Halimiz KARANLIKTAN AYDINLIĞA
KARANLIKTAN AYDINLIĞA 2
SAĞLIĞIN İLK ON İLKESİ
3 Ekim 2019
KARANLIKTAN AYDINLIĞA 3
YALAN!
3 Ekim 2019
KARANLIKTAN AYDINLIĞA 4

Yazılarımı takip ediyorsanız son zamanlarda değişim ve dönüşüm rüzgarları içinde olduğumu da biliyorsunuzdur. Özellikle Mayıs ayından itibaren hayat bana değiş ve dönüş diyor. Ben o günlerden beri evrenin bana yolladığı mesajları doğru okumaya çalışıyorum. Nasıl bir değişim ve dönüşüm? Hayatımın hangi alanlarını değiştirmeli ve dönüştürmeliyim? Bu değişim ve dönüşüm nereden başlamalı? Ya da bu sürekli benim başıma mı geliyor? Her yedi senede bir hayatımı sil baştan değiştirmem mi gerekiyor? Ve tüm bu süreç içinde zihnim ve ruhum huzurlu ve mutlu mu? Hayatın getirdiklerine inanıyor muyum yoksa korkuyor muyum? Zihnim aydınlıkta mı karanlıklar içinde mi? Eğer ben zihnimi ve bilincimi aydınlıkta tutamazsam, cesaretten yoksun olup korkularımın beni ele geçirmesine izin verirsem dönüşebilir miyim? Değişebilir miyim? Elbette değişemem çünkü bilincim kirli, karanlık ve korku dolu. En iyisi değişime ve dönüşüme zihnimi ve bilincimi temizlemekten ve arındırmaktan başlamak.

Daha önceki yazılarımdan birisinde bahsetmeştim. Bir arkadaşım bilinçaltı çalışmaları yapıyor. Ben onunla geçen sene de yine bu zamanlarda bir çalışma yapmıştım. Demek ki neymiş? Benim değişim ve dönüşüm ayım doğduğum mevsim ve aymış. Geçen seneki ile yine aynı zamanlarda arkadaşım ile irtibata geçtim. İş ile ilgili sıkıntılarımı bilinçaltımı temizleyerek aşabileceğime inandığım için onunla bir çalışma yapmak istediğimi söyledim. Sağolsun o da beni kırmadı ve biz doğada buluştuk, mis gibi temiz havayı solurken bilinçaltı temizleme çalışmamızı yaptık. İnanır mısınız ben yeniden doğdum. Evet gerçekten de… Reenkarnasyon bu olmalı. İnsanın farkındalığını kaybettiği, her şeyi otomatik yaşadığı, ezberden yaşadığı günlerden çıkması ve yeniden bu aracın yani bedenin, zihnin ve ruhun kontrolünü eline alması…

Benim bilinçaltı konusunda bir eğitimim yok. O yüzden sizlere internetteki çeşitli sitelerden okuduğum bilgileri kısaca ve anlaşılır şekilde aktarmaya çalışacağım. Okuduklarıma göre bilinçaltı, ağacın kökleri gibiymiş yani çevresinde algılarıyla algıladığı her şeyi kaydedermiş. Herhangi bir şeyin hayatımıza girebilmesi için zihni o şeyin ortaya çıkmasına imkan verecek düşünce ve duygu ile beslenmesi gerekmekteymiş. Zihin belli bir düşünce ve duyguyla sürekli beslendiğinde o şeyi hayatımıza çekme gücüne sahip olurmuşuz. Yani tüm uzmanlar, neyi düşünürsen onu hayatına çekersin diyerek bize bilinçaltının hayatımızda çok güçlü bir çekim gücü olduğunu hatırlatmakta.

Zihnimizden günde binlerce duygu ve düşünce geçmekte. Hatta bu duygu ve düşünceler birbirine tamamen zıt duygu ve düşünceler olabilir. Bu tarz zıt duygu ve düşünceler fiziksel hayatta aynı anda gerçekleşemez. Mesela derslerinde sürekli başarsız olma korkusu yaşayan bir kişi giriştiği her işte başarısız olacaktır. Başarılı olabilme imkanı yoktur çünkü başarısızlık duygusuna ve korkusuna o kadar çok güç yüklemektedir ki hayatına bunu çeker.

Bu noktada yogada zihnin yerleşmiş kalıpları dediğimiz konuya geliyoruz. Hayatımızda belki de kendimize verebileceğimiz en büyük zarar zihnin kalıplaşmış düşünce yapılarından vazgeçememektir. Bunlar tamamen yargılardır ve bu yargılar bizim hayatımızı yönlendirir. “Para nedir ki? Elinin kiri” diyen bir kişinin hayatına bolluk, bereket ve para çekmesi olanaksızdır çünkü bu kişi zaten parayı ve kazancı kötü olarak nitelendiriyordur. “Tüm erkekler aynı. Hiçbiri birbirinden farklı değil” diye bir düşünce kalıbına sahip bir kadın hayatına hep aynı tip erkekleri çekecek ve aynı olayları yaşayacaktır. Yani oyuncular değişecek ama senaryo aynı kalacaktır. O halde zihnin kalıplaşmış düşünce yapılarından ve yargılarından vazgeçmeliyiz. Aslında bu noktada meditasyona da bir giriş yapmış oluyoruz.

