İÇTEN VE DIŞTAN KONUŞMALAR - Halimiz
İÇTEN VE DIŞTAN KONUŞMALAR 2
HAYATI BOŞUNA HARCAMA KORKUSU
30 Ocak 2020
İÇTEN VE DIŞTAN KONUŞMALAR 3
TRUMP, İSRAİL NE İSTEDİYSE VERMİŞ; FİLİSTİNLİLERE DE SOPA GÖSTERMİŞ
30 Ocak 2020
İÇTEN VE DIŞTAN KONUŞMALAR 4

Dostlukla ahbaplık arasındaki en keskin fark yapılan konuşmanın iç veya dış kaynaklı olmasıdır. Dostluklarda iç referanslıdır; daha sahicidir, ahbaplıklarda ise dış referanslı yani genelde olaylar, insanlar yani kişinin kendi dışında olan bitenle ilgilidir.

Sıkı dostlar birbirlerine karanlık yanlarını, gölgelerini sakınmadan açabilen kişilerdir. Kendileriyle ilgili özel anılarını paylaşmaktan çekinmezler, yargılanmayacaklarını bilirler.

Dostlukta yargılama yoktur, ahbaplık ise başkaları ve olaylar hakkında olumlu veya olumsuz yargılarla doludur.

İnsan dostlarıyla birlikteyken kendini belki de yalnız hissetmez, ahbaplar ile birlikteyken hissedilebilir oysa. Kişi kendini açabildiği kadar yalnızlığı azalır. Karşısındakini kalpten, can kulağıyla ve anlamak için dinlediğinde de yalnızlığı azalabilir.

Dostluk, paylaşmaktır.

İçten konuştuğumuzda bizde ve karşımızdakinde bazı şeyler olur. Mesela, kendimizi anlatırken kendimizi duymaya başlarız. Duyduğumuz an, anlamaya, anladığımız an kendimize karşı yargısız olmaya başlarız.

İçten konuşmak, kalpten konuşmaktır. Kendimizin en acımasız yargıcı olsak dahi, kalpten konuştuğumuzda kendi yaşadığımıza mesafe alırız. Kendimizi dışarıdan görür, olduğumuz gibi kabul ederiz.

İçten konuştuğumuzda, ağlasak bile güzel gözükürüz. Bedenimiz rahatlar, sırtımızda, omzumuzda, karın bölgemizde veya boyun ve çene bölgesinde hissettiğimiz gerginlik azalır ve giderek kaybolur.

İçten konuştuğumuzda, içimizle dışımız bir olur. Karşımızdaki bizdeki güzelliği görür ve anlar.

Her kendimizden bahsettiğimizde içten konuşuyoruz anlamına gelmez bu. Aradaki farkı anlamak çok kolaydır. Bir kişi kendiyle ilgili en acı gerçeği veya yaptığı büyük bir hatayı veya başına gelmiş korkunç bir şeyi anlatırken, öğrenilmiş kalıplarla cümleler kuruyor ve nasıl hissetmesi gerektiğini bildiği için hislerini rasyonalize ediyor ise bu konuşmada sahici bir şey yoktur.

Acılardan, zayıflıklardan ve hatalardan bahsetmek cesaret işidir. Ama bundan bahseden kişinin sahiciliğini test etmenin tek yolu bedendir. Beden bize doğru söyler. Sahici kişilerin yüzleri değişir. Ne kadar zor bir konudan bahsederse bahsetsinler, yaşadıklarını anlatırken yüzlerindeki ifadede bir güzellik olur. Acıysa acıda, öfkeyse öfkede güzellik.

Sahici konuşan insan sakin bir ses tonuyla, ne olup bittiğinin farkına varmış olmanın verdiği sükûnetle anlatır. Bu sükûnet sakince konuşmak demek değildir. Ağlasa da, hızlıca konuşsa da hissedersiniz onu. Gözünüzün tam içine bakar.

Dıştan konuşan insan dış referanslarla dile getirir söylediklerini. İyi, kötü, güçlü, zayıf, çirkin, güzel gibi yargılarla konuşur. Yargı, dış odaklı konuşmanın lisanıdır.

İçe döndüğümüzde orada iyi ve kötünün ötesinde sadece olan vardır. Bizi üzgün, kızgın, mutsuz, kırgın, haksızlığa uğramış, ezik, güçsüz, kötü hissettirmiş olan, bitmiştir aslında. Geçmişte olmuş olan vardır. Gelecekle olması mümkün olan vardır. Anda ise hislerden ve düşüncelerden bağımsız sadece olan vardır.

İçtenlik içimizdeki olanın kendini dışarı çıkarmasıdır.

Dıştan konuşmada dışarıda olanları yargılarıyla birlikte içimize alırız. İçten konuşmada yargıları ayırıp sadece olanı anlar ve anlatırız.

İç konuşma için sessizlik gerekir. Dış konuşma ise gürültülüdür, kim daha yüksek sesle konuşursa o dinlenir.

İç konuşma bir insanın kendiyle kurduğu diyalogdur. İçten konuşma, iç konuşmanın dışardaki bir özneye aktarımıdır. O yüzden anlamlıdır ve derindir.

İçtenlik, doğuştan gelen bir özellik de olabilir ama sonradan da öğrenilebilir.

Sosyal öğrenmelerden özgür olan, kendini rolleri dışında analiz eden ve kendiyle yalnız kalıp iç diyaloglar yaratan, sessizce düşüncelerini izleyen kişi er ya da geç içtenlik kazanacaktır.

Beden içten konuşmada bize en büyük kılavuzdur. Bir şeyi isteyip istemediğimizi bize nasıl söylüyorsa (canımızın bir yemeği çekmesi, spor yaptıktan sonra iyi hissetmemiz, açık havada rahatlamamız vb.), sahici olmayan insanların yanındayken de içimize bir sıkıntı dolar. Karın veya kalp bölgemizde rahatsızlık duyarız.

Zihin bizi sıkça kandırabilir ama eğer dinlemeyi biliyorsanız beden asla yalan söylemez.

Aşık olduğumuzda bedenimizde oluşan heyecan, mutluluk, enerji gerçektir. Dostlarımızın yanında hissettiğimiz sevgi, güven, anlayış, şefkat, huzur da gerçektir.

Bazı insanların yanında hissettiğimiz stres, karın ağrısı, rahatsızlık duygusu da gerçektir.

İnsanların içtenliğini anlamak için kılavuzununuz kendi bedeniniz olabilir.

Dışsal konuşmalar gereksizdir veya kötüdür gibi bir şey söyleyemem çünkü hayatta kalmamız için, dış dünyayla bağ kurmamız için çok gereklidir. Sadece içten değildir. Rasyonel olabilir ama derin değildir.

İçtenlik; beden, zihin ve ruhun dengesinin anahtarıdır.

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!