HEPİMİZİN HUZURU VE MUTLULUĞU - Halimiz
HEPİMİZİN HUZURU VE MUTLULUĞU 2
A TALE OF TWO TWEETS
18 Nisan 2019
HEPİMİZİN HUZURU VE MUTLULUĞU 3
EROLCAN’IN ÇİZİMLERİ
18 Nisan 2019
HEPİMİZİN HUZURU VE MUTLULUĞU 4

“Lokah samastah sukhino bhavantu.” “Evrendeki tüm canlılar mutlu ve özgür olsun ve tüm düşüncelerim, kullandığım kelimeler ve davranışlarım evrendeki herkesin mutluluğu ve özgürlüğüne hizmet etsin” anlamına gelen bir “mantra”dır. “Mantra”, sözlük anlamı ile kutsal hece ya da şiir demektir. Kelimeleri ve onların titreşimlerini kullanarak zihni sakinleştirip dinginleştirmeyi ve daha yüksek bir bilince ulaşılmasını amaçlamaktadır.

“Lokah samastah sukhino bhavantu” mantrası benim en sevdiğim ve sürekli tekrar ettiğim bir şiir. Son günlerde sokak hayvanlarına yapılan zulmü düşününce bu “mantra”nın daha çok kişi tarafından ve daha yüksek titreşimlerle söylenmesi gerektiğini düşündüm. Yoga felsefesinin “ahimsa” (şiddetsizlik ve zarar vermemek) ilkesini de bir kere daha hatırlamak ve gözden geçirmek ihtiyacı duydum.

Yoga üzerine ilk yazılı belgeyi düzenleyen Patanjali’ye göre, yoganın ahlaki ve kişisel değerleri birçok alt başlığa ayrılır. Ahlaki değerlerden biri de şiddet göstermemek ve zarar vermemek anlamına gelen “ahimsa” ilkesidir.

“Ahimsa”, şiddet göstermemek ve zarar vermemek anlamına gelen bu ilke yoga felsefesinin temelini oluşturmaktadır ve en önemli ahlaki kuraldır. Kişi ne kendisine ne çevresine ne diğer canlılara ne de doğaya zarar vermelidir. Bu ilke tüm düşünce, söz ve eylemleri kapsamaktadır. Patanjali’ye göre eğer kişi zararsızlık ilkesini benimserse, çevresindeki herkes de düşmanca tavırlarından ve yaklaşımlarından vazgeçer. Yani, bunu bir kelebek etkisi yaratabilecek kadar değerli ve önemli bir ilkedir. Vejetaryen ve vegan olmaktan tutun da çevremize verdiğimiz her tür maddi ve manevi zararı kapsamaktadır.

Şiddetsizlik ilkesi, öncelikle kendimize karşı nasıl davrandığımızla ilgilidir. Bir kişi, kendine yumuşak, sakin, huzurlu ve mutlu davranabiliyorsa bunu diğer tüm canlılara karşı da gösterebilir. O halde, “kelebek etkisini” yaymaya kendimizi severek, kendimize değer vererek ve kendimize zarar vermeyerek başlayabiliriz. Yaptığımız bir iyilikten kendimiz zarar göreceksen bu iyiliği yapmamamız tavsiye edilmektedir. Öncelikle kendi esenliğimizi, iyiliğimizi, huzurumuzu, mutluluğumuzu ve özgürlüğümüzü kazanacağız ki sonrasında bu güzel duygu ve düşünceler etrafımıza yayılabilsin.

“Lokah samastah sukhino bhavantu” “mantra”sı da bence yoganın “ahimsa” ilkesi ile yakından alakalı bir “mantra.” Bu kutsal cümleyi biraz daha açacak olursak, evrende var olan tüm canlıların mutlu, özgür ve esen olmasını ve hiçbir şekilde acı çekmemesini ifade ettiğini ve dilediğini söyleyebiliriz. Hepimiz bu dünyayı paylaşıyoruz ve bu dünyaya verdiğimiz herhangi bir zararı aslında kendimize vermekteyiz. Sadece başkasına acı çektirmiyor ve zarar vermiyor aynı acıyı ve zararı biz de görüyoruz. Dünyayı kirlettiğimizde ya da bir canlıya zarar verdiğimizde de durum aynı çünkü evrendeki tüm canlılar birbirine bir şekilde bağlı.

