Güle Güle Tıbbiyeli Berkay - Halimiz
Müstakbel Başkan Trump ve Ötesi …
8 Aralık 2016
2017 … avrupa’nın kader yılı olacağa benziyor!…
8 Aralık 2016

Tarih : 10 Aralık 2016
TSİ :22.29 Yer : Beşiktaş Vodafone Arena Stadyumu
Olay : TAK’ın üstlendiği kanlı bir terör saldırısı
Olay yeri : Stadyumun Taksim’e bakan ve Beleştepe olarak adlandırılan bölgesi
Bilanço : 44 ölü, 155 yaralı

İstanbul’un Kabus Gecesi

İstanbul için beklenen en büyük kabus senaryosu yüzyılda bir gerçekleştiği söylenen 7.4 şiddetindeki İstanbul depremi idi. Ancak depremden önce geçen Cumartesi akşamı yaşanan terör eylemi İstanbul’un üzerine bir kabus gibi çöktü. Bu eylemin toplumsal etkisi de 7.4 şiddetinde oldu. Bütün Türkiye ayağa kalkarak teröre karşı tek yürek oldu. TAK’ın üstlendiği kanlı saldırı da otuzu polis olmak üzere 38 vatandaşımız yaşamını yitirdi. Bu yazının öznesi 38 ölünün içinde yer alan bir sivil.

Tıp Öğrencisi Mustafa Berkay Akbaş

Katliam, stadyumun Taksim’e bakan yerinde gerçekleşti. Buraya Beleştepe adı verilmişti. Çünkü İstanbul’un gariban futbol sevdalıları, parasız pulsuz çulsuzları, gezginleri, şarapçıları ve “cep delik cepken delik” kara kartal sevdalılarının bedava maç seyrettikleri yerde gerçekleşti. Beleştepe o gece hayatlarımızın ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu gösterdi bize. Şairin dediği gibi “bedava yaşıyoruz bedava” …

O saatlerde Dolmabahçe’ye yakın bir yerde bir grup arkadaşımla yemek yiyordum. Eğer arkadaşlarım bıraksa arabama atlayıp olay yerinden geçerek Anadolu yakasındaki evime gidecektim. Arkadaşlarımın ısrarına dayanamayıp onların Cihangir’deki evlerinde kaldım. Eğer o saatlerde yola çıksaydım tıpkı Berkay’ın geçtiği güzergahtan geçecek ve kanlı terörün kurbanlarından biri olacaktım. O nedenle herkes Berkay’ın yerinde olabilirdi. İstanbul trafiğinin önemli noktalarından ve şehrin kalbi diyebileceğimiz bir yerden bahsediyoruz. Her gün yüzbinlerce insanın geçtiği biryerdir Taksim- Dolmabahçe güzergahı…

Berkay henüz 19 yaşında genç bir delikanlı idi. 2 yıl once tıp fakültesini kazanmıştı. Tıpkı ablası Selin gibi. İki kardeş amcaları gibi doktor olma hayali kuruyorlardı. Ancak bu iki kardeşin küçüğü olan Berkay hafta sonu tatili için İstanbul’da bu hain saldırının kurbanı oldu. Berkay’da ablası Selin gibi Ankara’da tıp okuyordu. Selin Hacettepe’de Berkay ise Başkent Üniversitesinde okuyordu. Berkay henüz ikinci sınıfta olmasına ragmen doctor olma hayaliyle yanıp tutuşuyordu. Berktay yaşasaydı 2020 yılında mezun olacak ve 200 binlik büyük hekimlik ailesinin Bir üyesi olacaktı. Ama olmadı. Olamadı. Çağımızın vebası terror buna izin vermed ve genç fidanımız kurudu ve Berkayımızın hayalleri gerçekleşmedi. Biz hekimler için herşey bir hayalle başlar. Tıpkı benim bundan 40 yıl once kurduğum hayal gibi. Ben şanslı biriydim. Çünkü çocukluk hayalim gerçek oldu. Tıbbıyeyi kazandım. 30 yıldır mesleğimi insanlıkiçin iyi hekimlik için yapıyorum ve çok mutluyum. Benimle aynı hayali 40 yıl sonra yaşayan kardeşim Berkay ise beyaz önlük giydiği, hastalara şifa dağttığı o günleri göremeden genç yaşta katledildi. Berkay ile birlikte hayalleri de sonbahar yaprakları gibi sararıp soldu.

