KAOSUN KAZANANI - Halimiz
KAOSUN KAZANANI 2
AYŞE NAZ ÇORUK’TAN ŞİİRLER
31 Ekim 2019
KAOSUN KAZANANI 3
BEKLE DEDİ
31 Ekim 2019
KAOSUN KAZANANI 4

Suriye’de savaş patlak verdiği 2011 yılından beri ülke içinde o kadar çok gelişme oldu ki, kimin nerede olduğunu takip etmek bir süre sonra imkansız hale geldi.

“Köşe kapmaca”dan hallice olan bu hengamede Soğuk Savaş’ın 21.yüzyıldaki versiyonuna şahit olduk desek pek de yanlış olmaz.

Birçok farklı unsurun yer aldığı, bölgelerin sürekli el değiştirdiği ülkede IŞİD de bu kaotik ortamdan faydalanarak elini güçlendirdi ve tüm dünyada korkunç saldırılara sebebiyet verdi.

Amerika IŞİD’e karşı YPG/PYD ile sahada işbirliğine girerken, Türkiye Esad rejimine karşı gelenlerden oluşan Özgür Suriye Ordusu’na destek verdi. Rusya, bir yandan sahada Türkiye ve Amerika ile tansiyonu yükseltmeden politika izlemeye çalışırken, bir yandan da İran ile birlikte Esad rejimine destek verdi. Esad için esasen Rusya başlı başına bir can simidiydi.

Bir yanda göç, diğer yanda savaş. Bu 8 yıllık süreci özetlemek oldukça zor, ama tek kelimeyle özetlenecek olunsa bu kelime “girdap” veya “arapsaçı” olurdu.

Geldiğimiz noktada ise Suriye’de artık tablo gitgide belirginleşmeye başladı denilebilir. Esad rejiminin düşmemesiyle sahadaki etkisini gitgide arttıran Rusya, son gelişmelerden sonra bu kaotik bölgenin belirleyici unsuru olduğunu ilan etmiş oldu. Bu durumun gerçekleşmesindeki kırılımı yaratanın Trump olduğu çok net ortada.

ABD Başkanı, Türkiye’nin sınırötesi operasyona hazırlandığı günlerde Suriye’den Amerikan askerini çekme kararı aldığını açıkladı. Bu karar, Amerika’da çok ciddi tepkilerle karşılandı.

Azil sürecinden dolayı üzerinde hiç olmadığı kadar baskı hisseden Trump’ın her gün bambaşka soru işareti yaratan çelişkili tweetleri de başlamış oldu. Trump, bir yandan askerleri Suriye’den çekmek gerektiğini açıklamaya çalışırken, diğer yandan kendisini PYD’yi yalnız bırakmak ve IŞİD’i tam anlamıyla bitirmeden sahayı terk etmekle suçlayanları “rahatlatmak” adına Türkiye’ye tehdit dolu, “benim onayım olmadan asla” tarzı açıklamalar yaptı. Bununla da kalmadı, Barış Pınarı Operasyonu’ndan 1 hafta sonra operasyonun başladığı gün kendi imzasıyla yazılmış olan diplomasiden uzak mektubu da yayınladı.

Amerika’nın Başkan Yardımcı Mike Pence önderliğindeki Ankara ziyareti ve buradan çıkan anlaşma ile operasyonun durdurulması kuşkusuz önem arz eden bir gelişmeydi. Ancak sonrasında Rusya’nın izlediği dış politika, bölgede kendi adına gelişen “zafer”in perçinlenmesi gibi oldu.

Rusya, önce bölgeden çıkarılan PYD/YPG’nin Esad rejimi ile görüşmesini ve birlikte hareket etmesini talep etti. Bu talep gerçekleştikten sonra da Erdoğan-Putin arasındaki 6,5 saatlik görüşme sonunda YPG’nin sınırdan çekilmesi ve ortak devriye yapılması konusunda Türkiye ile anlaştı.

Ekim 2019’un son günlerinde Suriye’deki tablo en azından biraz daha somutlaşmış durumda.

  • Esad rejimi: Rusya’nın yörüngesinde
  • Esad-PYD iletişimi: Rusya’nın kontrolünde
  • Çok konuşulan ve merak edilen Esad-Türkiye bağlantısı: Rusya aracılığında

Gelinen noktada, Amerika, Türkiye ve Esad rejimi belli kazanımlar elde etmiş olsa da bu kaosun gerçek kazananı Rusya olmuştur.

Kulağa biraz garip gelecek biliyorum ama:

Suriye’de her yol Rusya’ya çıkıyor.

 

Not: Putin’in Esad üzerindeki gücünü görmek isteyenler için: https://www.youtube.com/watch?v=R9KD3HT7Qx8

mm

Sinan Reis

Notre Dame de Sion Fransız Lisesi ve Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler - İşletme mezunu. Hayalindeki mesleği yapan bir headhunter. Galatasaray aşığı, Mustafa Kemal Atatürk sevdalısı. Olaylara Fransız kalmamak için okuyor, yazıyor. Ülkesine "çıkmadık candan umut kesilmez" sözüyle bakanlardan.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!