Haftanın Öne Çıkan Haberleri - Halimiz
Ne olacak bizim bu halimiz!…
20 Temmuz 2017
İran İpek El Dokuma Tablo ve Taban Halı Sergisi TBMM Mustafa Necati Kültür Evi’nde…
27 Temmuz 2017

Kadri Gürsel’in savunması: FETÖ’nün adı henüz ‘cemaat’ken AKP’yi uyardım

“Bana isnat edilen üçüncü suçlama, Cumhuriyet gazetesinde “ Erdoğan Babamız Olmak İstiyor ” başlıklı bir yazı yazmış olmamdır.

12 Temmuz 2016’da yayımlanan bu yazımda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sigara karşıtlığından yansıyan, fazlasıyla baskıcı bulduğum bir siyasi kültür ve zihniyeti eleştirmiş ve hicvetmiştim. İddia makamı bu yazıda “ Açıkça ve doğrudan Cumhurbaşkanı’nın şahsını hedef aldığımı ” vurgulayarak bundan sözde bir suç üretmeye çalışıyor.

Açıkça belirtmeliyim ki Türkiye’de “ açıkça ve doğrudan Cumhurbaşkanı’nı hedef almak ” diye bir suç yoktur. Bilakis iyi gazeteci, eleştiri konusunu açıkça ve doğrudan hedef alır. Bu konu Cumhurbaşkanı’nın icraat ve söylemi olunca da eleştirisini açık ve doğrudan dile getirir ki net biçimde anlaşılsın. Ayrıca demokrasilerde Cumhurbaşkanı’nın eleştiriden muaf olduğuna dair ne bir yasa olabilir, ne de Cumhurbaşkanı eleştirilecekse bunun üstü örtülü ve dolaylı yoldan yapılacağı hususunda bir teamülden söz edilebilir.

Yine bu yazı dolayısıyla “ Türkiye’de otoriter bir rejim bulunduğu algısını yaratmaya çalışmakla suçlanıyorum. Bu hukuki değil, siyasi nitelikte bir suçlamadır. Gazetecinin işi algı yaratmak değil, olguları nesnel biçimde değerlendirmektir. Gazeteci bir görüş ifade ediyorsa bunu olgularla destekler. Benim suçlanan yazım da sarsılmaz olgularla desteklenip doğrulanmış bir görüşü içermektedir.

Hemen belirtmem gerekir ki, köşe yazarlığına başladığım 2007 yılından bu yana mevcut iktidara mesafeli durmuş ve eleştirmiş olmama rağmen hakkımda bugüne kadar yazılarım ve konuşmalarım nedeniyle ne bir şikayet söz konusu olmuş ne de bir dava açılmıştır.

Üstelik Türkiye’deki rejimin otoriterleştiği uyarısını yıllardır her mecrada açık ve seçik biçimde yapan bir köşe yazarıyım. Bu görüşümü her zaman olgulara dayandırdım. “ Seçimli otokratik rejim yolundayız ” başlıklı yazım Milliyet’te yayınlandığında tarih 2009 yılıydı. Bu tarihten sonra da çeşitli vesilelerle rejimin otoriterleşmeye doğru yöneldiği uyarısını yaptığım yazılarım olmuştur.

Öngörüm maalesef gerçekleşti. Yoksa bugün bir düşünce suçlusu olarak tutuklu yargılanmaz, mesnetsiz, içi boş ve asılsız suçlamaları bir Mahkeme karşısında çürütme imkânını hapiste 9 ay geçirdikten sonra bulmuş olmazdım.” 9 aydır tutuklu bulunan Cumhuriyet gazetesi köşe yazarı Kadri Gürsel’in hakim karşısındaki ifadesinin tam metnini buradan okuyabilirsiniz.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Alman şirketleri açıklaması

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, Alman şirketleriyle ilgili herhangi bir soruşturma olmadığını belirterek “Alman Ekonomi Bakanı’nın beyanlarını şiddetle kınıyorum. Hiçbir Alman şirketi ile ilgili bir soruşturma, araştırma yoktur, hepsi yalandır. Buradan Alman dostlarıma, tüm dünyaya şunu hatırlatmak istiyorum: Türkiye’yi karalamaya gücünüz yetmez. Bu tür şeylerle de bizi korkutmaya gücünüz hiç yetmez.” Erdoğan, “Alman Ekonomi Bakanı’nın hiçbir mesnede dayanmayan, tamamen dolaylı mesajlarla ülkemize yatırım yapan şirketleri ürkütmeyi, tedirgin etmeyi amaçlayan beyanlarını buradan şiddetle kınıyorum ve bu asla siyasete, siyasette temsil makamında olanlara yakışmaz.” dedi.” Hürriyet gazetesinin haberini buradan okuyabilirsiniz.

Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ: Almanya’ya iletilen talepte büyük bir iletişim hatası oldu

“Almanya ve Türkiye arasında krize neden olan “terörü desteklediğinden şüphelenilen Alman şirketler listesi” ile ilgili Türkiye hükümeti, “büyük bir iletişim hatası oldu” açıklaması yaptı.

Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası konu ile igili soruları yanıtlayan Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, konunun İnterpol ile yürütülen rutin bir yazışma ile başladığını söyleyerek, “Büyük bir iletişim hatası olduğunu belirtmekte fayda var. Bu hata da düzeltilmiştir” dedi.

Almanya İçişleri Bakanlığı sözcüsü Tobias Plate, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Türkiye’nin, “teröre destek verdiğinden şüphelendiği yaklaşık 700 Alman şirketinden oluşan listeyi geri çektiğini” belirtmişti.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, talebin geri çekildiğini doğrulayarak şunları kaydetti:

“İşin aslı şudur FETÖ ile iltisak ve irtibatı nedeniyle 140 Türk şirketiyle ilgili yürütülen soruşturma nedeniyle bu şirketlerin ithalat ve ihracat yaptığı ülkelerden İnterpol vasıtasıyla bilgi talebinde bulunulmuştur.

“Bu kapsamda Almanya’ya iletilen talepte bir iletişim problemi olduğu tespit edilmiştir. İçişleri Bakanımız ile Alman İçişleri Bakının görüşmesinde bu iletişim hatası tespit edildi. Bu hata nedeniyle Almanya’dan istenen bilgi talebinden sarfınazar edilmiştir. Bu bilgi talebi hafta sonu geri çekilmiştir.” BBC Türkçe servisinin yayınladığı haberin tamamını buradan okuyunuz.

mm

Tülin Daloğlu

Publisher / Yayıncı - tulin.daloglu@halimiz.com Bu sitenin yayıncısı ve baş editörüyüm. Gazetecilik mesleğimde yirmi yılı geride bıraktım. Başta Türk medyası olmak üzere, Amerika, İngiltere ve İsrail medyalarında yazılarım yayınlandı. Ankara, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezunum. Üzerine aynı bölümde master çalışmam var … Ve Washington, D.C., Amerikan Üniversitesi'nde medya hukuku üzerine ikinci lisans üstü çalışmamı tamamladım. Şimdi, bu yeni mecrada huzurlarınıza çıkıyorum … yazarak, konuşarak, bilgi odaklı yürüyerek var olmaya kıymet verenlerdenim…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!