamoğlu olmak üzere) her açıklamaya ve her karara karşı sakin duruşu bir tür teslimiyetin aksine sağlam bir kararlılığın göstergesi. 

İstanbul’un belirsizliklerle dolu günlerini partinin ve cumhuriyetin kurucusu ulu önderin sayısız unutulmaz sözlerinden biri özetliyor aslında: 

“Hiç dinlenmemek üzere yola çıkmaya karar verenler, asla ve asla yorulmazlar.”

mm

Sinan Reis

Notre Dame de Sion Fransız Lisesi ve Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler - İşletme mezunu. Hayalindeki mesleği yapan bir headhunter. Galatasaray aşığı, Mustafa Kemal Atatürk sevdalısı. Olaylara Fransız kalmamak için okuyor, yazıyor. Ülkesine "çıkmadık candan umut kesilmez" sözüyle bakanlardan.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!