Haklının ve haksızın ötesinde... - Halimiz
Haklının ve haksızın ötesinde... 2
Antik Roma’dan Dersler Ve Bugünümüz!
6 Temmuz 2017
Haklının ve haksızın ötesinde... 3
Haftanın Öne Çıkan Haberleri
13 Temmuz 2017
Haklının ve haksızın ötesinde... 4

Bu ülkenin yeni sorunu tahammülsüzlüktür. En cahilinden en aydın olduğunu düşünenine kadar herkes diğerinin farklı görüşüne tahammülsüz.

Derler ki dinimiz hoşgörü dinidir, dinde zorlama yoktur.

Anadolu insanı gönlünün zenginliğiyle, her tür insanı bağrına basacak bilgeliğiyle ünlüydü. Bizim halk kahramanlarımız Köroğlu, Yunus Emre idi… Aynı zamanda Nasreddin Hoca, Zeki Müren ve Ajda Pekkan idi. Biz çeşitliliğe renk diye bakardık. Biz bize benzemeyene bayılırdık!

Şimdi ise sadece tahammülsüz değil, bir de anında gömecek, itibarsızlaştıracak, eleştirecek, yargılayacak ve fikir sahibinin fikrinin neden çok yanlış olduğunu hayatının diğer alanlarındaki yanlışlarıyla pekiştirerek haklı olduğunu ispata soyunan eğreti insanlar oluverdik.

Adalet için yürüyen bir grup insanı aşağılamak, itibarsızlaşmak için akıl almaz yollar düşünen zihin bu tahammülsüzlüğün sonucudur. Aynı şekilde 15 Temmuz’da samimi olarak ülkesini kurtarmak için sokağa dökülen, canını feda etmeye hazır halkı aşağılama ötekini yok  saymak, ona tahammül edememektir. Eminim her iki grupta da art niyetliler vardır. Varsın olsun. Kötü niyet hep oldu. Bazen yürüyüşçüleri idam sehpasıyla karşılayan bir karikatür şeklinde, bazen bir köşe yazarının nefret söylemi olarak…

En haklı olmak çok önemli. Çünkü en haklı olan en güçlü olandır. Ya da değildir. Fark etmez. En haklı olmak paha biçilmezdir.

O kadar haklıyızdır ki haklılığımızın pahası büyüktür. Ederi bir kaç dostluk, bir dolu kırık kalp, bir sürü öfkeli insandır. Haklılık çok önemlidir.

Örneğin Ali Nesin’in sözleri muhakkak ya çok doğrudur ya çok yanlış. Arası olamaz yani. Olursa formül çöker. Biri haklı biri haksız olamaz.

Keza Ahmet Altan. Keza Kılıçdaroğlu, Keza Erdoğan. Ya iyiler vardır ya kötüler değil mi?

Toplumumuz akıl yaşı olarak 6 yaşında. Kör bir romantizm yaşıyoruz.

Nedense birileri birilerini suçluyor, diğerleri kendini savunuyor. Hep bir şiddet dilimizde. Körler sağırlar birbirini ağırlıyor.

5 yaşındaki çocuğum süper kahramanlara merak sardı. Aramızda şu diyalog geçti.

  • Anne dünyamızda kötü insanlar var mı dedi?
  • Var
  • Peki kimler kötü insan? İyi davranan ve kötü davranan, iyi seçimler yapan ve kötü seçimler yapan insanlar vardır. Kötü davranan, kötülük yönünde seçim yapan insanlara kötü denir.
  • Ben spor yaptım bu sabah, bu iyi bir seçim… dedi.

Bu kadar basit işte.

20li yaşlarda varoluş sorunu çektiğimi, neden dünyada olduğumu anlamaya ihtiyaç duyduğumu en melankolik ses tonumla anlatmaya çalışırken karşımdaki arkadaşım “dünyaya niye geldiğini mi merak ediyorsun? Çok saçma. Varoluş sorunu mu? O da ne? Ya varsındır ya yoksundur. Bunun ötesinde düşünecek ne var anlamadım” dedi.

