HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ - Halimiz
Terimi kaldır: Manşet1 Manşet1Terimi kaldır: trump trumpTerimi kaldır: erdogan erdoganTerimi kaldır: trump'ın erdogan'a mektubu trump'ın erdogan'a mektubuTerimi kaldır: trump 'ın mektubu sızdırıldı trump 'ın mektubu sızdırıldıTerimi kaldır: beyaz saray mektup açıklaması beyaz saray mektup açıklaması
TRUMP, ERDOĞAN’A, “APTAL OLMA” DEDİ
17 Ekim 2019
her şey bir şey için oluyor, her şeyin bir sebebi vardır, her şeyin bir nedeni vardır, olumsuz duygularla başa çıkma, olumsuz düşüncelerle başa çıkma
HER ŞEY BİR ŞEY İÇİN OLUYOR
24 Ekim 2019
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ 2

Demografik tampon

Suriye’ye dönük askeri harekât sonrasında ABD ile yapılan anlaşma, sınırdaki 120 kilometrelik bölgeyi kapsıyor. Oysa iktidar “güvenli bölge”yi, Fırat’ın doğusunu tamamen kateden sınırdaki 440 kilometrelik alanda inşa etmek istediğini ifade ediyor. Dolayısıyla krizin şimdilik dondurulduğunu, ancak sona ermediğini belirtmek mümkün. Aşamalı bir Suriye gündemi açık ki bizi bekliyor.
Bu noktada “güvenli bölge” konusunda iktidar kanadının en fazla dillendirdiği projeler arasında, yaklaşık iki milyon Suriyeli mültecinin bu bölgede inşa edilecek şehirlere yerleştirilmesi de var. Bugün bu HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ 3projenin hedeflerini ele alalım.

Projenin birincil hedefi, güvenlikle ilişkili. Bu vesileyle projenin Suriye sınır hattında PYD öncülüğünde bir “terör koridoru” kuruluşunu önleme ve bu hattı “güvenli bölge”nin aşağısına çekme hedefi taşıdığı belirtiliyor. Bu bir yandan da “kanton” adı verilen yönetim birimlerinin Türkiye sınırından uzaklaştırılması anlamına gelecek.

Bununla bağlantılı ikinci hedef, demografik bir tampon oluşturulması. 2 milyona yakın Suriyeli Arap nüfusun Suriye’nin daha güney bölgelerine doğru itilen PYD güçleriyle Türkiye’nin Suriye sınırındaki bölgeler arasına yerleştirilmesi hedefiyle, bir bakıma bağımsız bir Kürt devletinin kurulması ya da özerk bir yapının ortaya çıkması sonucunda bu bölgenin Kürt nüfusun yoğunlaştığı Türkiye sınır bölgeleriyle birleşme yolunda tehditler içermesine karşı tedbir alınmaya çalışıldığı da görülüyor. Bu açıdan, “güvenli bölge” tasarımında Suriyeli Arap mülteci nüfusun bir tür “demografik tampon” gibi değerlendirildiğini söylemek yanlış olmaz.” Cumhuriyet gazetesi yazarı Deniz Yıldırım’ın yazısının devamını buradaki linkten okuyabilirsiniz. 

Suriye’de Putin kazandı, Erdoğan kazandı. Peki, kim kaybetti?

“… Adana Anlaşması demek, Türkiye’nin Suriye’deki Beşar Esad rejimiyle terörle mücadele konusunda işbirliği yapması demek. Basın açıklaması sırasında Erdoğan’ın yüzündeki burukluğun, Putin’in ona elini sıkmak için uzatırken “Tamam ama anlaştık, değil mi?” gibilerinden bakmasının nedeni bu. Malum, Erdoğan Suriye konusuna Esad’ın gitmesi, Baas rejiminin yıkılması, yerine de tercihan Müslüman Kardeşler ağırlıklı bir iktidarın gelmesi fikriyle girmişti. Şimdi Esad’la dost olması gerekmese de Baas rejimiyle işbirliği sözü vermiş durumda Putin’e.

150 saatlik sürenin 29 Ekim’de bitişinin ertesi günü 30 Ekim’de Cenevre’de yeni Suriye Anayasası görüşmelerinin başlayacak olması da tesadüf değil. Putin, ABD’nin Suriye’den çıkmasını sağlayıp, sahada üstünlüğün kendisinden geçtiğini (Trump’a da, Erdoğan’a da) gösterdikten sonra, şimdi Suriye’nin geleceğine dair siyasi görüşmelerdeki ağırlığını da artırıyor.” Murat Yetkin’in analizinin tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Amerikan Dışişleri Bakanlığının konuşma notları Trump’ın Suriye’yle ilgili iyimser mesajları ile çelişiyor

“Türkiye’nin, Suriye’nin doğusunda istila ve işgal ettiği kimi yerlerde insani etkileri doğru idare edemediği görülmekte.

Başkan Trump sürekli olarak Amerikan askerlerinin Suriye’den çekilmesini savunurken, Türk istilasının da Amerika için “stratejik anlamda muhteşem” olduğunu söyledi.

Ama kendi Dışişleri Bakanlığının dünyanın dört bir köşesindeki Amerikan büyükelçiliklerine gönderdiği konuşma notlarında daha kasvetli bir resim ortaya konmakta. ”

“Türkiye’nin askeri saldırısı İŞİD’le mücadeleyi önemli anlamda sekteye uğratırken, masum sivillerin hayatını riske atmakta ve bölge  barışı, güvenliği ve istikrarını tehdit etmektedir,” deniliyor Vox’un ele geçirdiği ve Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu İşlerinden sorumlu dairenin hazırladığı konuşma notlarında.

Aynı daire Amerika’nın Suriye’deki ve Ortadoğu’nun çeşitli noktalarındaki dış politikasını denetlemekte ve bu notu 17 Ekim’de dünya genelindeki tüm Amerikan büyükelçiliklerine gönderdi. Amerika’nın BM Büyükelçisi Kelly Craft, bu notta yazanları neredeyse birebir BM Güvenlik Konseyi’ne bir gün önce iletti.

Bu alıntı, Trump Suriye kararından mutlu olsa da kendi yönetiminin bunun ortaya çıkartacağı sonuçlardan kaygı duyduğunu gösteriyor. Bu, “hassas ve gizli” ibaresi ile gönderilen bu konuşma notlarının diğer başlıklarına baktıkça netleşiyor,

“Türkiye, Suriye’nin kuzeydoğusunda sürdürdüğü istila ve işgalinin insani boyutlarını doğru yönetememekte,” diye devam ediyor bu notlar ve şunu da ekliyor, “Türkiye’yi uluslararası insan hakları hukukunu, özellikle sivillere ve sivil alt yapılara yönelik olası saldırıları araştırmalıdır.” Türkiye’nin insan hakları ihlallerine bakacağını sanmamak gerek, ki Türkiye’nin desteklediği güçlerin bir çok sivilin ölmesine ve Suriyeli Kürt bir siyasetçinin ölümünden sorumlu olduğu ortadayken.” Vox haber kanalında yer alan makalenin tamamını İngilizce olarak buradaki linkten okuyabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!