İktidar gücü üzerine - Halimiz
İktidar gücü üzerine 2
şu memleket sevgisini tane tane bir anlamaya çalışalım …
3 Kasım 2016
İktidar gücü üzerine 3
güven ve güvenilirlik üzerine …
10 Kasım 2016
İktidar gücü üzerine 4

  Son gelişmeler karşısında özellikle iktidar gücünü kullananlara bazı tavsiyelerde bulunma ihtiyacı hissettim. Hepimiz aynı ülkede yaşıyoruz. Bir başka deyişle, aynı tekne içindeyiz. Önümüzdeki dönemde ortaya çıkabilecek yeni gelişmeler iktidar gücünü kullananlar dahil olmak üzere hepimizi etkileyecektir. Onun için düşüncelerimi herkesin iyiliği için paylaşıyorum. İktidar gücünü kullananların özellikle şu hususlara dikkat etmeleri bence çok önemlidir:

  1. Hukuk kurallarına uygun davranmak,
  2. Ülke çıkarlarını her zaman şahsi çıkarlarının üzerinde tutmak,
  3. Kendilerine, yakınlarına ve çevrelerine haksız menfaat temin etmekten kaçınmak; hiçbir surette böyle bir izlenim vermemek,
  4. Adil davranmak,
  5. Her zaman tedbirli olmak, emin olmadan bağlayıcı söylemlerden kaçınmak,
  6. Etik kurallara uymak,
  7. Vatandaş nezdinde ve uluslar arası ilişkiler bağlamında Devlet’in güvenilirlik ve saygınlığının korunmasına özen göstermek,
  8. Yanlış karar ve politikalar sonucunda ortaya çıkacak zararların milletçe hepimiz tarafından ödeneceğinin bilincinde olmak.

Kaldı ki, iktidar gücünün nasıl kullanılacağı, denetim, usul ve esasları Anayasa ve içtüzük kanunlarında yer almış bulunmaktadır. Unutmayalım ki iktidar gücü yolsuzluğa açıktır. Daha da önemlisi, denetimsiz güç mutlaka yolsuzluğa ve adaletsizliğe yol açar. Bunun sonucunda ülke, sosyal ve ekonomik krizlere sürüklenebilir, geri kalmışlığa mahkum olur. Hatırlatmam gerekir ki ülkemiz zor ve çetin bir dönemden geçmektedir. Bölgemizdeki jeopolitik ve jeostratejik riskler giderek artmaktadır. Terör adeta tavan yapmıştır ve bu durum turizm sektörümüzü, ihracatımızı ve ekonomimiz için yaşamsal önemi olan sermaye hareketlerini olumsuz etkilemektedir. Artan otoriterleşme eğilimi, hukuk devletinden uzaklaşma ve parlamenter demokrasinin işlevselliğini büyük ölçüde kaybetmesi yatırım iştahını körletmekte, işsizlik sorununu derinleştirmekte ve toplumsal huzuru bozmaktadır. Beklentiler bozulmaya başlamış, yargının siyasallaştırılması ile adalet sistemine duyulan güvenin sarsılması ve ifade özgürlüğünün giderek kısıtlanması gibi gelişmeler ekonomik ve sosyal bağlamda büyük önemi olan öngörülebilirliğin adeta dibe vurmasına sebep olmuştur. Ülkemizin küresel karşılaştırmalarda hızla gerileyen konumu risk algısını arttırmaktadır. Ekonomik özgürlük, hukukun üstünlüğü, basın özgürlüğü, yolsuzluk algısı, eğitim kalitesi gibi endekslerdeki konumumuz utanç vericidir. Türkiye’nin yeni bir büyüme ve paylaşım modeline ihtiyacı vardır. Küresel arenadaki rekabet gücümüzü arttırmak zorundayız. Çağdaş demokrasi anlayışını, hukukun üstünlüğünü, saydamlığı ve hesap verebilmeyi esas almalıyız. Çevreye, kültürel değerlere saygılı olmalı, sosyal ve ekonomik dengelerde sürdürülebilirliği hedeflemeliyiz. Sürdürülebilirliğin önemli bir önkoşulu da dış politikamızın dengeli yürütülmesidir. Bu bağlamda, bir yandan Batı ile dengeli ve istikrarlı politikalarımızı sürdürürken, bir yandan da komşularımız ile olan ilişkilerimizi düzeltme ve iyileştirme stratejimizi geliştirmeli, çabalarımızı arttırmalıyız. Tabii bu arada içeride kutuplaşmayı bir tarafa bırakıp tek vücut olmalıyız. “Yurtta sulh cihanda sulh” ilkesi etrafında birleşmeliyiz. Siyasi güç kullananların enerjilerini yukarıda özetlemeye çalıştığım sorunların giderilmesine odaklamalarını temenni ediyorum. İçinde bulunduğumuz koşullarda “Ortak Akıl” bulmak zorundayız. Bu bağlamda en büyük sorumluluk siyasi gücü kullananların üzerindedir. Özellikle 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişiminden sonra yaşadığımız gelişmeler beni bu satırları yazmaya itti. Umarım uyarıcı ve yol gösterici olur.    

mm

Dr. Ali Tigrel

Devlet Planlama Teşkilatı Eski Müsteşarı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!