GÜMRÜK BİRLİĞİ NEDEN GÜNCELLENMELİ? - Halimiz
GÜÇLENME ZAMANI
24 Mayıs 2018
KRALİYETİN AFRO-AMERİKAN DÜĞÜNÜ
24 Mayıs 2018

Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığım (1988-1991) ve AB Koordinasyon Kurulu Başkanlığım (1993-1995) dönemlerinde, 1 Ocak 1996 tarihinden itibaren yürürlüğe giren AB ile Gümrük Birliği konusunda çok uğraşım ve katkım oldu. 1987 yılında merhum Turgut Özal’ın başbakanlığı döneminde yapılan tam üyelik müracaatımızdan itibaren sekiz yıl boyunca çok yoğun bir hazırlık dönemi geçirdik. Siyasi iradenin desteği ile çok önemli yasal düzenlemeler yapıldı. İlgili bürokrasi uyum ve koordinasyon içinde yoğun bir çalışma dönemi geçirdi. Bu önemli projeye katkısı olan tüm siyasetçilerimizi, bürokrat arkadaşlarımı ve AB içindeki dostlarımızı minnetle anıyorum.

Gümrük Birliği, Türkiye’nin iç reform sürecini harekete geçirme sürecinde önemli bir işleve sahip olmuş, Türk Sanayinin Avrupa ve küresel piyasalara entegrasyonuna ciddi katkı sağlamıştır. Ancak, bugün gelinen noktada gerek küresel ekonomik ve ticari şartlardaki değişim, gerekse de AB’nin dış ticaret stratejisinde değişen öncelikler sonucunda Gümrük Birliği’nin işlevselliği azalmaktadır. Türkiye’nin küresel piyasalardaki rekabet gücünün arttırılması, daha yüksek nitelikte ürün ihraç edebilmesi ve gelişmiş piyasalara katma değeri yüksek, teknoloji-yoğun sektörlerde girebilmesi için yeni bir Gümrük Birliği hamlesi gereklidir. Bu hamle ise Gümrük Birliği’nin güncellenmesi yoluyla yapılmalıdır.

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi girişimi, Türkiye’nin AB müktesebatının gerektirdiği normlara uyum sağlaması için gereken yeni reform hamlelerini, mevzuat değişikliklerini ve uygulamalarını mümkün kıldığı ölçüde ülkemizin küresel ticaretin dinamik dengelerinden yararlanmasına yardımcı olacak bir çıpa rolü üstlenecektir. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi müzakereleri, Gümrük Birliği bağlantılı yapısal sorunların giderilmesi ve Türkiye’nin AB müktesebatına uyum sağlaması için gerekli danışma ve destek mekanizmalarının yeniden ele alınması için de bir fırsattır. Söz konusu danışma/karar mekanizmalarının güncellenmesi sadece Gümrük Birliği’nin işleyişi ile doğrudan ilgili alanlarla (üçüncü ülkeler ile ticaret anlaşmaları, ticarette teknik engeller, fikri ve sanayi mülkiyet, rekabet, gümrük konuları gibi) sınırlı kalmamalıdır. Tarım, hizmetler, kamu alımları gibi yeni alanlarda da sürdürülebilir karar mekanizmaları geliştirilmelidir. Aksi takdirde, bugün Gümrük Birliği bağlamında yaşanan sorunların yeni alanlarda da tekrarlanması riski olacaktır.

Türkiye, son yıllarda, AB üyesi bazı ülkelerle ticari ihtilaflar yaşamaktadır. Bu ihtilafların giderilmesi mevcut mekanizmalar içerisinde çoğu zaman mümkün olamamakta ve tartışmalar sürüncemede kalırken ticari kayıplar oluşmaktadır. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi bu bağlamda da büyük önem taşımaktadır. Çünkü mevcut durumdan kaynaklanan asimetrik yapıya ilişkin sorunları çözebilecek nitelikte bir eşgüdüm mekanizmasının geliştirilmesi bir zaruret haline gelmiştir.

Dünya Bankası, Avrupa Komisyonu, kamu kuruluşları ve bağımsız akademik kurumlar tarafından yapılan etki analizleri Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin milli gelir, refah ve istihdam artışı gibi parametrelere olası etkilerini ölçmeye çalışmıştır. Bunlara göre, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sonucunda esas katkının sağlanacağı sektörlerin başında tarım gelmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki, rekabetçi ve verimli bir tarım politikası konusunda gerekli adımlar atılmadan yapılacak girişimler sakıncalı olabilecektir.

Türkiye’nin 2023 yılı ihracat hedefi 500 milyar Dolardır. Bu erişilmesi zor bir hedeftir. Gerçekleşmesi için atılması gereken ciddi stratejik adımlar vardır. Mal ve hizmetlerde küresel değer zincirinin üst sıralarına yükselmeden, katma değer yaratan yüksek teknolojiye dayalı ürünlerin üretim ve ticaretine geçmeden, AR-GE faaliyetlerini yeterince teşvik etmeden, beşeri sermaye geliştirilmeden ve kaynakların optimal kullanımı sağlanamadan istenilen hedeflere ulaşılması mümkün değildir.

Türkiye, dış ticaret stratejisinde, küresel pazarlara istikrarlı bir şekilde girmeye odaklanmak durumundadır. Yukarıda değindiğim stratejik adımlar atılsa dahi, dış ticarette istikrarın, Türkiye’nin en önemli pazarı olan AB, yakın ve komşu ülkeler ve yükselen ekonomiler ile çağdaş kurallara dayalı ilişkilerin sürdürülmesi ile mümkün olabileceği unutulmamalıdır. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi bu bağlamda da büyük önem taşımaktadır.

Türkiye’nin, coğrafi ve tarihi kimliğinin bir bileşeni olan jeopolitik konumuyla uyumlu, Atatürk ilkelerinden esinlenen, ciddi ve dengeli bir dış politika çizgisine ivedilikle ihtiyacı vardır.

mm

Dr. Ali Tigrel

Devlet Planlama Teşkilatı Eski Müsteşarı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!