HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ - Halimiz
İRAN YAPTIRIMLARI BUGÜN BAŞLIYOR
2 Mayıs 2019
DOĞRU İLETİŞİM
9 Mayıs 2019

Türkiye Barolar Birliği’nden YSK’ye kritik sorular

“Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu YSK’nin İBB seçimlerini iptal etmesine ilişkin yaptığı açıklamda, “Yüksek Seçim Kurulu’nun dün oy çokluğuyla verdiği İstanbul seçimlerinin iptaline ve yenilenmesine ilişkin karardan kamu vicdanı son derece rahatsızdır” ifadelerini kullandı.

1-YSK seçim takviminde, sandık kurullarının usulsüz oluşturulduğu gerekçesiyle tam kanunsuzluk itirazının 2 Mart 2019 tarihine kadar yapılabileceği yazıyor. Seçim hukuku, usul ve şekil hukukudur. Bu tarihe kadar sandık kurullarının oluşumuna itiraz edilmediği halde, seçim gününden sonra yapılan itirazları YSK, hangi gerekçeyle değerlendirmeye almıştır?

2-YSK’nın yerleşik kararlarında; “seçimden sonra sandık kurulu başkan ve görevlilerinin görevlerini kötüye kullanmalarının söz konusu olması ve suçun oluştuğunun anlaşılması, ilgililerin cezalandırılmalarını gerektirir. Ancak seçimin iptaline neden olmaz” denilmekte iken, ne olmuştur da YSK bu yerleşik kararından sadece İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı seçimi ile sınırlı olarak dönmüştür?

3-Sandık kurulu başkanlarının ve sandık kurullarında görev yapacak kamu görevlilerinin belirlenmesi seçmenin, siyasi partilerin veya adayların iradesine bağlı değildir. Bu kişileri ilçe seçim kurulları belirlemektedir. YSK hangi gerekçeyle kendi hatasını seçmene yüklemektedir?

4-Aynı sandıktan büyükşehir belediye başkan adaylarına, ilçe belediye başkan adaylarına, ilçe belediye meclis üyesi adaylarına ve muhtar adaylarına verilen oylar çıkmaktadır. Yani bir zarfta dört farklı oy vardır. Madem ki sandık kurullarının oluşumunda tam kanunsuzluk vardır; YSK hangi hukuki ve mantıki gerekçeyle aynı zarflardan çıkan üç seçim sonucunu geçerli kabul etmiş, sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkanlığı sonucunu iptal etmiştir? Bu soruya verilebilecek tatmin edici hiçbir cevap yoktur. ‘Diğerlerine tam kanunsuzluk itirazı yapılmadı’ gibi bir cevabı halkımızın kabul etmesi mümkün değildir. Bu tipik bir çifte standart örneğidir.” Türkiye Barolar Birliği’nin açıklamasının tamamını Cumhuriyet gazetesindeki şu linkten okuyabilirsiniz.

YSK’dan tartışılan karar: İstanbul seçimleri iptal ama sadece Büyükşehir!

“YSK, AKP’nin itirazı üzerine İstanbul’daki Büyükşehir Belediyesi seçimlerinin yenilenmesine, 4’e karşı 7 ile yani oy çokluğuyla karar verdi. AKP’nin Büyükçekmece ve MHP’nin Maltepe’de itirazı ise oy birliğiyle reddedildi. İstanbullu 23 Haziran’da yeniden sandık başına gidecek ve sadece İBB Başkanlığı için oy kullanacak.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), AKP’nin İstanbul’da seçimlerin yenilenmesi için yaptığı olağanüstü itiraz başvurusunu kabul edilerek, seçimin iptali ve yenilenmesine karar verdi. Karar 7’ye karşı 4 oyla, oy çokluğuyla alınırken, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin 23 Haziran’da tekrarlanması kararlaştırıldı.

İMAMOĞLU’NUN MAZBATASI GERİ ALINACAK!

37 gün süren itiraz sürecinin ardından toplanan YSK, İlçe Seçim kurullarından gelen sonuçları inceleyip 4 saatte karar verdi. Karar uyarınca Ekrem İmamoğlu’nun seçimden 17 gün sonra aldığı mazbatası, hükümsüz kaldı. YSK’nın AKP’nin Büyükçekmece, MHP’nin ise Maltepe’de seçimin yenilenmesi için yaptığı başvuruyu yarın (bugün) görüşeceği belirtildi. YSK’nın iptal kararını “Yasaya aykırı şekilde 225 civarında sandık kurulu başkanı ve kamu görevlisi olmayan 3500 sandık kurulu üyesi olduğu” gerekçesiyle aldığı öğrenildi.” Sözcü gazetesinden haberin devamını okuyabilirsiniz.

İdlib konusunda bir muhasebe

“Son bir yılı aşkın süre içinde İdlib’deki durumu ve Türkiye, Rusya ve İran’ın bir araya geldiği Astana sürecinde bu bölgede atılan adımları konu alan sayısız yazı kaleme aldım. İdlib’de son günlerde gerilimin sert bir şekilde tırmanması beni bugün bu konuda genel bir değerlendirme yapmaya yöneltti.

İdlib, Türkiye açısından birçok nedenle hayati önemde. Batı sınırının yaklaşık yarısı Hatay’a komşu, kuzey sınırının önemli bir bölümü TSK’nın kontrolündeki Afrin ile bitişik olan İdlib, sonuçta iki cepheden Türkiye’ye bakıyor. Dolayısıyla, oradaki en küçük bir gelişmenin bile Türkiye’ye dönük serpintileri söz konusu.

İdlib’de Birleşmiş Milletler’in resmi rakamlarına göre 3 milyon dolayında insan yaşıyor. Bu toplamın yarıdan biraz fazlası başka yerlerden buraya göç etmek zorunda kalmış olan Suriyeliler ve çok zor koşullarda yaşıyorlar.

HTŞ’NİN YARATTIĞI AÇMAZLAR

Çok önemli İdlib vilayeti, çünkü bu bölge Suriye iç savaşının bugün için kapanmayan en sıkıntılı parantezlerinden biri. Bu vilayetteki ana zorluk, sahanın kontrolünün büyük ölçüde El Kaide’nin Suriye kolu olan El Nusra’nın uzantısı Hayat Tahrir üş Şam’ın (HTŞ) elinde olması. HTŞ, BM Güvenlik Konseyi tarafından terör örgütü olarak kabul ediliyor. Türkiye de 31 Ağustos 2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle HTŞ’yi terör örgütleri listesine dahil etti.” Hürriyet gazetesi köşe yazarı Sedat Ergin’in yazısının devamını buradaki linkten okuyabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!