GELECEK NASIL GELECEK? - Halimiz
“FRANSA’DA, SÖZ DE SOKAKLAR DA HALKIN”
13 Aralık 2018
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ
20 Aralık 2018

Bu sabah Yuval Harari’nin bir konuşmasını dinleyerek başladım güne. Ayılmak için şahane bir konuşma ama haftayı iyimser geçirmek için değil…

Sapiens, Homo Deus ve 21. Yüzyıl 21 Ders kitaplarının yazarı ünlü Tarih Profesörü Harari, bir çok olağanüstü beyin (Stephen Hawking, Noam Chomsky, Zizeg…) gibi gelecek konusunda kaygılı. 21. Yüzyılın yönetim şeklinin diktatörlük olacağının kara habercisi. Ama onun bahsettiği diktatörlük bizdeki gibi geçmişe özlem şeklinde değil çünkü çağımızın artık geri dönülemez bir hızda dijitalleştiğini, artık var olan her insanın bir data olduğunu söylüyor. Sadece alışveriş alışkanlıklarımız değil, biyolojik datamız da söz konusu. Dünyayı ve hayatı bizim türümüzden farklı varlıkların yöneteceğini ve geleceğin ürününün tekstil veya eşya değil, hayatı tasarlama olacağını iddia ediyor.

Şu an sağlık için kullanılmak üzere vücutlarına medikal mikroçip yerleştirilmesine izin veren İsveçli vatandaşlar var. Şimdilik bu gönüllülük esasıyla yapılıyor ama ileride tüm sağlık sistemi buna dönüşecek ve mikroçip implantı yaptırmak istemeyenlerin belki de sağlık sigortası yapılmayacak. Gelecek geldi, bundan kaçışımız yok. Teknoloji, bilgisayarlar ve insanlar artık entegre oluyor. Eskiden toprak sahibi olmak önemliydi, sonra makina, şimdi ve geleceğin en önemli varlığı ise veri. Bu noktada Harari soruyor: Bu büyük veriye sahip olanlar bu veriyle ne yapacaklar?

Bu sorunun önemini kavrayan ve cevabını bulabilecek sadece bir avuç akademisyen, bir kaç filozof ve belki bir kaç şairin var olduğunu düşünüyor. Onların bu soruya bulacakları cevabın ise insanlığın geleceğini belirleyeceğini söylüyor.

İçiniz kararmasın ama en geç 200 yıl içinde bildiğimiz homo sapiens’in başka bir türe, daha akıllı ve insan tarafından tasarlanmış bir türe dönüşeceğini savunuyor.

İnsan-makina birlikteliği androidler, robotik teknolojisi bizim neslin çocukken izlediği bilim kurgu filmlerinin konusuydu. Şimdi ise insanı yeniden tasarlamaktan, insanın üst versiyonunu yapmaktan bahsediliyor. Belki ölümsüzlük de bulunacak, Altered Carbon dizisindeki gibi…

İnsan’ın Tanrı rolüne soyunması, tabiatıyla ilk başta din adamlarını rahatsız etmekte. Doğal seçim, güçlü olanın ayakta kaldığı bir hayat, eğer Hariri haklıysa, sona erecek. Hayat yeniden tasarlanabilecek.

Dini inancınız ne olursa olsun, bunlar olacak gibi gözüküyor. Özellikle biyolojik datamız sadece sağlık hizmetleri için kullanılmayacak, bu çok açık. İşte tam da burada doktorlara, veri sağlayıcılara, teknoloji geliştirenlere, hackerlara etik anlamda büyük sorumluluk düşüyor. Ama insanoğlu doğası gereği böyle bir veriyi sadece insanlığın iyiliği için kullanabilecek donanıma sahip mi? İnsan aklı böyle bir sistem tasarlamak için yeterli mi? Bu işin ahlaki boyutu ne, insanın biyolojisine müdahale etmek etik mi? İnsan diye tanımladığımız tür ne? Eğer homo sapiens, akıllı başka bir türe, makinalarla entegre olmuş bir türe evrimleşirse, bildiğimiz anlamda homo sapiens türünün tarihten silinmesi an meselesi. Meydana gelecek yeni akıllı tür sadece dünya ile yetinebilecek mi? Başka gezegenlerde koloniler mi kuracak?

Bir filozof, şair ve akademisyen bu konuda tek başına ne yapabilir, nasıl çözüm üretebilir?

Bilgi, her zaman büyük sorumluluk getirmiştir insana. İlk insanlar, Hayat ağacının meyvesini yemeselerdi hep cennette kalmayacak mıydı? Hayat ağacının meyvesi sadece tatlı değil, aynı zamanda çok acı. Bu acıyı hissetmeden bilgiye ulaşmak gerçek anlamda mümkün olabilir mi? İyiyle kötü ayırt edilebilir mi?

