İSRAİL'DE CORONA VİRÜS SEFERBERLİĞİ - Halimiz
İSRAİL'DE CORONA VİRÜS SEFERBERLİĞİ 2
KORONA KRİZİ, KÜRESEL EKONOMİ VE TÜRKİYE
26 Mart 2020
İSRAİL'DE CORONA VİRÜS SEFERBERLİĞİ 3
CORONA VE YENİ DÜNYA
26 Mart 2020
İSRAİL'DE CORONA VİRÜS SEFERBERLİĞİ 4

TEL AVİV, İSRAİL —

“Sevdiklerinize sarılmak, öpüşmek sakıncalı. Başka insanlardan uzak durun… Aşkenazlar, siz her zamanki gibi davranabilirsiniz.”

Aşkenazlar Avrupa ülkelerinden gelen Yahudiler ve daha soğuk, duygusal olmayan insanlar olarak bilinirler. İsraillilerde de Türkler gibi mizah anlayışı yüksektir. Fakat durumun çok ciddi olduğunun artık herkes farkında.

Corona virüs salgını, devamlı terörle mücadele eden ve tarihinde pek çok ölüm kalım savaşı ve hala birkaç senede bir, mutlaka bir çatışma yaşayan İsrail’de ilk olağanüstü durum değil. 1991 Körfez savaşında Irak’tan gelen Scud’larda kimyevi veya biyolojik etkenler olma ihtimaline karşı mümkün olduğu kadar evlerden çıkılmamış, ve çıkıldığında gaz maskesiyle dolaşılmıştı. Her binada mutlaka bir sığınak bulunur. En son 2015’te olan çatışmada Tel Aviv’e kadar gelen roketler, güney kentlerinde hala günlük roket saldırılarından korunmak için alarm çaldığında sığınaklara girme zorunluluğu ülkeyi bu durumlara hazırladı.

İSRAİL'DE CORONA VİRÜS SEFERBERLİĞİ 5

Şubat ayının sonlarına doğru ülkede ilk corona virüs vakasını tesbit eden İsrail, belki de dünyada bu tehlikeyi en ciddiye alan, ve kimine göre en sert tedbirleri en erken alan ülke oldu. Buna rağmen bu salgının durup durmayacağını, veya ne zaman atlatılacağını kimse tahmin edemiyor. Ülkenin içinde bulunduğu politik belirsizlik de bu duruma değişik bir boyut ekliyor.

Corona virüs gündemi Ocak ayından beri her gün dozu artırarak bugün bütün dünyada olduğu gibi İsrail’de de tek gündem. Güvenlik, İran’ın nükleer tehlikesi, hükümet kurma çabaları ki 2 Mart’ta üçüncü tekrarı yapılan seçimlerden sonra hala hükümet kurulmuş değil, ve kördüğüm devam ediyor. Ne Suriye’de kuvvetlenen Hizbullah’tan ne de Gazze’den arada bir atılan roketlerden de bahseden şu günlerde yok.

Bu olağanüstü durum öncekilere göre farklı olsa da birkaç istisna hariç bütün ülke, sağlıklarının, geçim ve ekonomik güvencelerinin, kültür, sosyal hayat ve güvenliklerinin tehlikede olduğunun farkında. Buna verilen tepki histeri ve panik değil. Aksine, devlet, ordu, STK’lar, sendikalar, özel sektör, toplumun hemen hemen her kesimi tümüyle corona virüsüne karşı seferberlik ilan etmiş durumda.

Alınan sert tedbirler sayesinde, ilk teşhisten sonraki bir ay sonunda 1,200 vaka var ve tek kayıp 88 yaşında Holokost’tan kurtulmuş bir Macar Yahudisi. Pandemi bütün dünyada yayılıyor. Daha ne zaman biteceği belirsiz, fakat bugün ilk defa bir “exit strategy” nin gereğinden bahsedildi: Bu salgın bittiğinde ülke olarak hangi durumda olmamız lazım? Bunun düşünülmesi bile tünelin ucundaki ışık gibi. Her ülkeyi bir dalga vuracak. Dalganın boyu ise her ülkenin davranışına göre değişecek.