Bu dünyayı paylaşan canlılar olarak hepimiz aşağı yukarı benzer deneyimlerden geçmekteyiz. İster acı ister mutluluk olsun ister sevgi ister nefret, ister inanç isterse şüphe olsun… Tüm bu deneyimleri hepimiz yaşamaktayız. Dolayısıyla birbirimize zarar vermek yerine birbirimizi anlamaya çalışmalıyız. Bu doğadaki bir ağaçtan sokakta gezinen köpeğe ya da yan komşumuza kadar herkesi kapsamalı. Bir ağacı kesen bir insan, tüm dünyanın oksijenini azaltmış demektir ve tüm canlılara zarar vermiştir. O ağaç üzerinde yuva yapan kuşlardan, o ağacın oksijenini soluyan insanlara kadar herkese… Bir sokak köpeğini hırpalayan ve tekmeleyen bir kişi, gün geldiğinde başka insanlar tarafından hırpalanmayı ve tekmelenmeyi göze almış demektir çünkü dünyada her yapılanın bir karşılığı vardır. İyi ya da kötü… “Ne ekersek onu biçeriz” atasözümüz yoga felsefesinin “karma” ilkesi ile eşdeğerlidir. Yaptığımız her davranışın, söylediğimiz her sözün, aklımızdan geçen her düşüncenin karşılığını bu hayat içinde alırız. İyi davranışlarda bulunursak iyi, kötü davranışlarda bulunursak da kötü karşılık alırız. Yaptığımızın karşılığını bu hayatta görmeden bu hayata veda etmeyiz. O halde bu hayatta elimizden geldiğince iyi şeyler ekmeli ve iyi davranışlarda bulunmalıyız.

Bu yüzden içimizdeki tüm kötü duygu ve düşünceleri silmeli ve sadece sevmeyi öğrenmeliyiz. Sevmek, huzur içinde yaşamak ve tüm bu güzel duyguların etkisini çevremize yaymak, bu dünya ve dünyada barış ve huzurun hâkim olması için yapabileceğimiz en iyi şeydir. Sadece sevgi dolu olup bu sevgiyi çoğaltarak çevremizdekilere gösterebilirsek belki de dünyayı değiştirebiliriz ve bu dünyayı daha yaşanılası bir yer haline getirebiliriz. Mahatma Gandhi ne demiş: “Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür. Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür. Duygularınıza dikkat edin: davranışlarınıza dönüşür. Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür. Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür. Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür. Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür.” Ne kendimize ne de çevremize zarar verelim. Şiddeti sona erdirmeye önce kendimizden başlayalım. Kendimizi sevelim, kendimize değer verelim ve kendimizi hırpalamayalım. Sonra bunu diğer tüm canlılar için uygulayalım. Şiddet içermeyen bir hayatı, davranış biçimimiz haline dönüştürelim ki, zaman içinde bu alışkanlığımız, değerimiz, karakterimiz ve kaderimiz olsun.

mm

Burcu Yırcalı

Yogaya boyun ve bel ağrıları gibi sağlık sorunları yüzünden 2006 yılında başladım. Önceleri yoganın sadece bedensel boyutuyla ilgilenirken ve “savasana” (ceset pozisyonu) adı verilen son dinlenme pozisyonunda bir dakika bile kıpırdamadan yatamazken zaman içinde yoganın bedensel boyutunun ötesinde boyutları olduğunu da fark edip çok sevdim. Bu sevgi benim yoga üzerine eğitimlere katılmama sebep oldu. 2012 yılından beri yoga eğitmenliği yapmakta ve yoga ve meditasyon ile hem kendi hem de katılımcıların hayata değişik bir açıdan bakmasını amaçlamaktayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!