HOŞÇAKAL BABA - Halimiz
SURİYE MESELESİ
29 Ağustos 2019
KAZ DAĞLARI, FAZIL SAY VE YOLLARDA İNSAN…
29 Ağustos 2019

Çocukluk arkadaşın Zeki ağabeyi (Ökten) kaybettikten sonra Oğlum Adam Olacak isimli kitabında onun anısına ithafen “Elveda Arkadaşım” hikayesine yer vereceğini söylemiştin. Yazıyı okuduktan sonra: “Baba bu hikâyenin başlığını değiştirsen mi acaba?” diye çekinerek öneride bulundum. Tabii ki aklına yatmadı ve gözlerindeki yaşı da saklama gereği duymaksızın: “Onu çok özleyeceğim, biz beraber büyüdük, beraber hayal kurduk, beraber ürettik ve o şimdi gitti. Bir daha da asla görüşemeyeceğiz” diye cevap verdiğinde ise ben bilgiç bir şekilde “Görüşeceksiniz” diye diretmiştim. “Nerede görüşeceğiz? Mezarda mı?” diye alaycı bir şekilde sual ettiğinde ise “Ruh ölmez sadece beden elbisesi değiştirir o yüzden yine buluşacaksınız, yeniden oyunlar kuracaksınız ve sonsuza dek bir bütünün birbirini tamamlayan parçaları olacaksınız. İşte bundan ötürü ‘Elveda’ deme, ‘Hoşça kal’ de” diye izah etmeye gayret etmiştim. İnanmamıştın…

Müspet olmayan hiçbir şeye asla prim vermeyen sen, muhtemelen beni kırmamak için tüm bunları nereden bildiğimi, nasıl bu denli inançla savunduğumu sorup, tartışmaya mahal vermemiş ve aramızı soğutmamıştın. Her ne kadar şüpheci gözlerinden: “Hadi be sende aptal!” ifadesi açıkça okunsa da ben de: “Ne o septik haller baba? Hayırdır?” filan deyip, konuyu uzatmamıştım. Elbette tüm ikna çabalarım nafileydi… Bildiğini okumaktan geri durmamış: “Elveda Arkadaşım” başlığından vazgeçmemiştin. O öykünün kitapta benim doğum günüm olan 21 rakamına denk gelecek şekilde 21. sayfaya konumlandırılması da bir tesadüf müydü yoksa hayat sana sessiz bir dille “Görünenin ötesi var” mesajı mı vermeye çalışıyordu bilmiyorum… Ne yazık ki artık burada olmadığın ve ben de henüz bir müddet daha yaşamaya devam edeceğim gibi gözüktüğü için bunu konuşup, fikir teatisinde bulunmamızın mümkün olmadığını da üzüntüyle kabul etmek zorundayım…