İSRAİL'DE CORONA VİRÜS SEFERBERLİĞİ 6

Olağanüstü durum, ülkenin vatandaşlarına verdiği değeri unutturmuyor. Japonya’daki lüks Diamond Princess adlı yolcu gemisini hatırlarsınız. Corona virüs salgını çıkınca, gemi Japonya açıklarında karantinaya alınmıştı. Daha İsrail’de salgın başlamadan gemideki 16 İsrailli özel bir uçakla ülkeye getirildi. Bu hengame içinde dünyanın dört bir yanında mahsur kalan İsrailliler sefersiz uçaklar gönderilerek ülkeye getiriliyorlar. Geçen hafta dört uçak dolusu genç Peru’dan geldi. Dün Hindistan’dan, yarın da Costa Rica ve İtalya’dan İsrailliler ülkeye geri getiriliyor. Masrafları ise gerek devlet gerekse özel sektör karşılıyor.

Tablo toz pembe olmaktan çok çok uzak, ve pandeminin verdiği zarar bütün dünyada olduğu gibi çok büyük. Daha da büyüyecek. Fakat çoğunluğun tehlikenin farkında olduğunu, kendine düşeni yapması gerekenin bilincinde olduğunu düşünüyorum. Umarım başarılı olunur.

Değişik kurumların yaptıklarından birkaç örnek vereceğim. Amacım tüm yapılanları sıralamak değil, biraz olsun ülkedeki durumu yansıtmak. Yapılanlar, yapılabileceklerin ne en iyisi ne de en kötüsü. Pandemiye karşı alınan önlemleri başlıklar halinde sıralamak istiyorum.

Sağlık

Ocak ayında Çin’den ilk kötü haber geldiğinde salgının ülkeye mümkün olduğunca geç gelmesi için önlemler alındı. İlk alınan önlem, Çin’e uçuşları durdurmak oldu. Çin, Kore ve Japonya’dan gelenlerden, gönüllü olarak 2 hafta kendilerini karantinaya almaları istendi. Salgın, Avrupa ve ABD’ye sıçrayınca, Şubat sonunda oralara yapılan uçuşlar da iptal edildi; çoğumuz “amma abarttılar” diye düşündük ama haklılarmış. Daha İsrail’de, tek vakaya rastlanmadan yurt dışından her dönenin 2 hafta karantinada kalması istendi. İsrail’e giriş çıkış neredeyse tamamen hava yoluyla olduğundan, İsrail’in dış ülkelerle ilişkisi neredeyse kesilmiş oldu. Şubat başından başlayarak yetkililer yayın organları ve sosyal medya aracılığıyla diğer insanlarla temas etmemeyi, en az 2 metre uzak durmayı ve hijyenin önemini durmadan anlattılar. 2 Mart’ta, bir senede üçüncü kez yapılan genel seçimlerde karantinada olanlara özel seçmen kabinleri yapıldı, onlar için özel oy zarfları kullanıldı ve oyları korumalı maskeli kıyafet giymiş kişiler saydı.

Yanılmıyorsam 20 Şubat gibi ilk corona virüs vakası teşhis edildi ve önlemler sıklaştırıldı. Sırasıyla tüm yuva, okul ve üniversiteler, elzem olmayan devlet büroları, toplantı yerleri, cafe ve lokantalar, düğün salonları kapandı. Düğün salonu kapalı fakat market açık olunca, süpermarkette evlenen bir çift bile oldu. Önce 5,000 sonra 100 ve nihayet 10 kişinin üzerinde toplanmalar, spor faaliyetleri yasaklandı ve çoğu işyeri kapatıldı. 10 gün önce kadar “evden çalışabilen işe gitmesin” denirken, bir hafta önce “mecbur olmadıkça evden çıkmayın”, ve daha yeni yeni “mecburi durumlarda işe, gıda ilaç alış verişine, beş kişiye kadar spor faaliyetleri ve demokratik hak olan protestolara katılma haricinde evden çıkmayın”a döndü. Yakında, Nisan sonuna kadar topyekün sokağa çıkma yasağı uygulanacağından bahsediliyor.

