İKİGAİ - Halimiz
HORMONLAR
11 Nisan 2019
TOROSLARIN SAKLI VE GİZLİ ANTİK KENTİ SAGALASSOS
11 Nisan 2019

“Yedi kez düş, sekiz kez kalk.”

Japon özdeyişi

Herkesin elinde ve dilinde olan İkigai isimli kitabı sonunda aldım ve okumaya başladım. Neden okuyanların ısrarla tavsiye ettiklerini önsözü okurken bile anladım.

Japonların sofistike sadeliğinin neden beni etkilediğini, her şeyin tertemiz ve düzenli ve disiplinli olmasının içimizde yarattığı uyumu, dengeyi ve direnme gücünü fark ettim.

İkigai kelime anlamı olarak tam olarak dilimize de batılı düşünürlerin “varoluş sebebi” diyebileceği bir anlama denk geliyor. Çok basitçe tanımlamak gerekirse neyi sevdiğiniz, hangi işte iyi olduğunuz, size ne için para ödendiği ve dünyanın neye ihtiyacı olduğu sorularının cevaplarının kesişme noktası bir kişinin ikigaisini oluşturuyor.

İkigai, Japonların nasıl uzun ve sağlıklı yaşadıklarının sırrı aslında. Kitap, Japonya’da dünyanın en uzun süre hayatta kalan sağlıklı yaşlılarının bulunduğu Okinawa bölgesini inceliyor. Buradaki insanların yaşam biçimleri , beslenmeleri, düşünce yapıları uzun ve zinde yaşamalarının sırrı.

Öncelikle Japonca’da işi temelli bırakmak anlamında gelen emekli olmak diye bir kelime yok. Japonlar sağlıkları elverdiği ölçüde kendilerini sevdikleri işi yaparak faal kalmaya devam ediyorlar.

Beslenmeleri basit ama renkli. Ağırlıklı olarak sebze ve meyve üzerine kurulu beslenmelerinde çeşitli sebze ve meyvelerden az miktarda yiyorlar. Asla bir sofradan tok kalkmıyorlar.

Egzersizi hayatlarının bir parçası haline getiriyorlar. Bizdeki gibi yaz mevsiminden önce bir kaç ay önce, göbek eritmek için spor yapmıyorlar. Japonlar her gün hafif egzersiz yapıyorlar. Özellikle yürüyüş günlük hayatlarının bir parçası. Bunun dışında yoga, tai chi, çigong ve shiatsu vb. ile hem bedeni hem zihni güçlendiriyorlar.

Zihinlerini aktif tutuyorlar mesela yeni şeyler öğreniyorlar. Zihnin aktif olması yaşlanmayı geciktirmek için çok önemli.

Aristo demiş ki “defalarca ne yapıyorsak oyuz. Bu yüzden mükemmellik bir eylem değil bir alışkanlıktır.” Okinawalılar yaptıkları her işi çok büyük bir dikkat ve özen ile yapıyorlar. Batılı zihnimizin bizi sürekli çoklu iş alışkanlığına çekmesi aslında verimimizi düşüren bir unsur. Çalışırken whatsapp mesajlarıyla bölünmek, telefonla konuşmak, bir e-maile cevap vermek bizim yaptığımız işi en iyi şekilde yapmaktan alıkoyuyor. O yüzden Japonlar işleri sırayla yapıyorlar. Bir iş bitmeden diğerine geçmiyorlar.

Bizim kültürel alışkanlıklarımız olduğu kadar yapmak üzerine, bir iş yaparken başka şeylerle uğraşmak üzerine. Örneğin şoförler araç kullanırken telefonla mesaj atıyor veya konuşuyor… Trafik kurallarına aykırı olmasına rağmen ve hayati tehlike içermesine rağmen bunu yapmaya devam ediyor çünkü kuralları içselleştirmemiş. Çünkü aynı anda bir kaç iş yapmak yüceltiliyor. Çünkü ve en önemlisi ne yaptığının farkında değil. Bu durumun yol açabileceği riskleri idrak etmiş değil. Olduğu kadar yapmak kişiye bir zihinsel rahatlık sağlasa da yapılan işin sonucu vasat oluyor.

İşleri öylesine yapmak yerine özenli yapmak, stresli yapmak yerine rahatça yapmak, sıkıcı bir şekilde yapmaktansa eğlenceli bir şekilde yapabilmek için akış diye bir terimden bahsediliyor kitapta. Akıştan bizi alıkoyan en önemli şey aynı anda birden fazla şey ile ilgilenmek. Dikkat dağıtan bir çok şeyle karşı karşıya olduğumuz bir çağdayız. Sosyal medya, internet, telefon. Bunlar dikkatimizi çalıyorlar. Akışa başlamadan önce telefonunuzu kapatmayı öneriyor kitap; zevk alacağınız bir ritüelle çalışmaya başlayın ve bir ödülle bitirin diyor.

Akışta olduğumuzda zamanın nasıl geçtiğini anlamayız. Kaygıdan uzak, odaklanmış bir zihin ile çalışırız. Kontrolün bizde olduğunu hissederiz ve işimizi layıkıyla yaparız. Her an ne yapmamız gerektiğini biliriz, zihnimiz berraktır. Yaptığımız şeyden keyif alırız. Egomuz işi kontrol etmekten çıkar, iş bizi kontrol eder.

Japonlar, genelde en basit işlere bile yoğunlukla kendilerini kaptırır. Geleneksel Japon el sanatları buna örnektir.

Japonlar dirençlidir. Direnç, tersliklerle baş edebilme yeteneğidir.

Dirençli insanlar cesaretlerini yitirmeden hedeflerine nasıl odaklanacaklarını bilirler. Değişime ayak uydurmasını ve talihlerini tersine çevirmeyi bilirler. Kontrol edebilecekleri şeye odaklanırlar ve kontrol edemeyecekleri şeyler konusunda endişelenmezler. Her şeyin geçici olduğunu bilirler. Direnç kazanmanın bir yolu da hangi zamanda yaşadığınızı bilmektir. Kontrol edebileceğimiz tek şeyin şimdiki zaman olduğunu bilirler.

Hayatınızın ikigaisinin ne olduğunu keşfetmek için yollar sunan ve genel anlamda daha iyi yaşamak için bir rehber niteliğinde olan bu kitabı tavsiye ediyorum.

Dilerim ki bir gün ülkemiz de kendi ikigaisini bulur ve her işi layığıyla yapan güvenilir, düzgün profesyoneller işlerin başında olur. Dilerim herkes işini dikkatle yapmanın anlamını kavrar. Dilerim ki yaptıkları işin sonucunun idrakinde olan bireylerden oluşan bir toplum haline geliriz. Dilerim ki seçim bittiği halde bir türlü sonuçlanmayan yerel seçimlerde ülkenin maruz kaldığı hukuk sınavından başarıyla çıkıp, iş dünyamızı ve iç dünyamızı hak ettiği mükemmelliğe eriştirmek için bir adım atarız. Dilerim yedi kez düşsek de sekiz kez ayağa kalkarız.

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!