GİT DİYEMEM KAL DİYEMEM - Halimiz
ÖZGÜRLÜK İÇİN BASIN
4 Ekim 2018
HİÇİM VE HERŞEYİM
4 Ekim 2018

“Bu ülkede yaşanmaz artık, gitmeliyiz.”

Hepimiz, bu tarz cümleleri değer verdiğimiz insanlardan duymuşuzdur. Kimimiz bu cümleyi işittiğinde karşısındakine katılmış, kimisi de bu görüşe katılmayıp antitezler sunma yoluna gitmiştir. Ben oldum olası ikinci gruptaydım. Bu cümleyi kuran arkadaşlarıma gitmenin bir çözüm olmadığını inatla, her daim belirttim.

Bana göre bir insan, ne kadar ülkesinden uzakta olursa olsun, sevdikleri veya anıları oradayken ve hala ülkesinin geleceği için endişe duyarken, gittiği uzaklarda dayanılmaz bir çaresizlik hissine kapılır. Çünkü uzaktadır.

Ayrıca, bir ülkenin düzelmesi kendi kendine olan bir şey değil. Bu düzelmenin, ancak ve ancak bilgi ve birikime sahip insanların, özellikle gençlerin sayesinde olacağına inananlardanım.

Evet, benim düşünceme göre gitmek hiçbir zaman bir çözüm olmadı ve bana gitme fikrini dile getiren arkadaşlarıma da hep yukarıdaki antitezlerle yaklaştım. Ancak artık ben de bu cümleleri pek güçlü kuramıyorum.

Ülkenin demokratik yapıdan uzaklaştığını, kutuplaşmanın arttığını düşünenler yüzünü muhalefet partilerine çevirirler. Kendilerinin de muhalif olduğu konularda bu partilerle buluşmak ve politika arenasında kendilerini temsil etmesini isterler. Ülkenin belli başlı bir kesiminde rahatsızlık veya huzursuzluk yaratan konularda “somut” çözümler sunarak ülkeyi yönetmek için güçlü bir alternatif olduklarını göstermelerini isterler. Kısacası, ülke için idealist bir yaklaşım beklerler.

Ancak, idealizmin kıyısından köşesinden geçmeyen, ülke sevdasından çok kendi koltuğunun sevdasına düşen, “kucaklayıcı” olmayı “her kesimin ağzına bir parmak bal çalmak” ile karıştıran ve muhalefet etmeyi sadece şikayet etmek sanan içi boş muhalif partilerini gördükten sonra insanların içindeki karamsarlık duygusunun artmasının normal olduğunu düşünüyorum.

Bu artış istatistiki verilere de yansımış durumda. Kadri Gürsel’in Al Monitor’da kaleme aldığı “Gezi Kuşağı Türkiye’yi Terk Ediyor” yazısında da belirttiği gibi:

“Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 6 Eylül’de açıkladığı göç istatistiklerine göre “ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel” nedenlerle Türkiye’den göç edenlerin sayısı 2017’de bir önceki yıla göre yüzde 42,5 artarak 253 bin 640 oldu. Göç eden nüfusun yüzde 42,2’si 25-34 yaş grubundan, yüzde 57’si de İstanbul, Ankara, Antalya, Bursa ve İzmir gibi büyük kentlerden. Kısaca, Türkiye’den göç edenlerin yarısı genç ve kentli.”

 Yıl henüz bitmediği için 2018 verileri bilinmiyor ama bu sayının 2017 yılını da katlayarak ilerlediğini düşünüyorum. Gelelim esas soruya, giden insanları suçlayabilir miyiz?

Kesinlikle hayır.

Çünkü şu anki durum, muhalefet kesiminde bulunan ve ülkenin geleceği için endişe duyan insanlar için bir gül bahçesi vadetmiyor.

Yüksek lisans için yurtdışına giden arkadaşlarım var mesela. Sonrasında dönüp dönmeyeceklerini sorduğumda gittikleri ülkede kalmayı tercih ettiklerini söylüyorlar. Ülkeleri için endişeli olsalar da, sevdiklerini düşünerek çaresizlik hissine kapılsalar da, özellikle muhalefet partilerinin kendilerini temsil etmediğini düşünmeleri kendilerini önüne geçilemez bir karamsarlığa itiyor ve bu karamsarlık onları tek bir seçeneğe yönlendiriyor: gittikleri ülkede kalmak.

Ben burada kalmayı tercih edenlerdenim. Kalmak, idealist duygularımdan sapmadan üretmeye devam etmek benim kendime koyduğum bir çeşit kişisel misyon diyebilirim.

Peki bu karamsarlık girdabı beni de vurmadı mı? Elbette vurdu. Her ne kadar Türkiye’de okuyan, araştıran, sorgulayan bireylerin bir araya gelmesiyle, üretmesiyle aydınlığa ilerleyeceğini düşünsem de ben de artık antitezlerimi güçlü bir şekilde belirtemez oldum.

Şarkıda da söylendiği gibi:

Git diyemem ama kal demek de gelmiyor içimden.

mm

Sinan Reis

Notre Dame de Sion Fransız Lisesi ve Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler - İşletme mezunu. Hayalindeki mesleği yapan bir headhunter. Galatasaray aşığı, Mustafa Kemal Atatürk sevdalısı. Olaylara Fransız kalmamak için okuyor, yazıyor. Ülkesine "çıkmadık candan umut kesilmez" sözüyle bakanlardan.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!