İlk vaka teşhisinin haftası, ülkenin ileri gelen Hahamları bir helikopterle tüm ülkeyi kutsayıp corona salgınına karşı koruma duası ettiler. Umarım işe yaramıştır(!)

Ülkenin büyük otel gruplarından biri olan Dan Hotels, büyük şehirlerde 4 tane beş yıldızlı otelini şu anda karantinada olan 3,300 kişiye tahsis etti. Bu otellerde, sağlık bakanlığına bağlı doktorlar ve “home front” – cephe gerisi birliği askerleri çalışıyor. Hastalık belirtileri görülen kişiler test ediliyor, ve testler pozitif çıkarsa bu kişiler karantinaya alınıyorlar. Diğer bir karantinaya alınan grup, istisnasız ABD, Avrupa ve Uzak Doğu’dan dönenler.

İSRAİL'DE CORONA VİRÜS SEFERBERLİĞİ 7

Büyük şehirlerde “drive in” test noktaları kuruldu. Corona virüs testi olması gereken kişiler arabalarıyla gelip, arabadan inmeden test yaptırıyorlar. Cevap birkaç saat sonra veriliyor ve virüs bulunan kişi karantinaya alınıyor.

Bu kadar koordinasyon ve gayrete karşı madalyonun diğer yüzünde sağlık ekiplerinin yeteri kadar korumaları olmadığını, çok zor şartlar altında çalıştıklarını, karantinadan kaçanlar olduğunu sayabiliriz. Yeteri kadar test yapılıp yapılmadığı, laboratuarlara yeterli çalışma imkanı sağlanıp sağlanmadığı da günlük tartışma konusu. Hastanelere gelen her ateşli öksürüklü hastaya corona testi yapılmasına çok geç başlandığı için, pek çok sağlık elemanının da ne yazık ki hastalandığını ve hatta karantinada olduğunu ekleyelim.

Devletin otoritesinden rahatsız olan gruplar bu yasaklara ellerinden geldiği kadar karşı çıkıyorlar. Bunlar, aşırı dindar Yahudilerin ve Müslümanların bir kısmı. Kudüs’ün “Mea Shearim” adlı köktendinci mahallesinde “Tevrat bizi korur” mantığıyla hayat devam ediyor. Açık okullar, işyerleri ve sinagoglar bugün dahi polisi uğraştırırken, Cuma namazına Mescid-i Aksa’ya olmazsa olmaz gitmek isteyenler güvenlik kuvvetleriyle çatışıyor. Bu durumu tatil fırsatı olarak gören küçük bir azınlık da sahil ve parklarda günlerini gün etmeye bakıyor. Dünden itibaren polis kontrolleri sıklaştırdı ve bu tip olayları önlüyor.

Eğitim

İlk okuldan üniversitelere tüm okullar uzaktan öğrenim sistemine geçti. Tabi ki ideal olanı bu değil ve pürüzler var, fakat pandemi bunu mecbur kıldı. Bu arada, dört çocuklu bir annenin bu durumdan şikayet videosu viral oldu. “Yeter ya evde 2 bilgisayar var çocuklar devamlı kavga ediyorlar. Sabah sabah müzik hocası nota göndermiş orkestra mı kuracağız? Ben okulu bitirdim, kesirlerle dil bilgisiyle uğraşmak istemiyorum. Hocalar! Biraz anlayış gösterin!” diye serzeniş ediyordu. Bütün ülkede uzaktan eğitim ne kadar devam edebilir, göreceğiz.

Gönüllüler

İzciler, talebe dernekleri, pek çok STK ve genel halktan yardıma ihtiyaçları olanlara gönüllülük seferberliği var. Çiftçilerin hasatını toplamaya, karantinadakilere ve evden çıkamayanlara her türlü yardım, evde kalan çocukları ve büyükleri eğlendirecek programlar yapan sanatçılar… sosyal medyada en ufak yardım çağrısı anında cevap buluyor.

