HEDEFLERİNİZ OLSUN - Halimiz
HEDEFLERİNİZ OLSUN 2
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ
20 Şubat 2020
HEDEFLERİNİZ OLSUN 3
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
20 Şubat 2020
HEDEFLERİNİZ OLSUN 4

Hayattan beklentileriniz ya da hayattaki hedefleriniz nedir? Benim yok demeyin sakın. Herkesin vardır. Belki mesleğinizle belki de fiziksel görüntünüzle ilgili bir hedef ya da beklentidir bu… Belki de bu hayatta sadece ve sadece gezme hedefiniz vardır. Daha çok yere gitmek ve daha çok yer görmek… Belki daha çok sevgi ve saygı görmek, belki de daha çok takdir edilmek… Ama herkesin mutlaka bir beklentisi ya da hedefi vardır.

“Kendine yüksek hedefler belirle çünkü bu hedefi gerçekleştiremesen bile o hedefe doğru giden yolda kendini geliştirip ilerletebilirsin.” Her zaman olduğu gibi buna benzer bir cümle ardı ardına gözlerimin önüne geldi. Artık neden ve niçin diye düşünmeyi bıraktım. Bazı cümlelerin önüme birden fazla gelmesinin bir sebebi var. Ben, bu cümleleri özümsemeli ve o cümleleri o günün felsefesi yapmalıyım. Onları irdelemeli ve onlardan ders çıkarmalıyım. O günü o cümle ile yaşamalı, gün bittiğinde o günü hataları ve kusurları ya da başarıları ve kazançları ile geride bırakmalı ve yepyeni temiz bir sayfa açmalıyım. Benim de hedefim bu olmalı belki de…

Hedef ve beklenti yoga ile çok uyumlu iki kelime değil ama yine de yoga batı dünyasına girdi gireli ne yazık ki hedef odaklı çalışmalar yoğunlukta. Genellikle derslerde bir “zirve duruşu” belirleyip bedeni, ruhu ve zihni o zirve duruşuna hazırladıktan sonra o “hedef” duruşu yaptırmaktayız. Çünkü artık herkes bir şeyler yapabildiğini ve başarabildiğini görmek istiyor. Çünkü çoğunluk hedef odaklı… Dolayısı ile yoganın süreç odaklı mantığından biraz uzaklaştık. “Her ne kadar zirve duruşuna ulaşana kadar gidilen yoldan keyif alın, yolculuğun her bir anının tadını çıkarın” diye telkinlerde bulunsak da derse katılanların çoğu bir saatlik bir derste bir hedefe ulaşmayı ve en azından o hedefi denemeyi istiyor. O yüzden bu cümleyi okuduğum gün bu konu üzerine dersler çıkarabileceğini düşündüm. Yoga ve o günkü hedeflerimiz…

O gün derslerde bedenin bazı bölgelerini güçlendirip katılımcıları belli birkaç “asana” (duruş) deneyebilecek kıvama getirdim ve sordum “sizin hedefiniz ne?” “Kendinize bir hedef seçin ve o asanayı deneyin.” Böyle söyleyince birden herkes durdu. Zihinlerimiz önümüze bir başkası tarafından bir hedef konulmasına öylesine alışmıştı ki ilk başta tüm katılımcılar şaşırdı. Ne yapacaklarını ve ne deneyeceklerini bilemedi. Ben de bedenlerinin hangi bölgelerinin ısındığını ve hangi duruşları deneyebileceklerine dair birkaç ipucu verdim. İstediklerini seçebileceklerini ya da bunlara benzer akıllarına gelen herhangi bir “asana”yı yapabileceklerini de ekledim. Bunun üzerine herkes değişik duruşlar denedi. Hatta derslerden birinde ardı ardına üç dört tane “asana” deneyen bile oldu.

Gruplardan birinde ise bir kişi, çalıştırdığımız bölgeler ile hiç ilgisi olmayan ve içe dönmeyi hedefleyen bir öne eğilme yaptı ve bana kendisinin bugünkü hedefinin bu olduğunu söyledi. Bence bu çok hoştu çünkü o gün kendisini zorlayacak bir “asana” yapmak istememiş, hırslara kapılmamış, sakin kalmayı tercih etmiş ve seçimini içe dönmekten yana kullanmıştı. Yolculuğunun tadını çıkarmıştı. Bir başkası ise bağdaş kurarak oturmuş ve bunun kendisi için hedef olduğunu söylemişti. Kendisi omurgasında bir rahatsızlığı olduğu için yogaya başlayana kadar değil öne ya da geri eğilme bu şekilde basit bir oturuş bile onun içinimkansızmış. O yüzden onun hedefi de “bağdaşta oturmak”tı. Bence bu da çok değerliydi. Yoga yolculuğunda nereden nereye geldiğini kendi kendine bir kez daha göstermişti.

Yoga yolculuğunu değerli ve özel kılan da buydu. Dün neydik şimdi neyiz? Dün neredeydik bugün neredeyiz? Dün bedenim nasıldı bugün nasıl? Dün zihni durduramadık belki ama bugün durdurabildik mi? Dün nefes yani ruh belki gergindi bugün sakin ve huzurlu… Hedefe doğru giderken yolu ve yolculuğu irdelemek… Yolculuğun tadını çıkarmak… O hedefe giderken geçtiğin yolların hepsinin farkına varmak. Her gün kendine başka bir şey katmak… Her gün yeni bir şey öğrenmek… Her gün bir adım daha ileri gitmek ya da gidememek ama bunu dert etmemek… Hedefe doğru yol alırken o hedefi gerçekleştiremesen bile ilerlediğini ve geliştiğini görmek… Hayata başka bir açıdan bakabilmek… Kendini sevmek, kendi değerini hatırlamak ve kendine saygı duymak… Sen böyle yaptığında herkesin de sana farklı baktığını görmek… Yeniden kendine doğru yolculuk yapmak… İçine dönmek… Yuvana dönmek… Ve daima hatırlamak:

“Hedefleri yüksek tutmak ama o hedefe ulaşamazsak bile ona giden yolculukta gelişmek, ilerlemek ve değişmek.” Ve de “hayattan daima en iyisini istemek ve beklemek.” Çünkü sen istersen evren de sana cevap verir. Sadece kendine inan ve güven… Yolculuğun ilk aşaması da bu zaten!

mm

Burcu Yırcalı

Yogaya boyun ve bel ağrıları gibi sağlık sorunları yüzünden 2006 yılında başladım. Önceleri yoganın sadece bedensel boyutuyla ilgilenirken ve “savasana” (ceset pozisyonu) adı verilen son dinlenme pozisyonunda bir dakika bile kıpırdamadan yatamazken zaman içinde yoganın bedensel boyutunun ötesinde boyutları olduğunu da fark edip çok sevdim. Bu sevgi benim yoga üzerine eğitimlere katılmama sebep oldu. 2012 yılından beri yoga eğitmenliği yapmakta ve yoga ve meditasyon ile hem kendi hem de katılımcıların hayata değişik bir açıdan bakmasını amaçlamaktayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!