HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ - Halimiz
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ 2
FARK VAR
7 Kasım 2019
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ 3
YOLCULUK
14 Kasım 2019
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ 4

Manafort’un ‘Ukrayna Lobisinde’ Türkiye Bağlantısı İddiası

““Çıkar çatışmaları”

Haberde Mevlüt Çavuşoğlu’nun Ukrayna’da 2012 yılındaki seçimleri gözlemleyen AKPM heyeti üyesiyken aynı zamanda gizli bir şekilde lobi faaliyetinde bulunduğu belirtildi. Çavuşoğlu kamuoyu önünde Ukrayna ve AB arasında ortaklık anlaşması imzalanmasını destekliyor, siyasetçileri de Ukrayna hükümetini Timoşenko davası sebebiyle eleştirilmemeleri yönünde teşvik ediyordu.

Habere göre Çavuşoğlu Ukrayna seçimleriyle ilgili olarak, seçimlerde ciddi düzeyde usulsüzlük tespit eden uluslararası seçim gözlem heyetlerinin aksine, medyaya olumlu görüş beyan ediyordu. Örneğin Avrupa Parlamentosu 13 Aralık 2012 yılında AGİT, AKPM, NATO Parlamenterler Meclisi ve Avrupa Parlamentosu gözlemcilerine göre, seçim kampanyası, seçim süreci ve seçim sonrası sürecin uluslararası standartları karşılamadığından üzüntü duyduklarını ifade eden bir karar tasarısı kabul etmişti.

AKPM’nin Ukrayna’daki seçimleri gözlemleyen heyetine başkanlık eden Andreas Gross da seçim sürecini eleştiriyor ve Timoşenko’nun yolsuzluk yaptığına ilişkin yeterli delil olmaksızın siyasi sebeplerle cezaevine konulduğunu dile getiriyordu. Habere göre Çavuşoğlu, bu yorumları kınadı, Ukrayna Interfax’a yaptığı açıklamada Gross’un adil ve nesnel olmadığını savundu.

OCCRP’ye konuşan Andreas Gross, Çavuşoğlu’nun seçimlerle ilgili sıklıkla tartışmalı değerlendirmelerde bulunduğunu ancak Çavuşoğlu’nun Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın lobicileriyle ilişkisinin bulunduğunu bilmediğini söyledi. Gross yaptığı değerlendirmede, “Doğrudan ya da dolaylı olarak hükümet veya danışmanları tarafından size para ödeniyorsa, aynı ülkede asla seçim gözlem misyonuna katılamazsınız. Mevlüt’ün çıkar çatışması olduğu aşikar” ifadelerin kullandı.” Amerika’nın Sesi’nde yer alan haberin tamamına buradaki linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.

13 Kasım’da Cumhurbaşkanı Erdoğan Başkan Trump’a ne demeli?

“13 Kasım randevusu, sonucu ne olursa olsun, Türk-Amerikan ilişkilerine altı çizili bir tarih olarak geçecektir. Cumhurbaşkanı Erdoğan bildiğimiz söylemlerinin ötesine geçemediği takdirde Beyaz Saray’da aradığını bulamayacaktır. Dış ilişkileri iç siyaset mülahazalarına alet etmenin her zaman ters teptiğini artık çok iyi öğrenmiş olmamız lazım.

Bugün Türk-Amerikan ilişkileri tarihinin en derin ve kapsamlı krizini yaşamakta. Geçmişte de ciddi sıkıntılar yaşanmıştı. 1964 Johnson mektubu, 1974 haşhaş ekimi, 1975 silah ambargosu, 2003 Irak tezkeresi ve çuval olayı, 2017 vize kısıtlaması, 2018 Rahip Brunson – bu sorunlar geçmişte ilişkilerinin önünü tıkamayacak şekilde birer birer geride bırakıla biliniyordu. 2019’da ise durum artık böyle değil, eskisinden çok farklı.

Bugün çözümlenememiş ve üst üste binmiş ikili ve bölgesel sorunlardan oluşan karmaşık bir tabloyla karşı karşıyayız. S-400, F-35, FETÖ lideri Gülen’in iadesi, Halkbank, terörle mücadele, PYD/YPG, İsrail-Filistin, İran, Mısır, insan hakları ve özgürlükler gibi birbirleriyle ilişkili komplike bir sorunlar yumağı vardır. Üstelik ABD Temsilciler Meclisi’nde Ermeni soykırım iddiaları konusunda bir kararın, diğeri Türkiye’ye yaptırımlar uygulanmasını öngören bir yasa tasarısının ezici çoğunluklarla kısa bir süre önce kabulü ilişkilerde onarımı zor yeni bir kırılma daha yaratmıştır. Türkiye karşıtı başka tasarılar da Kongre’de beklemektedir ve hemen hayata geçirilebileceği havası estirilmektedir. Kongre’nin Türkiye karşıtlığı, Yahudi lobisinin İsrail’le ilişkilerimize paralel olarak artık yanımızda olmaması ve yaklaşan Başkanlık seçimleri ABD Başkanı’nın da manevra alanını aleyhimize iyice daraltmaktadır. Ayrıca, günümüzde Türkiye’nin Batı’dan ve NATO’dan kopmakta ve Rusya’yla yakınlaşmakta olduğu yolunda güçlü bir kanaatin varlığı Amerikan medyası ve düşünce kuruluşlarındaki Türkiye’ye yönelik olumsuz atmosferi iyice pekiştirmekte, aleyhimizdeki neşriyat yoğunlaşmaktadır.” Washington eski büyükelçilerimizden Faruk Loğoğlu’nun Gazete Duvar için yazdığı makalenin tamamını buradaki linkten okuyabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!