Ekonomi, İş dünyası

Pandemi ile savaş iki ucu pis değnek gibi. En etkili mücadele yöntemi herkesin evinde oturması. Fakat bunu belirli bir süreden fazla yaparsanız artık pandemi ile uğraşmaya gerek kalmaz çünkü ekonomi ülkedeki insanlarla birlikte batar. Bir denge ve destek şart. Ülkenin şansına, bu kriz İsrail ekonomisinin tarihte en kuvvetli olduğu, işsizliğin en düşük olduğu zamana denk geldi. Netanyahu ülkede 130 milyar rekor dolar döviz rezervi olduğunu ve gerekirse bunun kullanılabileceğini söylüyor. Dün gece “kendimi Titanic’in kaptanı gibi hissediyorum. Önümüzde daha çok buz dağları var,” dedi. Ertesi gün Netanyahu çiftinin Kate Winslet – Leonardo di Caprio’nun ikonik pozundaki resimleri sosyal medyada dolaşmaya başladı. Dediğim gibi ülkede mizah anlayışı yüksek!

İşyerleri kapanan işverenlerin çoğu çalışanları ücretsiz tatile çıkartınca, kısa bir zamanda işsizler ordusuna 500,000 kişi katıldı, ve ülkedeki işsizlik oranı %4 ten %16 ya fırladı. Hükümet, ekonomiye yardım etmek için – pek çok kişi tarafından yeterli görülmeyen – bir yardım paketi hazırladı. Bunun içinde tüm ücretsiz tatile çıkanlara işsizlik sigortası, vergilerin ve sosyal sigorta ödemelerinin tehiri, şirketlere krediler var. Tabi ki politikacıların bu paketin büyütüleceğine dair sözü de var (!)

Çalışanların çoğuna edilen tavsiye, “eğer mecbur değilseniz evden çalışın.” Bizim gündelikçi telefon etti, evden çalışacakmış, ne yapmamız gerektiğini anlattı 🙂 . İş gücünün büyük bir kısmı, tüm okullar, ve bunun üzerine evde oturanların Netflix ve benzerlerinden film seyretmeleri İsrail’deki internet yükünü iki haftada %20 arttırdı. Şimdilik dayanıyor ama bakalım nereye kadar.

İsrail ekonomisinin motoru teknoloji ürünleri ihracatıdır. Havaalanları kapanıp, satış elemanları yurt dışındaki müşterileri ziyaret edemeyince, fuar ve konferanslar iptal oldu. Daha da kötüsü Avrupa, ABD ve Çin gibi ülkeler kontak kapatınca, normal olarak ihracat yavaşladı, hatta pek çok şirket için durma noktasına geldi. Çalıştığım şirketi örnek alırsak beklediğimiz siparişlerin çoğu iptal olmadıysa bile belirsiz bir zamana kadar ertelendi.

Ticaret bakanlığının “İhracat enstitüsü” (İsrael export institute) adlı ihracatçılara destek veren birimi devreye girdi. Bu enstitüde, İsrail’in önemli ihracat sektörlerinde — kimyevi maddeler, medikal cihazlar, yazılım, enerji teknolojileri, ekoloji vb uzman elemanlar çalışır. Amaçları bu alanlarda çalışan şirketleri uluslararası pazarlara hazırlamak ve onlara imkanlar yaratmaktır. Tüm ihracatçı şirketlerle temasa geçildi. Şirketlerin kendi elemanlarının seyahat edemediği bu zamanlarda dünyadaki ticaret ataşelerinden yardım talep edebilecekleri hatırlatıldı. Bize söylenen, “ataşeyi şirketinizde çalışan biri olarak görün, yurt dışındaki müşterilerle temasınızı sürdürmenizde yardımcı olsun”.

Yeni duruma nasıl en iyi adapte olunacağı ve hangi ülkelerle iş yapabilme imkanı olacağını açıklayan webinar’lar düzenlendi. İnternet üzerinden pazarlama kursları çoğaltıldı. Gönderilen bir anket sayesinde İsrailli şirketlerin “Corona virüsle savaşmaya ve bu krizde faydalı olacak dezenfeksiyondan tutun yazılıma veya tıbbi cihazlara kadar her ürünün” kataloğu hazırlandı. Her zamanki pazar geliştirme görevlerinin yanı sıra, ticari ataşeler bulundukları ülkelerde bunların tanıtımını yapmaktalar.

Durumu düzeltmek, gemiyi su üzerinde tutmak için girişim eksik değil. Başarılı olur mu, hep beraber göreceğiz.