İki Tıbbiyeli Kardeş: Selin ve Berkay

Lise çağındaki milyonlarca genç tıp okumak için can atar. Yıllarca TEOG çalışır. İyi bir ortaöğrenim almak için binbir emek sarfeder. O da yetmez dershaneler dershaneleri kovalar. Bazen matematik gibi zor dersler için özel öğretmenler tutulur. Bir çok ailenin hayali olan doctor bir evlat yetiştirmek içindir tüm bu çekilen çile… Akbaş ailesinin çifte hayali de gerçek olmuş ve abla kardeş tıp fakültesini kazanmış. Böyle birçok aile vardır. Genellikle küçükler büyüklere özenir ve tıp fakültesi tercihinde bulunur. Hacettepe Tıp Fakültesinde okuyan ablası Selin gibi doktorluk hayalleri kuran Berktay artık aramızda değil. Tıbbiyeli Berkay, artık tıbbıyeli Selin ablasına sarılamayacak. İki tıbbiyeli abla kardeş kimbilir ne umutlarla tıp fakültesine girdiler. Şimdi o umutlardan geriye cansız bir beden ve sönen hayaller kaldı.

Deniz Gezmiş Hayranı Berkay Şimdi Denizlerin Yanında…

Berkay toplumsal olaylara duyarlı bir genç. CHPli bir ailenin çocuğu. Yaşadığı Samsun’da nükleer karşıtı gösterilere katılıyor. Twitter adresinden Ali İsmail Korkmaz’ı ölüm yıl dönümünde anıyor ve hayranı olduğu Deniz Gezmiş gibi olma hayalleri kuruyor. İşte henüz Denizlerin yaşın gelmeden kopan bir fidan dalı gibi aramızdan talihsiz bir şekilde ayrılıyor. Türk Tabipleri Birliği olarak tüm canlar gibi Berkay’’ın canına da çok yandık. Tıp öğrencisi olduğu gibi ailesine taziye ziyaretinde bulunduk. Doğup büyüdüğü yer olan Sinop’taki cenazesine katılmak için Sinop Tabip Odası ile temasa geçtik. Samsun’da hekim amcasına başsağlığı mesajımızı ilettik. Ankara’da yaşayan ablası Selin için Ankara Tabip Odamız psikolojik destek hazırlıklarına başladı. Selin artık bizim büyük hekimlik ailemizin bir kızı…Ona göz bebeğimiz gibi bakacağız. Berkay anılarımızda hep yaşayacak. Her 10 Aralık günü onun anısını yaşatacağız ve unutmayacağız. Tıpki tıbbiyeli Hikmet gibi aradan yüz yıl geçse bile Berkay hafızalarımıza kazınacak… Meslektaşları olarak yüreğimiz Berkay için yanarken kollarımız Selin’in kanatları olacak.

Güle Güle Berkay

Sevgili Berkay, canım kardeşim, güzel insan, güleryüzlü activist, gezegen de en güzel yer senin için ayrıldı. Orada tüm devrimci yoldaşlarınla hayallerini kurduğun devrimi yeşerteceksin. Bir gün bizler de oraya geleceğiz ve yeşerttiğin devrimin özgürlükçü havasını soluyacağız hep birlikte. Belki sen şimdi soluk alıp veremiyorsun ama bizim soluğumuz sana soluk olacak ve sen hep içimizde yaşayacaksın.

Güle güle Berkay

 

Berkay İçin Bir Demet Şiir Seçkisi

 

Beyaz Bir Gemidir Ölüm

sen bu şiiri okurken
ben belki başka bir şehirde olurum

kötü geçen bir güzü
ve umutsuz bir aşkı anlatan

rüzgarla savrulan
kağıt parçalarına
yazılmış

dağıtılmamış
bildiriler gibi

uzun bir yolculuğa hazırlanan
yalnız bir yolculuğa.

