"HİÇ KİMSE YASALARIN ÜZERİNDE DEĞİLDİR" - Halimiz
"HİÇ KİMSE YASALARIN ÜZERİNDE DEĞİLDİR" 2
YALAN!
3 Ekim 2019
"HİÇ KİMSE YASALARIN ÜZERİNDE DEĞİLDİR" 3
DEVLET YÖNETİMİ BÖYLE OLMAMALI
3 Ekim 2019
"HİÇ KİMSE YASALARIN ÜZERİNDE DEĞİLDİR" 4

Donald Trump, Amerikan tarihinde görevden azledilme soruşturması ile karşı karşıya kalan dördüncü Başkandır.

Artık, siyasi kutuplaşma noktasını çoktan aşmış bulunuyoruz. Şu anda Kongre ile Amerika Birleşik Devletleri’nin başındaki kişi resmen savaş halindeler.

Konu ile ilgili olarak, Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi “Hiç kimse hukukun üzerinde değildir” diye açıklama yaparken diğer yanda Başkan Trump, Demokrat Parti tarafından bir “cadı avına” maruz bırakıldığını ve “taciz edildiğini” iddia eden tweetler atıyordu.

Durumun oldukça hassas olduğu su götürmez bir gerçek ve bütün bunların öncekilere benzemeyecek bir seçimin arifesindeyken yaşanıyor oluşu işi daha da zorlaştırıyor.

Washington’u sarmalayan bütün bu çılgınlık ve kutuplaşma yeni değil, uzun süredir devam etmekteydi. Peki bunlar neden şimdi yaşanıyor? Bardağı taşıran son damla ne oldu?

Başkan Trump’ın bazı yabancı devlet başkanlarından bir takım siyasi “yardımlar” istediği iddia edildi. Peki böyle bir istekte bulunmak yasa dışı mıydı yoksa sadece ahlak dışı mıydı?

Pelosi’nin kafası ise son derece netti. Nancy Pelosi, uzun bir süredir kendi partisinin içinde Trump’ı azletmek isteyenleri sakinleştirmeye çalışıyor, onlara böyle bir inceleme sürecinde Başkan aleyhine elde edilecek delillerin yeterince güçlü olmaması durumunda Amerikan halkından yeterli desteği göremeyeceklerini ve bunun da kendileri açısından siyasi sonuçları olacağını söylüyordu.

Bu sırada Kongre’ye bağlı soruşturmacılar,  Beyaz Saray ile ilişkisi olan bir istihbarat memurunun yaptığı bir ihbarın Trump Yönetimi tarafından hasır altı edildiğini fark ettiler. Bu durum her şeyi değiştirdi.

Hükümet çalışanları, üslerinin hatalı bir şeyler yaptığını düşündüklerinde bu çekincelerini Ulusal İstihbarat Ofisi’ne ihbar edebilirler. Bu yasal ve resmi bir uygulamadır.

Yapılan ihbar, Başkan Trump’ın Haziran ayında Ukrayna başbakanı ile yaptığı bir telefon görüşmesiyle ilgiliydi. İddiaya göre Trump, siyasi bir rakibinin aleyhine kullanabileceği bazı bilgiler almak için Ukrayna başbakanına baskı yapmıştı.

Bu ihbar Nancy Pelosi’yi harekete geçirdi. 24 Eylül’de “Başkan’ın bu yaptığından sorumlu tutulacağını” söyleyerek Trump hakkında resmi bir “azil” soruşturması başlatılacağını duyurdu.

Washington’daki fraksiyonlar farklı farklı olsa da tek bir konuda görüş birliğindeydiler; Temsilciler Meclisi Başkanı Pelosi’nin bu kararı iyi hesaplanmadan, üzerinde düşünülmeden alınmış bir karar değildi.

Amerika Birleşik Devletleri Anayasasının “azil” prosedürleri “ihanet, rüşvet alma veya benzeri ciddi suç ve kabahatler” söz konusu olduğunda devreye girer ve çok seyrek olarak uygulanır.

İlk önce Temsilciler Meclisi bir “büyük jüri” görevini üstlenir, kanıtları toplar ve azil süreci ile ilgili maddeleri hazırlar. Bu belge bir iddianame görevi görecektir. Daha sonra dava Senato’ya taşınır ve burada ABD Yüksek Mahkemesi’nin Baş Yargıcı başkanlığında dava görülür. Davanın sonunda eğer Senatörlerin üçte ikisi Başkanı suçlu bulurlarsa azil gerçekleşir.

1868 senesinde Andrew Johnson, 1998 senesinde ise Bill Clinton’ın Temsilciler Meclisi tarafından azli istenmiş; her iki Başkan da Senato’da beraat etmişti. Richard Nixon 1974 senesinde, Watergate skandalı sebebi ile hakkında yapılan soruşturma sürerken istifa etmiş, azil sürecine girmemişti.

Trump’ın azil sürecinin nasıl biteceğini ise kimse kestiremiyor çünkü Başkan’ın bağlı bulunduğu Cumhuriyetçi Parti Senato’da çoğunluğa sahip.

Bildiğimiz tek şey olayların büyük bir hızla geliştiği… Belki de Pelosi ve Trump dahi işlerin bu kadar hızla gelişeceğini düşünmemişlerdi.