İSRAİL'DE CORONA VİRÜS SEFERBERLİĞİ 8

Ar-Ge

Ülkedeki pek çok high-tech bioteknoloji şirketi Corona Virus’ten korunmak için araştırmalara başladı. SARS’a karşı tavuklara aşı geliştiren bir şirket corona virüs aşısını geliştirmekte olduğunu bildirdi. Diğer bir şirket PCR adlı bir yöntemle yapılan ve 6 saatte sonuç veren testi 45 dakikaya indireceğini bildirdi. Başka bir şirket, hamilelik testi gibi herkesin kullanabileciği bir bağışıklık testi geliştiriyor. Böyle bir test, corona virüsüne bağışıklığı olduğu tesbit edilen insanların serbestçe dolaşabilmesine imkan sağlayacak ve gerek sosyal hayat gerek ekonomi rahatlayabilecek. İsrailli ilaç devi Teva şirketi corona virüse karşı etkili olan hydroxychloroquine’in büyük miktarlarda üretimine başladı.

Diğer bir devlet kurumu olan Yenilik bürosu (İnnovations office), corona virüse karşı kullanılabilecek her türlü ürünün geliştirilmesi ve denenebilmesini destek için 13 milyon dolarlık bir bütçe tahsis etti. Adı “İsrailin Corona Virüsle Savaşı”. Bu alanda ilerleme sağlamak amacıyla yapılacak Ar-Ge masraflarının %75’i devlet tarafından karşılanacak.

Güvenlik kuvvetleri

Ordunun cephe gerisi (home front) birliği, sağlık hizmetlerine destek veriyor. Dillere destan Mossad geçen hafta İsrail’in diplomatik ilişkisi olmayan bir ülkeden 100,000 tane test satın aldığını açıkladı.

Güvenlik kuvvetlerinin bu seferberlikte en ilginç katkısı teröristleri takip etme yazılımını corona virüsü taşıyanlar veya taşıyabilecek olanları izlemeye adapte etmek oldu. Yazılım şöyle çalışıyor. Cebinde telefon taşıyan herkesin nerede olduğu ve attığı her adımın verisi telefon şirketlerinde bulunur ve istenirse erişilebilinir. Yazılım, corona virüs testi pozitif çıkan birisinin son 15 günde nerelerde dolaştığını, ve yakın çevresinde kimler olduğunu araştırıyor. Hastalığı bulaştıracak kadar yakın olduğunu tesbit ettiği insanlara bir sms gidiyor ve “Şu tarihte şu hastayla beraberdiniz. Lütfen test merkezine gidip test yaptırın” deniyor. Test yapması gerekenler “drive in” test merkezine gidiyorlar. Hasta olanlar belirlenip her şehirde karantinaya tahsis edilen otele yerleştiriliyor ve böylece hastalığı daha fazla yaymaları önleniyor.

Bu ilginç uygulamaya, insan haklarını öncelik bilen STK’lardan itiraz geldi ve Yüksek Mahkeme’ye, Türkiye’deki adıyla Anayasa Mahkemesi’ne baş vurarak bu uygulamaya son verilmesini istediler. Mahkeme, bu uygulamaya şimdilik Parlamentonun denetiminde izin verdi. Şu anda Parlamento çalışmıyor, aşağıda değineceğim.

Pandeminin sınır tanımadığını çok iyi bilen ordu, bu savaşta Gazze ve Filistin Yönetiminin yanında. Her iki bölgeye virüs testleri, sıhhi malzeme gönderiliyor, ve Filistinli sağlık çalışanları için eğitim seminerleri düzenleniyor.

Liderlik, Politika ve İletişim

Netanyahu bu krizde liderliğini, dehasını, ve iletişimde ondan üstün kimse olmadığını okullarda liderlik ve iletişim derslerinde okutulabilecek bir performansla ispatladı.