çünkü beyaz bir gemidir ölüm

siyah denizlerin hep
çağırdığı

batık bir gemi

sönmüş yıldızlar gibidir

yitik adreslere benzer
ölüm

yanık otlar gibi.

Sen bu şiiri okurken
ben belki başka bir şehirde
ölürüm.

 

Behçet Aysan

 

…Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile…

……

….Her iki gün arasında
Bir titreyiştir yüreklerimiz….

……..

…Bir hüzün kaç kişinin hüznü olurdu
Çıkarsak toplamak yerine
Her hüzün başka türlü olurdu…

……

…Gündüzler kimi yerde gecedir artık
Bakışım kumdan şimdi
Önce yaslı ışınlar, sonra karanlık
Avuçlarımı yüzüme kapatıyorum
Ben kapatır kapatmaz Evet, biliyorum, iki kere karanlık…

……

…Bir hüzün kaç kişinin hüznü olurdu
Çıkarsak toplamak yerine
Her hüzün başka türlü olurdu…

 

Edip Cansever

 

….Her gün kalbimin sızladığı bir memlekette yaşamaktan yorgunum…

 

Birhan Keskin

 

 

Adı Kayıp

Deniz yok olursa diyor bir çocuk
Balık kaybolursa
Ne derim benden sonraki çocuklara
İnsanlar kaybolurken gözaltılarda
Çöllerde boğulan nehirler
Ey çocuk
Nasıl varır okyanuslara

Adı karanfil ki suçu rengidir
Özgürlük dilinde bir imge
Tutsaklık dilinde bir söylencedir
Karanlıkta bir el koparır dalından
Artık ölüme varmış bir işkencedir

Orman yok olursa diyor bir çocuk
Ağaç kaybolursa
Ne derim benden sonraki çocuklara
İnsanlar kaybolurken gözaltılarda
Dalından koparılan tomurcuk
Ey çocuk
Nasıl meyvelenir sana ve diğer çocuklara

Adı narçiçeği ki suçu patlamak
Birdenbire güneşe haykırmak
Ve güneş diliyle kıpkızıl çoğalmak
Karanlıkta bir el koparır dalından
Adı kayıptır artık
Daha meyveye bile durmadan

Aç gözlerini o çığlıklaraı çocuk
Kayıp analarının gözlerine bak
O gözler ki karanfil kıvrımında nar çokluğu
Sevda denizlerinde oğul ve kız yokluğudur
Her biri bir depremdir yüreklerde
Her biri açlık içinde zulüm tokluğudur

Sen ki bir badem dalısın baharda
Yüzünde solgun bir yeşil akşamı
Dalıyor gözlerin bir çağın artıklarına
Kazılardan yeni çıkmış gibisin
Bakışlarında düş fosilleri
Güneşli bir yeşili özler gibisin

İnsanlar kaybedilirken ey çocuk
İnsanlık adına
Nasıl başlar bu yeşil ve mavi yolculuk
Hangi gemi kalkar bu ülke limanlarından
Hangi mavilikler karşılar seni
Kıyılar zincir olmuş bileklerde
Dalgalar yargısız infaz
Al kalemi eline ey çocuk
Yeşilin ve mavinin şiirini yeniden yaz

 

 

Adnan YÜCEL

 

 

 

mm

Dr. Ali Özyurt

1962 yılında İstanbul’da doğdu. 1987 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni bitirdi. 1994 yılında Anesteziyoloji ve Reanimasyon uzmanı oldu. 2015 yılında Halk Sağlığı doktorasını tamamladı. İstanbul Tabip Odasında 30 yıldır değişik kurullar ve komisyonlarda gönüllü olarak çalıştı. Şu an Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu Üyesi. Evli ve bir kızı var. Söz Uçar Yazı Kalır adında bir anı-deneme kitabı var.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!