Emin değilim ama galiba haklıydı.

Haklı çıkmaya çalışmazsak neler olabilir sayalım:

  1. Karşımızdakini duyarız: Savunmayı ve haklı çıkma telaşını bir kenara bırakırsak karşımızdakini gerçekten işitebilir, derdini anlayabiliriz. Empati dinlemekle başlar.
  2. Sorunu anlarız: Anladığımız bir sorunu çözebiliriz. Çözüm bulamayanlar sorunu anlamayan insanlardır.
  3. Sinirlerimiz sağlam kalır: Boşu boşuna enerjimizi haklı çıkmaya harcamayız. Onun yerine ben haklıysam, o da haklıysa ikimizin ortak paydası nedir? İkimizi de tatmin edecek bir çözüm var mı üzerine kafa yorarız.
  4. Farklılıktan besleniriz, zenginleşiriz: Farklı bir bakış açısını duyduğumuzda olanı başka türlü değerlendiririz. Gerçeğe ve bilgiye daha çok yaklaşırız.
  5. Algılardan ziyade olgular üzerine konuşmaya başlarız.
  6. Başkasını anladığımızda mucizevi bir şey olur. O da bizi anlamaya başlar.
  7. Kendimizi daha iyi tanırız: Hangi konuda neden ısrar ettiğimiz bize kendimiz hakkında çok şey söyler.
  8. Uzlaşırız.

Liste yapınca daha iyi anlaşılır diye madde madde tek tek yazdım ama tabii insanı hayatta tutan ego, bazen kontrolü ele geçirir ve kendine benzemez her şeyi kendi varlığı için tehdit olarak algılar. Yaşamak için haklı olmak zorundadır.

Ego yaşamsal bir fonksiyon olmakla beraber, ego merkezli olmak empatisizlik anlamına gelir ki en dip noktası psikopatlıktır. Karşındaki kişinin hisleriyle bağ kurmaktan yoksunluk en büyük cehennemdir.

Başka insanları anlamadan onlarla aynı ortamı paylaşmaya çalışan kişi cehennemi yaşıyordur.

Antropolojik açıdan yapmakta olduğumuz çoğu şey çok garip. Bunu anlamak için yapmakta olduğumuz şeyi daha önce bu deneyimi hiç yaşamamış birine anlatır gibi tanımlamaya çalışın. Bu bir farkındalık egzersizidir. Bunu yaptığınızda o anda yaptığınız şeyin sizin hayatınızda ne kadar önemli bir yeri olup olmadığını anlayabilirsiniz.

Kim bilir belki de manasız bir alışkanlığınızdan kurtulursunuz. Belki kendinize kızmayı bırakırsınız. Belki benzemeyene karşı şefkat duyarsınız.

Belki herkesi affedebilirsiniz. Belki hayatta affedilecek hiç bir şey veya kimse olmadığını anlarsınız. Belki adalet duygunuzun gölgesindeki insani ihtiyaçlarla bağlantı kurarsınız.

Belki düşüncelerinizin hayatınıza etkisi olup olmadığını fark edersiniz. Belki anda kalmayı başarabilirsiniz.

Belki sonu gelmeyen hikayelere soyunur, belki içinizde yapmalısın diye fısıldayan sese cevap verebilirsiniz.

Belki size mutlu eden insanlarla, size mutlu eden bir yerde yaşamayı tercih edebilirsiniz.

Haklı ve haksızın ötesinde bir bakış açısı var. Haklı olma isteğinizden vazgeçerek yepyeni bir bakış açısı, yepyeni bir dünya yaratabilirsiniz kendinize.

Umarım bunu yaparsınız.

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

1 Comment

  1. Kemal gülseren dedi ki:

    Emeğinize sağlık. Çok faydalı bir makale… Severek okudum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!