GÖKTEN DÜŞEN ÜÇ ELMA: MANTIK, MATEMATİK VE FELSEFE - Halimiz
GÖKTEN DÜŞEN ÜÇ ELMA: MANTIK, MATEMATİK VE FELSEFE 2
SIRADIŞI BİR SERGİ: “ERİYEN HATIRALAR”
1 Mart 2018
GÖKTEN DÜŞEN ÜÇ ELMA: MANTIK, MATEMATİK VE FELSEFE 3
THE GUN DEBATE, AMERICAN STYLE
1 Mart 2018
GÖKTEN DÜŞEN ÜÇ ELMA: MANTIK, MATEMATİK VE FELSEFE 4

Bir oda dolusu insana  örneğin Demokrasinin tanımını yap desek, bir oda dolusu farklı tanım gelir önümüze. Ama 2+2 kaç eder desek sonuç herkeste aynıdır.

Matematik soyut bir bilim olduğu halde  ve günümüzdeki matematikçilerin büyük bir kısmı da matematiğin gerçekliği temsil etme gibi bir derdi olmadığını dile getirdiği halde matematik somut dünyayı anlamamıza nasıl yarar?

Öğrenme bir soru ile başlar. Merak eden kişi soru sorar. İnsan ilgi duyduğu şeyi öğrenir. İlgi duyduğunu alanı keşfetmesi ise merak duygusunun yaşatılması ile mümkün olabilir.

Eğitim meselesi önemli. Gençken de yetişkin olduğumda da (eğitimle ilgili bilgim yokken) bunu duyduğumda aklımdan sadece üç kelime geçiyordu; klişe, çok sıkıcı, cidden çok sıkıcı!  Üzerine konuşa konuşa içi boşaltılmış kavramlardan biri olan eğitime, yitirdiği itibarını verme sorumluluğumuz var. Çocuklarımıza bunu borçluyuz.

Geçen gün 5,5 yaşındaki çocuğum okul kavramını sorguladı. “Anne, keşke okula gitmesek” dedi. “Niye?” dedim. “İstediğim her şeyi evde kendim öğrenebiliyorum çünkü” dedi.

Bilginin öğretmen tekelinde olduğu çağ bitti. Öğretmenin sınıftaki rolü, yol göstericilik, rehberlik veya kolaylaştırıcılık artık. Bu rolü üstlenmeyen öğretmenleri öğrenciler saymıyor.

Matematiği ele alalım. Hayatı anlamaya yarayan, bilimi mümkün ve ölçülebilir kılan şey matematik. Matematik öğrenmek çok önemli. Bunu öğretebilmek daha da önemli.

Bir matematik problemini çözerken iki şey olur. Birincisi, düşünmeye başlarsın. Problemi çözmek için bir yol izlersin. Sonuca ulaşamazsan  başka bir yol denersin. Zihin egzersizidir matematik. Matematikte, ancak soruyu anlayanlar problemi çözebilir. Hayatta da bu böyledir. İkincisi ise çözüme ulaştığında hissettiğin tatmin duygusu. Bu bir özgüven, tamlık, başarma hissi, anlamış olmanın verdiği gurur, olasılıkları görebilmenin verdiği genişleme duygusu ile iç içe geçen bir manevi andır. Bunu bu şekilde yaşayanlar matematiği gerçek anlamda sever.

Matematiğin dili akıldır. Dan Meyer isimli bir öğretmene göre matematik dersinin yenilenmeye ihtiyacı var. Her gün internette veya TVde mini diziler izlemenin beynimizi çok önemli bir şekilde etkilediğini iddia ediyor. Diyor ki bu diziler yüzünden insanların hızla çözemeyecekleri durumlara karşı sabrı azalıyor. Dolayısıyla gerçek hayatta kısa sürede sonuçlanmayan problemlere karşı toleransımız azalıyor.

Meyer diyor ki özellikle problem çözmemiz beklenen fizik dersi sorularında sorunun içinde, çözümde kullanılacak her şey veriliyor ve tek yapmanız gereken bunu formüle yerleştirip doğru sonucu hesaplamak. Halbuki gerçek yaşamda problem çözme şeklimiz bu şekilde değil. Hiç bir zaman sadece problemin bileşenleriyle uğraşmıyoruz, ya fazla bileşen içinden ayıklayarak çözüme ulaşıyoruz ya da az bileşen içinden yaratarak. Bu yüzden okulda öğretilen bilgilerin gerçek hayatta yeri olmadığı fikrine kapılıyoruz. Çok yanlış. Yanlış olan şey bilgi değil, öğretme tekniği. Hap gibi bilgilerle, okulda dizi film izler gibi kısa sürede sonuca varıyoruz. Şu anki sistemde tek öğrenmemiz gereken bir ders kitabının yapısı. Ders kitabının soru sorma şeklini çözünce örneğin fizik hakkında hiç bir şey öğrenmeden yüksek not alabiliyoruz.

Dan Meyer diyor ki öğrencilere daha az yardım edin! Böylece düşünmelerini, katılmalarını, inisiyatif almalarını sağlayın. Soruları kısa tutun, öğrenciler kendi problemlerini kendileri oluştursun. Formülleri ezberlemek yerine hangi formülü kullanarak çözüme ulaşacaklarını bulsunlar.

Wittgenstein, “Matematik size sadece soruyu nasıl cevaplayacağınızı öğretmekle kalmaz,  sorular ve cevaplardan oluşan bir  bütün dil oyunu öğretir. Matematikçi bir kaşif değil, mucittir,” demiştir.

Matematiği, hikayesiyle aktardığımızda, çıkış noktasını ve akıl yürütme biçimini gösterdiğimizde çocuğun ilgi duyma olasılığı yükselir.

Matematiği, akıl yürütmeyi öğretmeden sadece ders kitaplarındaki alıştırmalar üzerinden öğretirseniz, çocuk matematiği değil, alıştırmaları çözmeyi öğrenir.

Bir hikaye ile bitireyim. Gökten üç elma düşmüş, biri mantık, biri felsefe bir diğeri ise matematikmiş. Bu üçü birlikte yenmeliymiş. Sadece mantık yiyen kişi vicdansız, sadece felsefe yiyen kişi yalnız, sadece matematik yiyen kişi ise hayalci olurmuş. Bu üç elma çağlar boyunca hiç ayrılmamış. Vicdanlı,  dayanışmacı ve analitik insanlardan oluşan toplumlar yüzyıllarca büyük uygarlıklar meydana getirmiş. İnsanlar arasında huzur ve sevgi varmış ve dayanışma ile her soruna ortak akılla çözümler bulunmaktaymış. İnsanların  mutluluğunu kıskanan safsata isimli bir varlık bir gün, üç elmanın ayrılması gerektiğini savunmuş. Halkı kandırmış. O gün bugündür, gökten düşen elmalar birbirinden ayrılmış, halklar ise vicdansız, yapayalnız ve akıldan uzak yaşamaya başlamışlar.

 

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!