HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ - Halimiz
ESTONYA FERİBOTU SENDROMU
16 Kasım 2017
ÇİNKO VE BAĞIŞIKLIK SİSTEMİMİZ
23 Kasım 2017

Zirve bitti… Erdoğan iki liderin yanında net konuştu

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Soçi’de düzenlenen Suriye zirvesi sonrasında konuştu. Erdoğan, “Suriye halkının öncülüğünde ve sahipliğinde yürütülecek kapsayıcı, özgür, adil ve şeffaf bir siyasi sürecin hayata geçirilmesine yardımcı olmak hususunda görüş birliğine varmış bulunuyoruz. Terörist unsurların süreçten dışlanması önceliğimiz” dedi. Erdoğan, “Bir terör örgütüyle aynı çatı altında olmamızı, bizden kimse beklememelidir. Suriye’nin toprak bütünlüğüne bağlılığımızı ifade ediyorsak, eli kanlı bir çeteyi meşru bir aktör olarak göremeyiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile birlikte düzenlenen ortak toplantıda şunları söyledi:

Değerli dostlarım, heyetlerimizin kıymetli üyeleri, basın mensupları sizleri en kalbi duygularımla,s evgiyle saygıyla selamlıyorum. Sözlerimin hemen başında değerli dostum Putin’in şahsında tüm rus dostlarımıza teşekkür ediyorum.

Hamdolsun bunun meyvelerini her alanda topluyoruz. Yakaladığımız bu ivmenin artarak sürmesi konusunda sayın Putin ile hemfikiriz. Sayın Ruhani ile gerçekleştirdiğimiz ikili görüşmede, ülkemiz arasındaki ilişkileri daha da geliştirme konusunda mutabık kaldık.” Hürriyet gazetesinde yayınlanan haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz.

 

İçeride Esed’le kavga Soçi’de Esad’la masa

“BUGÜN Rusya’nın Soçi şehrinde Erdoğan, Putin ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin yapacağı Suriye zirvesine 24 saat kala bütün dünya sürpriz bir haberle uyandı.

Son 24 saatte olup bitenleri tek tek yazalım.

*

– BİR: Son 24 saate kadarSoçi’de bugün yapılacak zirvede masanın etrafında 3 ülkenin olacağını biliyorduk.

Ama dün sabaha karşı öğrendik ki, Türkiye ve İran temsilcilerinden önce Soçi’deki masaya bir dördüncü kişinin hayaleti oturmuş.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad…

*

– İKİ: Son 24 saate kadar Esad’ın hangi havada olduğunu bilmiyorduk.

Çok iyiymiş…

Havasının ne olduğunu bir sonraki yazıda anlattım.

*

– ÜÇ: Son 24 saate kadar Türkiye hava sahası Rus askeri uçaklarına kapatılmıştı.

Dün gece yarısı hava sahasının açıldığını öğrendik.

Ama bir şey daha öğrendik.

Ankara bu açıklamayı yapmadan 24 saat önce, yani pazar günü meğer o hava sahasından ilk yararlanan kişi Suriye Devlet Başkanı Esad olmuş.

Bindiği Rus ordusuna ait TU-154M nakliye uçağı, Lazkiye civarındaki Hmeymim Rus üssünden havalanmış, Türkiye üzerinden geçerek Moskova yakınındaki Çkalovsk askeri üssüne inmiş.

*

– DÖRT: Son 24 saate kadar Esad’ın Türkiye’ye karşı tavrının uzlaşmaz olup olmadığını bilmiyorduk.

Alışılmışın dışında Esad’ın Putin’le yaptığı görüşmenin neredeyse tam zabıtları yayınlandı.

Orada Esad’ın söylediği bir cümle var ki, Türkiye açısından çok önemli:

“Biz geçmişe bakmak istemiyoruz. Siyasi barış sürecinde isteyen herkesle diyalog kurmaya hazırım.”

