HERKES BİLİYOR - Halimiz
BİZİM İÇİN ŞAMPİYON
4 Nisan 2019
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ
11 Nisan 2019

Herkes biliyor, zarların hileli olduğunu
Herkes parmaklarını çapraz yapar yuvarlarken
Herkes biliyor, savaşın bittiğini
Herkes biliyor, iyi adamların kaybettiğini
Herkes biliyor, dövüşün hileli olduğunu
Fakirler fakir kalır, zenginler zenginleşir
Hep böyle gider
Herkes biliyor

Herkes biliyor, geminin su aldığını
Herkes biliyor, kaptanın yalan söylediğini
Herkeste bu buruk duygular
Sanki babaları ya da köpekleri ölmüş gibi
Herkes cebini doldurmaya bakar
Herkes bir kutu çikolata
Ve uzun bir gül ister
Herkes biliyor

Bu şarkı sözleri ölümsüz besteci, yazar, şair ve şarkıcı Leonard Cohen’in Everybody Knows şarkısına ait.

Bir sanatçıyı büyük yapan şey onun zamansızlığı, söylemek istediği şeyin evrenselliğidir. Büyük üstat, dünyanın en demokratik ve zengin ülkelerinden birinde dünyaya geldiği halde dünyadaki adaletsizliği kendine dert edinip, hileli oyunlara dikkat çekmek ihtiyacını duyuyor.

Zirvenin dağcıya uzaktan net görünmesi gibi, adaletsizlik de içindeyken değil, dışındayken daha net görünür. O sebeple şu ya da bu sebeple ülkede yaşamayan vatandaşlarımızın, eşlerimizin dostlarımızın bizimle ilgili yaptığı gözlemler, bizim kendi gözlemlerimizden daha açık ve net olabilir. Kişi ve toplum, kendi içinde bulunduğu duruma kördür. Dışarıdan bir gözlemci ise olanı net görür.

Aynı evde yaşadığınız kişilerin kusurlu olduğunu düşündüğünüz davranışlarını hemen tespit edebilip, kişiliklerini eleştirebilirken kendimize karşı tam bir körlük yaşarız. Çünkü kendimize baktığımızda gördüğümüz şey kendimiz değil, zihnimizin yarattığı imajımızdır. Doğal olarak da gerçek değildir. İnsanın kendini olduğu gibi görebilmesi çok zordur. Bunu başarabilmek sabırlı bir zihinsel çalışmayı, derin bir iç yolculuğu gerektirir.

Aynı şekilde toplumlar, kurumlar da kendi kusurlarına kördür. O sebeple muhalefet iyidir ve gereklidir. Karşıt sesleri susturmak, muhalefeti yok etmek, kendi ayağına ateş etmektir. Bunu herkes bilir.

Herkesin bildiği şeyler o kadar ortadadır ki konuşulmaz. Mesela hile yaparak kazanan, eninde sonunda büyük kaybeder. Mesela başkasına ait bir kurumu, kendi kurumuymuş gibi yöneten bir kişi kuruma zarar verir ve bunu herkes bilir. Herkesin bildiği ama asla söylemediği bir şey de her şeyin geçici olduğudur.

Bir toplumun dış gözü o toplumun sanatçıları, akademisyenleri, gazetecileri ve aydınlarıdır. Bu kişilerin ifade özgürlükleri kısıtlandığında veya engellendiğinde toplum ve onu yönetenler körleşmeye başlar. Körleşince doğru yolu bulmak zorlaşır.

Geçtiğimiz yerel seçimler ile ilgili yabancı basında çıkan haberler İktidar partisinin ağır yenilgiye uğradığı yönündeydi. Tüm ana akım medyayı kullanmalarına ve devletin imkanları ile propaganda yapmalarına rağmen büyük illerin muhalefet partisine geçmesini ağır yenilgi olarak yorumladı dış basın. İçerde ise ana muhalefet lideri vakur bir tavırla çıkıp bu bir zafer değildir, başarıdır. Zafer düşmana karşı kazanılır, biz düşman değiliz ki sözleriyle birleştirici bir mesaj verdi. Bu mesaj bile başlı başına özlediğimiz birlik ve beraberlik duygusu için yeterliydi.

Herkes azarlanmaktan, ayrıştırılmaktan, kızmaktan yoruldu. Artık korku değil umut mesajına ihtiyacımız var. Toplum olarak o kadar gerildik ki sonunda ip koptu.

Tüm organize suçlar yalan, aldatma, gasp etme, kandırma, korkutma, gerçeği gizleme ve para kazanma üzerine kuruludur. Organize iyilik ise dürüstlük, şeffaflık, dayanışma, saygı, sevgi, yardımlaşma ve paylaşma üzerine kuruludur. Organize iyiliği başlatarak toplumsal bir dönüşüm yakalayabilir, para sahibi olmayı bir değer olmaktan çıkartmayı başarabiliriz.

Değişim başlı başına çok zordur çünkü alışkanlıklar değişimi durdurmaya çalışır. Sabır ister, emek ister ve sebat ister. Toplum işsizlik, açlık, adaletsizlik ve özgürlüğünün kısıtlanması ile karşı karşıya olsa bile bilindik alışkanlığından vazgeçip, belirsiz bir umut peşinden gitmek istemeyebilir. Değişim sabır gerektirir ki bu bizim toplumun en güçlü özelliği değildir. Biz deli kanlıyızdır, heyecanlı ve duygusal tepkiler veririz. Biz hesapsız yaşarız o yüzden iki üç hamle sonrasını hesaplamak, strateji geliştirmek bize göre değildir. Güvenimiz zor kırılır, güvendik mi sonuna kadar savunuruz. Ama herkesi harekete geçiren bir şey vardır. Bu bazımız için iktidarın nefret söylemi, bazımız için para birimimizin yabancı para birimleri karşısında değer kaybetmesi, bazımız için geleceğimizin çalınması, bazımız için yakınımızın maruz kaldığı adaletsizliktir. Her ne olursa olsun bir tetikleyicimiz vardır. Bu başlatıcı etken ne olursa olsun, tetiklendiğimizde değişim başlar.

İktidar partisine oy vermemiş olan vatandaşların ilk kez içlerinde umut var. Değişimin başladığının farkındalar. Kendi haklarını savunacak gücü kendilerinde bulmaya başladılar. Bu seçim sonrasında hakkımızı koruyan tüm vatandaş ve siyasetçilere şükran duyuyorum.

Diyeceğim o ki güzel ve pozitif bir dönüşümün habercisi olsun bu bahar. Hep birlikte yan yana, can cana yaşayabileceğimizi gösterelim dünyaya. Hakkımızın peşinden gidelim, haksızlığa boyun eğmeyelim.

Yazının başında bir şarkıyla başlamıştım, yazımı da Bob Marley’in efsanevi Get up, Stand up şarkısının sözleriyle bitireyim:

 

Bilmediğini biliyorum
Hayatın gerçek anlamını
Bütün parlayan şeyler altın değil
Hikayenin yarısı bile anlatılmadı
Şimdi ışığı görüyorsun eh! 

Haklarını savun, hadi! 

Kalk, dik dur: haklarını savun! 

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!