Artık “Tonkini Tonkini” dansları, her pastaneden sana hevesle alınan acıbadem kurabiyeleri, irmik helvası yenilerek sonlandırılan Sultanahmet Köftecisi keyfimiz,her Eylül başında benim için özel alıp elinle kırdığın kabuklu cevizler, Burgaz’a nazır ailecek mangal yapışlarımız, bizleri alıp geceleri dondurmacıya götürmelerin, frankofon ortaokulunda okurken beni kızdırmak için arkamdan: “O araba Pöjo değil, ‘Peu gö ooottt’ okunur”diye takılarak arabanın camından arkamdan seslenişlerin, ilk arabamız olan turuncu vosvosumuzla Gümüşsuyu’na neşeyle gelişin, aramızdaki denge unsuru oluşun, hayatı mükemmel gözlemleme ve yorumlama kabiliyetin, en b*ktan anlarda bile yaşamın ne kadar güzel olduğunu hepimize hatırlatan olgun duruşun ve candan bir sekilde “Hadi boş verin artık bunları” deyişin, kısa ama son derece net ve gerçekçi konuşmalarımız, her dibi gördüğümüzde hiç söylenmeksizin her seferinde bizlere uzattığın o güçlü yardım elin, eve girdiğimizde seni istisnasız olarak her defasında Cumhuriyet Gazetesi veya her hangi bir kitabı dikkatle okurken gördüğümüz turuncu koltuğundaki o dingin varlığın, ada sefalarımız, anlattıklarınla neşelenen rakı sofralarımız, her türlü hatamıza rağmen gösterdiğin engin hoşgörün, üretmekten asla vazgeçmeyen, bel fıtığı olduğunda dahi kuru somyada rahmetli amcamın yaptığı özel düzenekte daktilosuyla yazı yazmaya devam eden o çalışkan tutumun, yüksek kabullenişin, acı çekmekten korkmayan ve her türden acıya sabırla katlanan cesur ruhun, emekçiden yana olan net tavrın, haklıysan burnun düşse yerden almayan vakar halin, bana takılmak için mi yoksa bir sevgi ifadesi olarak mı kullanmayı tercih ettiğinden tam da emin olamadığım fakat yıllardır adım yerine bana yakıştırdığın “Aptal” sıfatı, neşeyle çaldığın Rumca şarkılar, nüktedan ama hakikatin ta kendisi tespitlerin, çocukluğundan itibaren geliştirdiğin yeme keyfinle özdeşleşmiş “Loplop Tası” “Ne yiyorsun bakayım? Bana da bir diş versene?” cümlesi, kaligrafisi mükemmel olduğu kadar okunması Çin alfabesi güçlüğündeki el yazıların, sürdüğün Rebul Lavanta kolonyanın güzel kokusu, Zeynep ve Ömer’in babası Umi, Ayşe’nin 50 yıllık hayat arkadaşı Umur, Lea’nın dedesi Dadaaa olmayacak… Bunları ne yazık ki dik durmaya çalışarak ve burnumuzun direği sızlayarak hatırlayacağız…

Seni en sevdiğim yerde, en sevdiğim mevsimde, en ummadığım zamanda kaybettim. Kaybettik… Niye diye sormak yerine, iyi ki’lere odaklanmayı seçip, bundan sonraki sensizlik ve noksanlık sürecini efendi gibi, olgunlukla taşımaya çalışacağım, çalışacağız…Öleceğini biliyormuşum gibi bir gece önce kimse yokken akşam yemeğinde seninle helalleşircesine yaptığımız o konuşma için de ayrıca minnettarım… “Senin bu hayattaki en büyük başarın Lea’dır kızım” diyecek kadar yürekli, affedici, sevgi dolu, merhametli, bilge ve insanların yüreğine bugüne dek ürettikleriyle neşe saçmış bir ruhun evladı olarak dünyaya gelmemize izin verdiğin için çok teşekkür ederim. Senden her türlü hatam, lafını dinlemeyip yaşattığım hayal kırıklığı ve üzüntü için tekrar özür dilerim.

Var olduğunu içsel olarak çok iyi bildiğim o yerde, yeni bir oyun kurup kendi tekamülüne hizmet etme telaşesine tekrar düşmezden veya daha yüksek bir şuurdan gelip, hayat ödülünün keyfini bambaşka yerlerde başka ruhlarla sürmeye başlamazdan evvel beni, bizleri de yeni yaşam oyununa katmak üzere bekleyecek kadar alicenap olmanı umut ediyorum. O yüzden de sana inatla ve ümitle “Elveda” demiyorum. Bugün senin de varlığını bildiğin, birebir deneyimlediğin o yerde tekrar bir araya gelene kadar, kısa bir süre için hoşça kal baba. Seni çok seviyorum. Dilerim ki bu dediklerimin tamamı orada çok sevdiğim Saim amcam, hiç tanışamadığım ve benim gibi ekinoks doğumlu olduğunu bildiğim Ömer dedem, Zeki ağabey, kedimiz Panti, tazımız Efe, labradorumuz Naomi ve sokak köpeğimiz Fatoş’un nezdinde de duyulsun ve gülümseyerek “Hadi şu Aptal’ı da bekleyelim bari” deyin…

Kınalıada, 25 Ağustos 2019

 

 

mm

Zeynep Bugay

21 Haziran 1979 Ekinoks doğumlu olan Zeynep Bugay, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi mezunudur. Yapım firmalarında, PR ve Reklam şirketlerinde metin yazarlığı yapmıştır. Aynı zamanda, Kozmoenerji Progressor'u ve Karma Astroloji öğrencisidir. Her türden ilişkiyi yazı yoluyla irdeleyerek kendisine ve mensubu olduğu kolektife farkındalık sağlamak suretiyle hizmet etmek istemektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!