Bu sözlerin en önemli muhatabının Türkiye olduğu çok açık.” Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök’ün yazısının tamamını buradan okuyabilirsiniz.

 

BOZCAADA DA YUNAN HARİTASINA GİRSİN Mİ?..

“Norveç kepazeliğiyle birlikte bu olaya odaklanarak NATO’ya karşı kamuoyunda toptan bir hayırcı tepkisi yükseliyor. Öyle bir aşamaya geldi ki “NATO’da kalalım”ı savunanlar vatan haini “çıkalım” diyenler de kahraman ilan ediliyor. Ancak, Türkiye’nin içinde bulunduğu gerçek şartlar çerçevesinde NATO’dan çıkmak mı yoksa kalmak mı daha hayırlıdır?.. Olaya bu açıdan yaklaşanların tartışanların sayısı çok az. Türkiye şu anda “vur de vuralım, öl de ölelim” goygoyculuğu ile savruluyor.

“NATO’dan çıkmak” millî menfaatlerimize ne kadar uygun?.. Norveç kepazeliği ile birlikte soruyu uzun yıllar NATO’da Türkiye’yi temsil etmiş eski Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı emekli Korgeneral İlyas Bozkurt’a sordum. Paşa, ilk tepkisini “Olaya sebep olanların seviyesi iyice incelenip ona göre kamuoyunun tepkisinin gösterilmesinde yarar var diye düşünüyorum. Aksi takdirde tüm NATO teşkilatını sanık sandalyesine oturtmak millî menfaatlerimize bence uygun olmaz. Ben meslek hayatımın üçte birini NATO’da geçirdim. Ya NATO personeli olarak ya da millî kadrolarda millî makamlarda NATO ile ilgili işlerde çalıştım. NATO’yu en iyi değerlendirebilecek üç-beş askerden birisiyim. Gelişmeler ülke menfaatlerimize fayda yerine zarar getirecek bir noktaya doğru evrilmeye başladı. Bunu görüyor ve üzülüyorum diyerek gösterdi.

NATO’nun kolektif bir savunma örgütü olarak kurulduğuna dikkat çeken İlyas Bozkurt şöyle devam etti:

Kolektif savunmadan şimdi bir güvenlik örgütü olmaya doğru da bir evrilme var. Şimdi, ABD, Almanya gibi büyük NATO üyesi ülkelerle ilişkilerimiz kötü. Bunlar NATO’ya üye diye biz NATO’ya mı tepki koyalım? ABD, Almanya, Fransa gibi ülkeler Türkiye’nin millî menfaatlerine halel getirecek bir takım girişimlerde bulunuyorlarsa tepkimizi onlara koyalım. Bunları niçin söylüyorum, NATO öyle bir platform ki biz millî politikalarımızı 27 tane Avrupa ülkesine rahatça, serbestçe, eşit haklarla anlatabildiğimiz bir platform. Eğer biz bu platformdan çekilirsek, politikalarımızı bu ülkelere anlatabileceğimiz çok önemli bir platformu kaybetmiş olacağız.Ülkeler kendi tezlerini, politikalarını anlatmak için lobiciliğe milyonlarca lira aktarıyor. E, biz kendi politikalarımızı anlatmak için hazırda bulduğumuz bir platformu niye terk ediyoruz? Böyle bir platformu niye kaybediyoruz? Biz NATO Konseyinde varız diye, NATO Konseyinde Türkiye aleyhine bir tartışma yapılmıyor. Türkiye’yi bölme planları yapılmıyor. Türkiye’yi bölme tartışmaları yapılamıyor. Biz orayı terk ettiğimizin ikinci günü o platformda Yunanistan başı çeker, Amerika başı çeker Türkiye’yi bölme, yıkma tartışmaları başlar. Biz orada olduğumuzu için bu yapılamıyor.” Yeniçağ gazetesi yazarı Ahmet Takan’ın yazısının tamamını buradan okuyabilirsiniz.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!