HOP HOP DEĞİŞ TONTON - Halimiz
HOP HOP DEĞİŞ TONTON 2
ERDOĞAN VE TRUMP GÖRÜŞMESİNİN ARKASINDA YATAN GEÇMİŞ
14 Kasım 2019
HOP HOP DEĞİŞ TONTON 3
GRİP ÖNERİLERİ
14 Kasım 2019
HOP HOP DEĞİŞ TONTON 4

Kasım ayındayız ve sanırım Türkiye’nin büyük bölümü hala yaza girecekmiş gibi ılık bir havada. Ben Ankara’dayım. Bu kadar güzel, güneşli bir hava Ankara’da Kasım ayında oldukça olağanüstü. Sanırım iklimler ve hava şartları değişiyor. Kasım’da sokakların karlarla kaplandığı yılları hatırlıyorum. Hava durumu, iklimler değişiyor.

İklimler bile değişiyor da acaba biz değişebiliyor muyuz? İstediğimiz değişimi hayatımızda yaratabiliyor muyuz? Değişimin neresindeyiz?

Bazen danışanlar gelir bana, evini, işini, sevgilisini hatta eşini bazen şehrini değiştirdiğini ama asıl istediği değişimi ya da mutluluğu hala bulamadığını söyler. Hani bir yolculuğa çıkarken elinize küçük de olsa bir bavul alırsınız ya… Ya da evinizi de değiştirseniz, eşyalarınızı da; mutlaka bazı sevdiğiniz, kullandığınız eşyalarınız aynı kalır. İşte bunun gibi ister partnerinizi değiştirin, isterseniz ülkenizi… yanınıza aldığınız bavulunuz, eski eşyalarınız gibi siz aynı siz olarak devam edersiniz.

Bıraktığınız işteki patronunuz yerine aynı şekilde bir ofis arkadaşınız, ayrıldığınız partnerinizin yerine ismi ya da tipi farklı ama kendi, huyu aynı başka biri gelir. Kimden neyden kaçıyorsanız o devam eder. Hatta gidip Ay’a, Mars’a yerleşin siz içsel olarak değişmezseniz dışarda hiçbir şey değişmez. Peki değişimden mi korkuyoruz? Yoksa değişimin getireceklerinden mi? Sanırım her ikisi de.

Değişmek kolay mıdır? Hayır. Oldukça büyük bir cesaret ve azim gerekir. Kendinizle yüzleşmeniz, sorumluluk almanız gerekir. Bu yüzden de bize korkutucu gelir. Zordur ama imkansız değildir. Bilindik güvenlik alanımızdan çıkıp bilinmezlikle baş edebilmek gerekir. Bu değişim için bazen tutunduklarımızı bırakmak, hayatımızdaki birilerini kaybetmek gerekebilir. Bazen de yalnız kalmamız gerekir ya da sonuç bu olabilir. “Ya şu olursa, ya bu olursa?” korkumuzu aşmak gerekir. Hedefe doğru yürüyebilmek gerekir. Neyi neden yapmışız, neyi neden tercih etmişiz, kimi neden hayatımıza almışız bununla yüzleşmek zordur. Üstelik bu yüzleşme zamanlarını da kendinizi dövmeden geçirmeniz gerekir.

Bazen de hem kendiniz hem başkalarını affetmeniz ve kabul etmeniz gerekir. Oysaki dışarıyı, kaderi, şartları suçlamak her zaman çok kolaydır. Asıl bunu bırakmak zordur işte. Şikayeti bırakmak, söylenmeyi bırakıp adım atmak gerekir. Acıdan kurtulmaya karar vermek… Oysa ki acı ve acı çekmek de çok zevklidir. Yoksa niye insanlar bu kadar acılara, dertlere, mutsuz hayatlarına tutunsun ki? Acısıyla ilgi çeksin ya da acısıyla hava atsın ki? İşte değişim zor yoldur. Sebat ister.

Öncelikle bakış açınızı, bilincinizi ve bilinçaltınızı değiştirmek gerekir. Bugüne kadar yaptıklarınızdan, söylediklerinizden farklı şeyler yapmanız ve söylemeniz gerekir. Siz hep sağa baktıysanız bu hayatta, artık sol taraf da olduğunu hatta aşağısı, yukarısı ve arkası olduğunu görmeniz gerekir.

Bunun için de değişimi ilk ne zaman yaşadığınızı hatırlamanız yeterlidir. Bu ilk ya da etkili değişim anınız sizin değişimle ilgili kodlamalarınızı yaptığınız, değişime bir anlam yüklediğiniz zamandır. Oradaki duygunuz sizin değişim algınızdır. Belki sevdiğiniz evden taşındınız, kardeşiniz oldu, ya da mahalle arkadaşınız taşındı? Ya da okulunuzu değiştirdiniz? Veya evdeki durumlarda bir değişiklik oldu ve o küçük hayatınız size göre berbat oldu? Siz de değişimi olumsuz etiketlediniz? Hadi bir düşünün bakalım. Hani size göre alt üst oldu ya hayatınız, ama altın üstünden daha iyi olmadığını nerden biliyorsunuz? Mevlana’nın dediği gibi…

Ben küçükken bir çizgi film vardı. “Hop Hop Değiş Tonton”. Bunlar her şekle dönüşebilen küçük yumuşak su kabağı şeklinde toplardı. Tabak lazım olsa biri tabak olurdu, bir yere gidecek olsalar içlerinden biri bisiklet olurdu, bir alet bozulsa hemen o top tornavida olup işi hallederdi. Her şeye dönüşüp, uyum sağlayabilirlerdi ve hemen şekil değiştirirlerdi. Ben de bunun gerçek hayatta da olmasını dilerdim. Keşke biz de onlar gibi her şarta uyumlanabilsek, bu kadar kolayca ruhsal, fiziksel, duygusal ve zihinsel değişebilsek! Valla güzel olurdu!

 

 

mm

Yıldız Karacasoy

Çok şanslı biriyim çünkü çok severek yaptığım iki işim var. İlki özel bir üniversitede hocalık yapmak. İkincisi de bireysel gelişim, enerji ve bilinçaltı danışmanlığı yapmak. İlk işimi bilinçli seçtim ama sanırım ikincisine çekildim. Aile dizimi, regresyon, affetme ve bilinçaltı çözülme çalışmaları, yaşam koçluğu, kinesiyoloji en zevkle çalıştığım konular. Dişilik, bolluk bereket oluşturma ve bilinçaltı ise eğitimlerini ve seminerlerini verdiğim konular. 2010-2014 yılları arasında Kanal B Bizbize programında tüm bilgimi ve deneyimimi paylaştım. Artık yazılarımla da buradayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!