İKİ İL, İKİ ADAY, TEK AMAÇ - Halimiz
AMERİKA, SURİYE’DEN ÇEKİLİYOR MU?
20 Aralık 2018
GÜNDELİK HAYATTA FELSEFE
20 Aralık 2018

Oluşan ittifaklarla birlikte artık yavaş yavaş seçim sathı mahaline girilmeye başlandı. CHP ve İYİ Parti, milletvekili seçimlerinde olduğu gibi yerel seçimlerde de birlikte hareket edecek. Buna göre İYİ Parti, Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Bursa, Adana, Aydın, Muğla, Tekirdağ, İzmir ve Eskişehir’de aday çıkarmayıp CHP adayını destekleyecek. Balıkesir, Manisa, Denizli, Kocaeli, Kayseri, Gaziantep, Sakarya, Trabzon ve Samsun’da aday İYİ Parti tarafından belirlenecek.

Şu bir gerçek ki, muhalefet kanadının yerel seçimlerde somut bir başarıya imza atması için işbirliğinden çok daha fazlasını yapması gerekli. Toplumun benimseyebileceği ve kucaklaştırıcılığı ön plana çıkartacak adayların saptanması çok ama çok önemli. Peki, bu işbirliğinin açıklanması sonrasında CHP’nin adayını açıkladığı 2 büyükşehirde son durumlar ne? Belediye başkan adaylarının avantajları ve dezavantajları ne olabilir?

İstanbul

Türkiye’nin metropol şehrinin muhalefet kanadından adayı CHP’li Ekrem İmamoğlu oldu. 2014’te Beylikdüzü’ndeki yarışı AKP’nin önünde bitiren ve ilçenin belediye başkanı olarak dikkate değer bir başarı yakalayan İmamoğlu’nun hem avantajları hem de dezavantajları var. Şu bir gerçek ki, İmamoğlu’nun tanınırlık oranı pek fazla değil. (Çoğu ankete göre yüzde 16.) Bu sebeple CHP’li belediye başkan adayının kalan süreçte toplum nezdinde tanınırlığı bir an önce arttırması şart. Aksi halde bu durum icraatlarını topluma aktarmasında ciddi bir engel olarak karşısına çıkacaktır. Diğer yandan, belediyecilikten geliyor olması, politik geçmişinde kirli çamaşırının olmaması, genç ve dinamik olması kendisinin avantajlar hanesine yazılacak unsurlar. İmamoğlu’nun toplumda tanınırlığı arttırıp güven aşamasına geçmek, seçmenle güven bağını kurmak ve seçmenin kendisine oy vermesiyle perçinlemek gibi 3 aşamadan oluşan bu süreci ne kadar etkin ve hızlı yapacağı alacağı oy oranında ve bu oy oranın kendisini belediye başkanı yapmasında oldukça belirleyici olacak.

Ankara

CHP – İYİ Parti iş birliğinin en kilit bölgesi şüphesiz Ankara idi. Birçok isim ortada gezinirken, Mansur Yavaş’ın ismi 2014’teki başarı denebilecek oy oranından dolayı en ön sıradaydı. Fakat, Yavaş’ın aday olup olmaması dışında, işbirliği henüz resmiyete dökülmeden önce kendisinin hangi parti rozetiyle belediye başkan adayı olabileceği de merak konusu olmaya başlamıştı. Nitekim, kendi tercihiyle Mansur Yavaş CHP’den Ankara belediye başkan adayı gösterildi. Bu hamlede bir bakıma “doğru siyaset” vurgusu yapılmış oldu. Çünkü, Mansur Yavaş’a göre İYİ Parti rozetiyle CHP’li seçmeni ikna etmek, CHP rozetiyle milliyetçi seçmeni ikna etmekten daha zor.

Mansur Yavaş’ın 2014’teki seçimlerde Ankara’da her girdiği seçimi kazanan Melih Gökçek’e karşı yalnızca 20 bin oy farkla kaybetmesi ve o seçim sonuçlarında da şaibe iddialarıyla oluşan mağduriyet dalgası kendisi açısından önemli bir avantaj olarak göze çarpıyor. Popülaritesi dışında belediyecilikten gelmiş olması (2 dönem Beypazarı Belediye Başkanlığı) da oldukça önemli. Yavaş’ı zorlayacak unsur ise 2014’teki başarısını yakalamak ve hatta üstüne çıkmak için toplumun her kesiminden oy alabilmeyi başarmak olacak. Şu bir gerçek ki, kutuplaşmanın ciddi boyutlara vardığı ve çok kullanılan bir tabirle, ülkenin karpuz gibi ortadan ikiye ayrıldığı bir ortamda bunu başarmak kolay değil. Ayrıca, parti aidiyetinin yüksek olmaması (2014 seçimlerinden hemen sonra CHP rozetini çıkarmıştı) aday gösterildiği partinin kemik seçmeninden oy almasını zorlaştırabilir. Bu sebeple Mansur Yavaş’ın kucaklayıcı bir dil ile Ankara’nın sorunlarına somut çözümler sunması seçim sürecinde seçmenle arasında bağ kurması açısından oldukça kilit rol oynayacaktır.

Sonuç olarak, Yavaş ve İmamoğlu’nun aday gösterilmesiyle muhalefetin (özellikle CHP’nin), bu seçimde izlemek istediği strateji konusunda birtakım mesajlar çıkarabiliriz. Başlıca bu iki adayla birlikte muhalefet kanadı uzun yıllar sonra popülaritesiyle ön planda isimlerden çok, belediyeciliğiyle dikkat çekmiş kişilerden yana bir tutum sergilediğini göstermiş oldu. Bir başka deyişle, muhalefetin belediye başkan adaylarının bu süreçte “makro” değil “mikro” bakış açısıyla, aday oldukları bölgeyi odak noktasına koyarak bir politika izleyeceklerini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Günümüze baktığımızda aslında uygulanması doğru olan bu politikanın ne kadar doğru işleneceğini ve eldeki kısıtlı olanaklara rağmen seçmen ile ne kadar güçlü bir bağ kurulabileceğini “muhalefetin ruhu” belirleyecek. Ve bu ruh, ancak ve ancak muhalefet kanadında bu seçime idealist bir bakış açısıyla yaklaşanların sadece kendi geleceği ve çıkarlarını düşünenlere üstünlük sağlamasıyla oluşacak. Bekleyip göreceğiz.

mm

Sinan Reis

Notre Dame de Sion Fransız Lisesi ve Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler - İşletme mezunu. Hayalindeki mesleği yapan bir headhunter. Galatasaray aşığı, Mustafa Kemal Atatürk sevdalısı. Olaylara Fransız kalmamak için okuyor, yazıyor. Ülkesine "çıkmadık candan umut kesilmez" sözüyle bakanlardan.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!