Meditasyon, çevremizde olan olaylara ve gelişmelere karşı yargısız olmak, taraf tutmamak ve sadece izleyici, gözlemleyen kişi olmak değil miydi? Biz de kendi hayatımızda yargılardan arınırsak ve yargısız olmayı başarabilirsek bilinçaltımızı kirletmeyiz. Kirletmediğimizde de bilinçaltımızı yeniden kodlamamıza, format atmamıza ve programlamamıza gerek kalmaz. Tıpkı bir bilgisayar gibi düşünün. Bilgisayarınız da kirlendiğinde ve aşırı yüklendiğine, ona da format atıyoruz. Cep telefonlarımıza ara sıra güncelleme geliyor. Biz de bilinçaltımızı ve zihnimizi arada sırada güncellemeliyiz.

Yani bilinçaltının yasaları, bizim kendi inanç ve kabul ettiğimiz her şeydir. Bilincimiz kabul eder, bilinçaltımız ise inanır. Bu durumda da, bilinçaltı mıknatıs gibi kendi inancına uyan şeyleri, insanları, olayları ve gelişmeleri kendine çeker. Bilincimizi, bir fikri kabul etmek için kullanırken bilinçaltımızı da sonuçları kendimize çekmek için kullanırız. Bilinçaltında kayıtlı olan o kök inançları değiştirdiğimizde hayatımız da değişir. Çünkü tamamen başka bir senaryo yaşamaya başlarız.Yani inançlarımızı yeniden programlamak bizim elimizde…

İşte ben de arkadaşımla aynen bunu yaptım. Ormanda, sık ağaçların arasında, kuş seslerini dinleyerek, toprağı hissederek, sonbaharın mis gibi kokularını içime çekerek bilinçaltımı yeniden kodladım ve programladım. Format alttım zihnime. Zihnimde iş ve iş ilişkilerim ile ilgili tüm eski düşünce kalıplarını güncelledim. Temiz bir sayfa açtım kendime.

Hayatın akışına ve getirdiklerine güvenmeyi yeniden hatırladım. Hayatıma neyi istersem onu çekme gücüm olduğunu, yani yaratım gücümün elimde olduğunu yeniden gördüm. Sırf korkularımdan dolayı vazgeçemediğim ve bırakamadığım ne iş varsa onları bırakıp kendime boş alan yarattığımda, hayata ve akışa güvendiğimde, kendime inandığımda bu boş alanların çok daha iyisi ile dolabileceğini yeniden fark ettim. Korkularımı cesaret ile geride bırakabileceğimi, sadece hayatın doğal seyrine göre yaşayabileceğimi yeniden hissettim. İnanç ve düşünce kalıplarımı değiştirip hayatımın seyrini ve senaryosunu değiştirebilecek cesaretim olduğunu bir kere daha fark ettim.

Şimdi bana soruyorsunuzdur? Sen bir yoga eğitmenisin. Eğer sen bile zaman zaman zihninin ve bilinçaltının etkisinde kalıyor ve hayata güvenmeyi inanmayı unutuyorsan, kalbin yerine aklın ile seçimler yapmaya başlıyorsan, kalbinin sesini duyamıyorsan, zihnin seni ele geçirebiliyorsa, ruhun yerine zihninin dediklerini yaşıyor ve hayatına bu senaryoları çekiyorsan, o zaman biz nasıl başaralım bu işi? Evet ben bir yoga eğitmeniyim ve zihnin halleri ile sürekli uğraşıp duruyorum. Ama ben de bir faniyim. Eğer sürekli mutlu, huzurlu ve keşiş gibi olsam, bu dünyada işim ne? Ne deneyimlemeye geldim? İşte hayat benim de önüme kimi zaman kendi başıma altından kalkamayacağım gelişmeler ve senaryolar sunarak, yeniden kendimi bulmamı ve kendimi güncellememi sağlıyor. Bu programlama ve güncelleme sırasında da çevremde bilgi sahibi, huzurlu, işinin ehli kişileri bulmama ve onlarla bir araya gelerek beyin fırtınası yolu ile daha çok gelişmeme ve ilerlememe yardımcı oluyor. Yeni alanlar konusunda bilgi sahibi oluyor, yeni kitaplar duyuyor, onları okuyor ve bu alanda daha da ilerlemeye çalışıyorum. Zaten bu hayattaki tüm amacımız “tekamül” değil mi? Zihnimi karanlıktan aydınlığa, korkulardan cesarete, nefrette sevgiye dönüştürerek olgunlaşmaya ve evrilmeye çalışıyorum.

Ve Taoizm’in yin yang sembolünün anlamını bir kere daha hatırlıyorum: “Her karanlığın içinde aydınlık, her aydınlığın içinde karanlık vardır. Hiçbr şey sadece aydınlık ya da karanlık değildir. Hayatta her şey bir döngü içindedir, birbirini tamamlar ve birbirinden ayrı düşünülemez ve birbirinden ayrı var olamaz.” O halde kimi zaman karanlıktan aydınlığa kimi zaman da aydınlıktan karanlığa… İşte hayatın gerçeği ve anlamı bu… Yeter ki sürekli karanlıklar içinde yaşamayalım. Fark edelim ve hayatımızı yeniden aydınlıktan yana yapılandıralım.

mm

Burcu Yırcalı

Yogaya boyun ve bel ağrıları gibi sağlık sorunları yüzünden 2006 yılında başladım. Önceleri yoganın sadece bedensel boyutuyla ilgilenirken ve “savasana” (ceset pozisyonu) adı verilen son dinlenme pozisyonunda bir dakika bile kıpırdamadan yatamazken zaman içinde yoganın bedensel boyutunun ötesinde boyutları olduğunu da fark edip çok sevdim. Bu sevgi benim yoga üzerine eğitimlere katılmama sebep oldu. 2012 yılından beri yoga eğitmenliği yapmakta ve yoga ve meditasyon ile hem kendi hem de katılımcıların hayata değişik bir açıdan bakmasını amaçlamaktayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!