KABUL ETMEK YA DA ETMEMEK… - Halimiz
EKONOMİ NEREYE GİDİYOR?
17 Ocak 2019
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ
24 Ocak 2019

Yıllar önce tatilde olduğum bir gün yapacak bir şey bulamama boşluğu beni mahvetti. Tatilde olduğum için yapacak işim yoktu ve ben Ankara’daydım. Ne bir yerlerde gezmek istemiştim, ne spor yapmak ne de kitap okumak … Çoğu arkadaşım da ya tatildeydi ya da işte. Oğlum yaz okulundaydı. Yani işim, gücüm, sorumluluğum yoktu. Hem canım, normalde yaptığım hiçbir şeyi yapmak istemedi hem de bu boşluğun bunalımına dayanamamıştım. O an boşluktan gerçekten korktuğumu ve sıkıldığımı hatırlıyorum. Yapacak hiçbir şey bulamayınca bayağı bir sıkıntıdan sonra ben de yatıp uyumuştum 😊 Ve o zaman bir daha asla boş kalmamayı öyle bir içten dilemişim ki o zamandan beri tempom hep yüksek.

Şimdilerde ise o boş günümü özlüyorum. Yoğun çalışıyorum, çok çeşitli işler yapıyorum, okuldu, çocuktu, evdi, çalışmalardı… Bir bakmışım bir günde kaç iş halletmişim. Bu yoğun zamanlarda da o boş kaldığım günü düşünüyorum. O gün boştum doluluk istedim, artık yoğunum boşluk istiyorum. Sanırım insan hep elinde olmayana hasret. Aklı hep elinde, hayatında olmayanda. Hani evliler bekarların özgürlüğüne özenir, bekarlar da evlilere özenip evlenmek ister ya! Aynı mantık! Komşunun tavuğu bizim için hep kaz durumunda. Kimse olanı, olmayanı, yaşadıklarını, yaşadıklarından oluşturacağı geleceğini kabul edemiyor.

Bence en zor duygulardan biri kabulde olmak. Olanı ya da olmayanı kabul edebilmek. Ya da ben çok zor idrak ettim bunu. Çünkü insan birçok dönüştürücü teknik bilince, değişim dönüşüme niyet edince, çalışmalar yapınca bana sanki her şey değişebilir gibi geliyor. Sonra bakıyorum değiştiremediklerim var. Ve aslında bu çok doğal. Hatta belki değişmemeleri de daha hayırlı. Ama bir şeyi değiştirebileceğini düşünüyorsun ya o zaman var olanı kabul etmiyorsun demek değil midir? Mesela hala bu satırları yazarken bile içimden “belki de daha zamanı gelmemiştir” diyorum. Yani hala değişime, yaptığım çalışmalara güveniyorum ve değişimi istiyorum. E o zaman kabul etmek nerde kaldı? 😊 Dedim ya ben zor kabul ettim kabullenmeyi. Sanırım değiştirebileceklerimizle değiştiremeyeceklerimizi ayırt etmemiz lazım. O zaman kavramlar yerine oturuyor. Değiştirebileceklerin için çalış, emek harca. Değiştiremeyeceklerin için de yakınmayı bırak, kabul et. Sanırım şimdi oldu. Elimizde olmayanı düşünürken olanın keyfini çıkarmayı, yaşamayı ve en önemlisi de şükretmeyi unutuyoruz.

Ben elimden geleni yapayım, olana şükredeyim (hatta bazen olmayana da) değiştirebildiklerime şükredeyim; gerisini evrene, Allah’a ve İlahi Plana bırakayım. Bu düşünce bana çok iyi geliyor.

Siz ne dersiniz? Var olanla ya da olmayanla ya da değişimle, kabulde olmakla barışık mısınız?

mm

Yıldız Karacasoy

Çok şanslı biriyim çünkü çok severek yaptığım iki işim var. İlki özel bir üniversitede hocalık yapmak. İkincisi de bireysel gelişim, enerji ve bilinçaltı danışmanlığı yapmak. İlk işimi bilinçli seçtim ama sanırım ikincisine çekildim. Aile dizimi, regresyon, affetme ve bilinçaltı çözülme çalışmaları, yaşam koçluğu, kinesiyoloji en zevkle çalıştığım konular. Dişilik, bolluk bereket oluşturma ve bilinçaltı ise eğitimlerini ve seminerlerini verdiğim konular. 2010-2014 yılları arasında Kanal B Bizbize programında tüm bilgimi ve deneyimimi paylaştım. Artık yazılarımla da buradayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!