HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ - Halimiz
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ 2
EĞİTİMİ DİNSELLEŞTİRME TÜRKİYE’Yİ NEREYE GÖTÜRÜYOR?
19 Aralık 2019
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ 3
GÜVEN DUYGUSU DEDİĞİNİZ, NEDİR!
26 Aralık 2019
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ 4

‘Hadi Cumhuriyet’e bomba atalımcılar’ın sonu

“Posta kutusuna bırakılan bedava gazeteyi alıyorsun. Bir çırpıda okuyorsun, bitiyor. Sonra ıslak camları kurutmada, kesilen tırnakları biriktirmede, porselen bardakları korumada kullanıyorsun. Cumhuriyet ise bitmiyor. Kimi kesilen kupürde, kimi yürüyen fikirde kimi de katledilen bir yazarının kuruyan kanında yaşamaya devam ediyor.

HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ 5Akit’in “hep birlikte toplanıp Cumhuriyet gazetesi önüne bir el bombası atalım” sözleri tesadüf değil. Çünkü pek yakında Akit kafalılar Cumhuriyet’e el bombası attılar. Ama iş patlamadan fazlaydı.

Tarih: 29 Mart 2008. Gasp ve yaralama gibi suçlardan sabıkalı Bedirhan Şinal, iki arkadaşıyla buluştu. Eyüp’te bir benzin istasyonundan 5 liraya benzin aldılar. 3 kola şişesine koydular. Atletlerini yırtıp fitil yaptılar. Deneme sırasında şişe kırılınca benzinleri bira şişesinde birleştirdiler. Saat 23.30’da Cumhuriyet gazetesi binasına gelip attılar. Molotof kokteyli çöp kutusuna isabet etti. Neyse ki kimse zarar görmedi.

Polisler, Cumhuriyet gazetesi düşmanlığı ile doldurulan Bedirhan Şinal’ı İstanbul Terörle Mücadele Şubesi’ne götürdü. Şinal’ın tavrı ilginçti. Şüpheliler genelde poliste susar, savcılık ve mahkemede ifade verirdi. Şinal ise Emniyet’te konuştu, savcılık ve mahkemede sustu.

Ne mi söyledi?” Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Terkoğlu’nun yazısının devamını buradan okuyabilirsiniz.

Davutoğlu tahrif ediyor

“Partinin kuruluş bildirgesini satır satır okuduk, Türkiye’nin temel problemleri konusunda Davutoğlu’nun ne düşündüğünü ve bundan sonra ne “eyleyeceğini” öğrenemedik.

Biraz “suskun” ve “içe dönük” bir arkadaş.

Ne yaşıyorsa, “içinde” yaşıyor ve bunu kamuoyuyla (hatta parti kurullarıyla) paylaşmıyor.

Biraz da “tahrifçi” galiba… (“Yalancı” dememeye çalışıyorum.)

Kendisine “Niçin parti kurdunuz ya da ayrı baş çektiniz?” diye sorulduğunda, “Beni kapının önüne koydular” cevabını vermişti. Oysa, daha öncesinden, aslanlar gibi istifa ettiğini açıklamıştı. Hem aslanlar gibi istifa etmek, hem kapının önüne konulmak nasıl mümkün olabiliyor?

Yani, kapının önüne konulduğu için parti kurmuş…

Oysa biz Davutoğlu’nu üç yıldır “hazırlık” halinde izliyoruz. Üç yıldır, “ilan edilmemiş parti genel başkanı” gibi Anadolu’yu dolaşıyor, İstanbul ve Ankara’daki “belirlenmiş” adreslerde toplantılar düzenliyor. Öyle ki, medyasını bile üç yıl öncesinden kurdu…

Demek ki, yarası derin…

İyi de, ben de bunu anlamıyorum…

Seni danışmanlıktan Dışişleri Bakanlığı’na, Dışişleri Bakanlığı’ndan Başbakanlığa taşımış bir kişiye olan düşmanlığının esbabı nedir?” Star gazetesi yazarı Ahmet Kekeç’in yazısının tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!