HAYAT, İKİNCİ BİR ŞANSI HAK EDER - Halimiz
HAYAT, İKİNCİ BİR ŞANSI HAK EDER 2
TİYATRO MU DEDİNİZ?
10 Ekim 2019
Barış-Pınarı-Harekatı
FIRAT’IN DOĞUSUNA OPERASYON BAŞLADI
10 Ekim 2019
HAYAT, İKİNCİ BİR ŞANSI HAK EDER 3

Bilgisayar oyunlarında, mobil oyunlarda hep ölünce ikinci bir hakkın vardır. Ya yeniden başlarsın ya da kaldığın yerden devam edersin. Temel eğitimde çoğunlukla teorik bilgi verildiği için örneğin kimya dersinde yanlış miktarda elementi bir araya getirince ölmezsin, sadece sınavda o soruyu bilememiş olursun.

Tiyatroda oyunu sahneye koyarken defalarca kez prova yaparsın, oyunda hata yapmamak için. Ama hata yaparsan da yapmamış gibi oyuna devam edebilirsin.

Gerçek hayatta ise bu, bu şekilde olmaz. Hayatın provası yoktur. Hayatta ikinci can veya sınavda hata yapmak yoktur.

Hayat, yaşamak; tüm canlıların en temel dürtüsü olan hayatta kalmak üzerinedir.

Gerçek hayatta ölüp dirilme diye bir şey yoktur, büyük bir travmadan sonra asla kaldığın yerden devam edemezsin çünkü “sen” dediğimiz şey her gün azar azar değişmektedir.

Hayatta teorik bilgiler bir yere kadar işe yarar. Denemeden ve deneyimlemeden edinilen bilgi sadece entelektüel bilgi olarak hafızamızda yer alır. Hayatta hata yapabilirsin ama hata yaptıktan sonra hayatına hiç bir şey olmamış gibi devam edemezsin. Etmeye çalışırsan karma denilen baş belası seni bulur ve bir şekilde hatanla yüzleşmeni sağlar. Dolayısıyla hatandan bir şey öğrenmek zorundasın.

Medeni ülkelerin adalet sisteminde kanunlara karşı gelen kişi bir bedel öder. Bu bedeli ödeyen kişinin hayata devam etmesi beklenir. Ancak çoğu suçlu, temiz bir sayfa açabilecek kadar şanslı olmaz. Geçmişleri hayalet gibi kendilerini izler. Buna ragmen adalet sistemi eski hükümlülere ikinci bir şans vermek taraftarıdır.

Ceza ile bedel ödettikleri suçluya, hapisten çıkınca ikinci bir şans verdiklerini düşünürler. Ama ne yazık ki hayat, kanunlarda yazdığı gibi teorik de değildir, felsefe kitaplarındaki kadar ideal de değildir.

İkinci şans yaratabilmek için kişinin kendini öldürmesi gerekir. Eskiden olduğu kişiyi sıfırlaması, yepyeni bir sayfa açması gerekir.

Çarpık ve yetersiz bir eğitim sisteminde, hiç ilgisi olmayan bir bölümü istemeyerek okuyup mezun olmuş bir kişi iş hayatında kendince bir seçim yaparak ya okuduğu mesleği icra eder ya da başka bir alanda çalışır. Her durumda, ya sevmediği bir mesleği yapmaya devam eder ya da eğitimini çöpe atarak kendine yeni bir meslek seçip, meslek hayatına bir kaç adım geriden, yeniden başlar.

Birinci durumdaki kişi hem sevmediği okulu okumuş, hem de sevmediği mesleği yapmaktadır. İşte tam da bu kişiler için ikinci bir şans vardır: ikinci üniversite.

İkinci üniversiteyi okuyup mezun olup gerçekten ne ile ilgileniyorsa onunla ilgilenmeye başlayacaktır. Çeşitli üniversitelerin ikinci üniversite opsiyonu ve Sürekli Eğitim Merkezleri vardır…

Peki ya ikinci üniversiteyi seçme sebebi mesela daha çok para kazanabilmek için titre ihtiyacı olduğunu düşünmesiyse ve bu titri almadan çok para kazanmasının imkansız olduğunu düşünüyorsa, büyük ihtimalle para kazanamamasının altında yatan zihinsel düşünme paternini gölgeliyordur ve akademik titri aldıktan sonra arkasına gizleneceği başka bir bahanesi olacaktır.

Şunu demek istiyorum, insanın kendini kandırabilme potansiyelinin sonsuz olduğunu kabul edersek, ikinci şansı ölümle yüzleşmeden kullanabilmemiz çok zor. Bahsettiğim durum, bir arkadaşın vefatı, ölümcül bir hastalığın kıyısından dönmek, büyük bir maddi veya manevi kayıp olabilir. İkinci şanslarını kullanmaya cesaret edenler çoğunlukla böyle bir travma sonrası aydınlanma yaşayıp hayatlarında radikal kararlar alabiliyorlar.

Birinciyi tüketmeden ikinci hayata başlayabilmek bazen ani bir farkındalıkla olabilir. Hani şu görüşmeyi ertelediğimiz arkadaşımızın aniden hayata gözlerini yumması gibi…

Tek bir hayatımız varsa, o hayatı bizi mutsuz, güvensiz, hasta ve huzursuz eden şeyleri yapmak için harcamamızdan daha büyük bir insanlık suçu olabilir mi? En büyük insanlık suçu, insanın kendisine karşı işlediği, kendi olabilme özgürlüğünden yoksun bırakma suçu değil mi?

Sorumluluk adı altında yapılan görevler, geçen vakit, hep ertelenen işler. Bunların hiç biri yaşama, hakkını vererek yaşama sorumluluğunuzdan önce gelmemeli.

Eğer bir savaştan hayatta kalan çocuk, hayata ikinci bir şans verebiliyorsa biz de vermek zorundayız. Her anın hakkını vermek, hayata ikinci bir şans vermektir. Uyur gezer yaşamak, otomatik tepkiler vermek, farkında olmadan eylemde bulunmak, düşünmeden konuşmak ise hayatı öldürür.

Hepimizin ikinci bir şansa ihtiyacı var. Hem de şimdi.

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!