İnsanlık tarihine bakıyoruz. Bildiğimiz insan hep aç gözlü, kolayca kanabilen, teklifsizce hareket edebilen, acı çeken ve çektiren ama diğer yandan güzellikler yaratan ve onları korumak için var gücüyle çalışan, sevgisiyle her zorluğu yenebilen, dayanıklı, hassas, nazik yaradılışlı. İnsan olmanın laneti, bu ikisi ile sürekli birlikte yaşamak zorunda olmak. İyi ve kötüden yapılmış olmak ama hep seçimlerimiz ve hareketlerimiz ile anılmak. Oysa insanı insan yapan özellik onun potansiyelidir ve bu potansiyel içinde kötülerin kötüsünü de iyilerin iyisini de barındırır. Hiçbir insan tüm duygulardan azade değildir, hiçbir insan salt iyi ya da salt kötü olamaz. Her insanın içinde eyleme geçmemiş bir kötülük ile eyleme geçmemiş bir iyilik vardır. İnsan sadece yaptıklarının değil, yapabilecekleri ile bir bütünüdür ve insanın yapabileceklerini yapmamasının tek sebebi özgür iradedir.

Eğer biyolojik anlamda kontrol edilebilir olursa insan, büyük ihtimalle zihinsel ve duygusal anlamda da kontrol edilebilir olacaktır. Eğer özgür iradeden yoksun kalacaksa, türümüze artık insan denebilir mi?

İnsanı makinadan ayıran özellikleri nelerdir? Duygular, düşünceler taklit edilebilir, biyoloji kopyalanabilir. Peki ya doğuştan gelen mizaç veya aynı ortamda büyümüş iki insanı farklı yapan özellik ne? Tüm teknolojiler, analog ve dijital her sistem hacklenebiliyorsa, insan neden hacklenemesin?

Gelecek bangır bangır geliyor. Makinalarla iletişim kurabilmenin tek yolu onların dilini öğrenmek, yani kodlamayı bilmek. İnsanlarla, yani şu an bildiğimiz anlamdaki insanla iletişim kurabilmenin yolu ne? Gerçekleri duymaktan bu kadar korkan ve kendini reddeden bir tür ile ne şekilde iletişim kurabiliriz?

Gelecek ne yazık ki pek aydınlık gözükmüyor. Karanlıktaki ışığı bulmak mecburiyetindeyiz. Bu ışık teknolojiye hakim olacak bilgiyle donanmak mıdır, duygulara ve akla hitap etmenin bir yolu olan sanat mıdır, her durumu sorgulamak ve gerçeğe, bilgiye ulaşmanın bir yolu olan felsefe midir yoksa bunların hepsi ve fazlası mıdır bilmiyorum. Bildiğim tek şey, teknoloji, Harari’nin öngördüğü şekilde gelişirse, hayatlarımızı başkalarının ellerine teslim etmiş olacağız.

Soru şu, gelecek, nasıl gelecek?

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. Şehir ve mesleği aynı anda değiştirmek benim için köklü bir değişimdi. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011 senesinde yine bir radikal değişiklik yapıp işten ayrıldım, bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri STK’larda çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği Temsilciler Meclisindeyim. Yenidenbiz’i destekliyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only one team ile bir kolektif kitap yazıp, bir installation sergisi açtık, Online radyo kurduk ve online şiir gecesi yaptık. Farkındalık, reiki, meditasyon, şiddetsiz iletişim, yoga vb . eğitimlere katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Yazıyorum, konuşuyorum.

2 Yorumlar

  1. Vicdan Güven dedi ki:

    Sevgili Ayşe Misal Çıpa değindiğiniz gibi insan yaşamı bir başka yöne doğru evrilmekte.Ne yazık ki Harari’nin de belirttiği gibi insanın makinalar gibi üst sürümü ve sürümlerinin tasarlandığı ve bu yükseltmenin varlıklı yani üst sınıflardan insanların daha fazla donanımlı daha zeki daha çok bilgili ve diğer insanlara nazaran her bakımdan daha güçlü olmalarıni mümkün kılacağı bir döneme doğru gittiğimiz bir gerçek ve bunun sonuçları sòradan insanlar için çok ürkütücü olabilir.Üst insan yani sürümü yükseltilmiş “Seçilmiş Elitler”kı onlar çağlar boyunca vardılar zaten sözü edilen dönemde gerçek diktatörler haline dönüşecekler.Finans veri aktarımı sağlık uzay bilimleri ve diğer konularda bu kadar geri olan ve gelişmiş ülkeler dışındaki geniş insan kitlelerine biçilen rol ne olacak?Bu “ışe yaramaz yığınların yaşamak için güvencesi olacak mı?Hızla tüketilen dünyamızın geleceği hiç iyi görünmüyor.Hitler’in istediği ve düşlediği bir ďünyaya ne yazık ki çok uzak değiliz.Harari’nin iki kitabını okudum ve yazdıklarının bir bölümüne katılmasam da gelecek hakkında kaygılarının asılsız olmadığını düşünüyorum.Paylaşim ve bilgilendirme için teşekkürler.Saygilar ve kolaylıklar diliyorum.

    • Ayşe Musal dedi ki:

      Merhaba Vicdan Hanım,
      Katkınızdan dolayı çok teşekkür ederim. Geleceğin nasıl gelmekte olduğunu an be an yaşıyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!