Corona virüs krizinin ilk günlerinden tüm yukarıda adı geçen kurumların koordineli çalışmasını sağladı. Hemen hemen her gece, yanında sağlık ve ekonomi bakanları ve müsteşarları ile birlikte televizyonda, halka güncel açıklamalar yaparak bu işin ne kadar ciddi olduğunu anlattı. İnsanlara mesafeli durmayı, kağıt mendil kullanmayı — cebinden çıkartıp kullandı da, bir hapşırığın ne kadar uzağa gidebileceğini grafiklerle göstererek anlattı. Bir ay kadar önce alınan önlemlerin, o zaman pek kimsenin farkında olmadığı fakat bugün artık herkesin kavradığı “çan eğrisini düzleştirmek” için alındığını; hasta sayısının artmasıyla sağlık hizmetlerinin hizmet veremeyecek hale gelebileceğini defalarca anlattı. Sorulara cevap verdi. Onun konuşmasından sonra müsteşarlar devreye girdi ve Netanyahu’nun söylediklerinin detaylarını aktardılar. Şeffaftılar. Netanyahu, bu konuşmaları yapmadığı geceler televizyon programlarına konuk olarak katıldı ve gazetecilerin sorularına cevap verdi. İlk günlerde şahsen hafife aldığım bu konuşmaların ve aldığı kararlarının ne kadar yararlı olduğunu, aksine davranan liderlerin ve ülkelerin içine düştüğü durumu görünce anlıyorum.

Netanyahu’nun bu krizi çok iyi yönettiğinde herkes hemfikir. Fakat muhalefet, Netanyahu’nun aynı zamanda krizden istifade ettiğini de iddia ediyor.

İSRAİL'DE CORONA VİRÜS SEFERBERLİĞİ 9

Mizaha devam: Best seller “Yarasa beni nasıl kurtardı: Yazan Benjamin Netanyahu”

Son seçimlerin gene kazananı yok, ve kördüğüme devam. Kendi arasında sadece “Netanyahu’ya Hayır”’ da anlaşan eski Genelkurmay Başkanı Benny Gantz’ın liderliğindeki grubun, 120 sandalyeden oluşan Knesset’de 61 sandalyelik ufak bir çoğunluğu var. Hükümet kurma görevi de Gantz’a verilmiş durumda, ve Gantz’ın 3 haftada Cumhurbaşkanı’na bir hükümet sunması gerekiyor. Sunamazsa, bu görev Netanyahu’ya verilebilir.

Kısacası corona virüs krizi olmasa Netanyahu’nun sandalyesi sallanmaya başlamıştı. Netanyahu’nun atadığı Adalet Bakanı tarafından, gene Netanyahu’nun atadığı Sağlık Bakanı tavsiyesi üzerine mahkemeler de kapanınca, 17 Mart’ta başlaması gereken mahkemesi Mayıs ayına ertelendi. Ve yine aynı Sağlık Bakanı’nın tavsiyesi üzerine bir süreliğine çalışmalarına ara veren Knesset’te de Netanyahu’ya karşı planlanan “davalı birisi başbakanlık yapamaz” ve “bir kişi sadece iki dönem başbakanlık yapabilir” konulu kanun tasarıları da şimdilik rafa kalktı. Politik hayatının sonuna geldi denilen “sihirbaz” Netanyahu tekrar başbakan olabilir. Her krizde liderin etrafına toplanılır. Bu kriz de istisna değil, corona virüsün kurtardığı tek adam olarak tarihe geçebilir.

Mahkemeler ve Knesset/İsrail Parlamentosu tatil. Teröristlere karşı geliştirilmiş bir yazılım vatandaşların sağlığını gözetmek için kullanılıyor. Ordu, sivil yönetime karışmaya başladı.

Muhaliflere göre Netanyahu’nun diktatörlüğünü ilan etmesine az kaldı.

Netanyahu’ya göre ise “şimdi kısır politikalar peşinden koşmanın zamanı değil. Vatanı kurtarıyorum. Siz de bir omuz verin.”

Hangisi sizce?

İsrail’de hiç sıkıcı bir gün geçebilir mi!

mm

Isak Duenyas

1954 İstanbul doğumluyum. Boğaziçi Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra ABD ve Fransa’da yüksek ihtisas yaptım. 1982'den beri İsrail'de yaşıyorum. Şu anda bir su arıtma şirketinin uluslararası satış ve pazarlamasından mesulüm. Evli ve bir çocuk babasıyım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!