KADINLAR - Halimiz
KADINLAR 2
SİGARA İÇMEYİN
29 Ağustos 2019
KADINLAR 3
PUTİN’LE ÜRKÜTÜCÜ YAKINLAŞMA
29 Ağustos 2019
KADINLAR 4

Tatildeyim, haberleri pek takip etmiyorum ama yine de Emine Bulut haberini duydum, kötü haber dedikleri gibi çabuk yayılıyor. Bizler kişisel olarak tatile çıksak ve özel problemlerimizden uzaklaşsak da maalesef Türkiye’nin kadına gösterilen şiddet problemi devam ediyor.

Bunun altında birçok neden var. Bu nedenlerden biri bence, kadınla erkeğin duygularını farklı şekilde yaşaması. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki kadınlar aynı anda 4 farklı duyguyu yaşayabiliyor. Yani severken sevdiğine hem kızıp hem sevebiliyor ya da mutluyken ağlayabiliyor, duygudan duyguya geçebiliyor. Zaten bu yüzden de erkekler için anlaşılması zor varlıklar oluyoruz. Çünkü onlar aynı anda sadece 1 duyguyu yaşayıp hissedebiliyor. Türkiye’de ise yetiştiriliş tarzından dolayı maalesef ki erkeklere hissetmeleri için izin verilen tek duygu kızgınlık. Onlara ağlamayı, sevmeyi, sevdiğini göstermeyi engelleyen bir çocuk yetiştirme tarzı ve bunu da erkeklik sayma dürtüsü var toplumda. Bu yüzden de erkek kızdığında tek duygusu gerçekten kızgınlık oluyor. Yanında bu kızgınlığı azaltabilecek ek duygulara yer yok. O zaman da kendini engelleyemediği kadar kızgınlık ve öfke (bunda belki ağlayamamanın, kendini ifade edememenin verdiği öfke de vardır) patlamaları yaşıyor. Bunu da en çok kime gösteriyor? En yakını olan kadına!

Bu kızgınlığın altında da reddedilme duygusuyla baş edememe olabilir. Çocuklarımızı, özellikle erkek çocukları öyle bir pohpohlayarak büyütüyoruz ki, çocukları değil sanki onların egolarını büyütüp yetiştiriyoruz. Daha önce de yazmıştım, toplumumuzda erkek çocuğa verilen değer kız çocuklardan daha fazla ve erkek çocuk bekleme oranı hala çok yüksek. Bu da onların kendilerini vazgeçilmez sanmalarını sağlıyor. Bu şişmiş vazgeçilmezlik ile kadınlar onlardan vaz geçtiğinde (haberlerde gözlemlediğim kadarıyla, genelde boşanmalardan sonra bu şiddet eğilimi daha çok) bu onların büyümüş egolarına büyük bir hançer etkisi yapıyor. Sanırım kadınların sadece kendileriyle var olabileceğini zannediyorlar ve bu birliktelik sona erince kadının varlığını da sonlandırmaya çalışıyorlar.

Belki de ta baştan, anneleriyle bile yani tanıdıkları ilk kadınla bile bozuk, güvensiz, ego şişiren bir iletişim kuruyorlar. Belki eşe gösterilen kızgınlığın altında anneye de duyulan öfke yansıması var.

Ayrıca yaygın olan “ya benimsin ya toprağın” gibi çok tehlikeli ama toplumu etkisi altına almış, kolektif bilinçaltıyla yayılan bu gibi bakış açılarının etkisi altındalar. Kadın başka bir erkekle beraber olunca kendilerinin değersizliği, yetersizliği, olumsuz duyguları, ilişkiyi becerememeleri… anlaşılacak, başka erkekler ile karşılaştırılacaklar korkusu, başka bir erkeğin kendilerinin yapamadığını yapacak korkusu, başka bir erkekle kadının daha mutlu, daha ferah olacağı korkusu yine bu öldürme isteğini ortaya çıkartıyor sanırım.

Peki ne yapmalıyız? Buna en özet cevap, kadının değerini, varlığını ortaya çıkarmak olabilir sanırım. Eşitliğini, özgürlüğünü, haklarını, varlığını korumalıyız. Detaylarsa başka bir yazı konusu olsun mu? O zamana kadar çocuğumuz, eşimiz, arkadaşımız, annemiz olan tüm kadınları onurlandıralım. Benim oğluma öğretmeye çalıştığım değerlerden biri de bu.

mm

Yıldız Karacasoy

Çok şanslı biriyim çünkü çok severek yaptığım iki işim var. İlki özel bir üniversitede hocalık yapmak. İkincisi de bireysel gelişim, enerji ve bilinçaltı danışmanlığı yapmak. İlk işimi bilinçli seçtim ama sanırım ikincisine çekildim. Aile dizimi, regresyon, affetme ve bilinçaltı çözülme çalışmaları, yaşam koçluğu, kinesiyoloji en zevkle çalıştığım konular. Dişilik, bolluk bereket oluşturma ve bilinçaltı ise eğitimlerini ve seminerlerini verdiğim konular. 2010-2014 yılları arasında Kanal B Bizbize programında tüm bilgimi ve deneyimimi paylaştım. Artık yazılarımla da buradayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!