Nancy Pelosi’nin azil sürecinin başladığını duyurmasından sadece bir gün sonra Beyaz Saray, 25 Haziran’da Donald Trump ve Ukrayna Başbakanı Volodymyr Zelensk’nin yaptığı telefon görüşmesine dair notları yayınladı. Bu notlarda, Trump’ın ilk önce genel olarak Amerika Birleşik Devletleri’nin o güne kadar Ukrayna için yaptıklarından bahsettiği daha sonra ise kendisinden bir “iyilik” istediği görülüyor. Aslında istenilen “iyilik” bir değil iki tane…

Trump, Ukraynalı yetkililerin 2016 senesinde gerçekleşen Başkanlık seçimi sırasında Demokrat Parti için çalışan bir siber güvenlik şirketini incelemelerini istiyor. Ardından Zelensky’nin eski Başkan Yardımcısı Joe Biden ve oğlu Hunter hakkında bir yolsuzluk soruşturması açmasını ve bunu kendi kişisel avukatı Rudy Guliani aracılığı ile yapmasını talep ediyor.

Konunun geçmişi ile ilgili biraz bilgi vermek istiyorum. Biden, her ne kadar anketlerde oyları düşmekte olsa da, önümüzdeki seçimlerde Demokrat partinin Başkan adayı olma olasılığı yüksek bir isim.

Joe Biden, Barack Obama döneminde Başkan Yardımcısı olarak çalışırken, yolsuzluklarla savaşma konusunda yeterince kararlı davranmayan Savcı Viktor Shokin’i kovması için Ukrayna Hükümetine baskı yaptı. O dönemde oğlu Hunter Biden ise bir Ukraynalı enerji şirketinin yönetim kurulunda bulunuyordu.

Trump ve yandaşları, Joe Biden’ın o savcıyı, oğlunun yönetim kurulunda bulunduğu şirkete karşı bir soruşturma başlatıp Hunter Biden’ın zarar görmesini engellemek için kovdurduğunu ima ettiler. Ne bu iddiaları destekleyebilecek bir delil ortaya çıktı ne de Joe ya da Hunter Biden hakkında herhangi bir suçlama yapıldı. Tabii bu durum Trump’ın bu konunun altında bir pislik arayışını durdurmadı.

Trump, görüşme sırasında taleplerinin kabul edilmesi karşılığında Ukrayna’ya herhangi bir vaatte bulunmadıysa da bu taleplerin zamanlamasının oldukça manidar olduğunu söyleyebiliriz.

Bu telefon görüşmesi, Trump’ın, Ukrayna’ya yapılacak, Kongre tarafından onaylanan ve Savunma Bakanlığının desteklediği 391 milyon Dolarlık askeri yardımı durdurmasından sonra gerçekleşti. Yardım daha sonra tekrar aktive edildi.

Yapılan ihbarın metninin yayınlanmasının ertesi günü, Trump-Zelensky telefon görüşmesinin notları kamu oyu ile paylaşıldı ve akıllarda pek çok soru işareti belirdi. İhbar metninde “Görevim sırasında pek çok A.B.D hükümet görevlisinden, Trump’ın bulunduğu görevin kendisine verdiği gücü kullanarak yabancı bir ülkeden 2020 Başkanlık seçimleri için yardım isteyeceğine dair duyumlar aldım” yazıyordu.

İhbarda ayrıca, Trump’ın üst düzey yardımcılarının bu konuşmanın kaydını gizli bilgilerin saklandığı bir sisteme taşıyarak konuşmaya ulaşmayı zorlaştırdığı belirtilmişti.

George W. Bush yönetimi döneminde A.B.D’nin Ukrayna büyükelçisi olan John Herbst NPR’da (National Public Radio) yaptığı bir söyleşi sırasında konunun geçmişi ile ilgili bazı bilgiler verdi. Herbst’e göre Trump’ın yaptığı görüşme oldukça anormaldi ve Shokin, Avrupa Birliği ve IMF dahil herkesin kovulmasını istediği son derece yozlaşmış bir savcıydı.

Başkan Trump, kendi açısından bu sürecin Başkanlık seçimini olumlu anlamda etkileyeceğini söyleyip Demokratları ülkenin hakiki sorunları ile ilgilenmek yerine gereksiz siyasi çatışmalarla uğraşmakla suçluyor.

Fakat Amerikalılar konuya artık daha şüpheci yaklaşıyorlar. Her ne kadar Trump’ın kemik kitlesi sadık bir şekilde yanında dursa da yapılan anketlerde toplumun genelinde bir takım fikir değişiklikleri olduğu görülüyor. İki büyük araştırma sonucunda Trump’ın azlini destekleyenlerin sadece bir haftada yüzde 37’den yüzde 47’ye yükseldiği görüldü.

Konu ile ilgili pek çok kişi pek çok şey söylüyor fakat beni en çok etkileyen, Trump ile ters düşüp Kongreden ayrılan eski bir Cumhuriyetçi Senatör’ün sözleri oldu.

Washington Post’ta yayımlanan bir makalede Jeff Flake, Cumhuriyetçi Parti’deki eski arkadaşlarını azil sürecinde çok zor kararlar vermek zorunda kalacaklarını söyleyip şöyle diyordu, “Amerikalıyı her şeyin önünde tutanların, hepimizin, şu anda ve burada yapacağı şey ülkemiz için hayati önemdedir.” Sonra da şu cümleyi ekliyordu;

“İnanın bana kendinize yeni bir iş edinebilirsiniz fakat yeni bir ruh edinemezsiniz.”

Çeviren: Deniz YURDAKUL

mm

Paula Wolfson

Paula Wolfson is a veteran Washington correspondent who has covered three presidents and six presidential campaigns. She was the White House bureau chief for the Voice of America before switching to commercial radio, where she reported on science and health care policy, Recently she returned to her first love and is writing once again on American politics and foreign policy for halimiz.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!