Fransa Nereye Döndü? - Halimiz
Fransa Nereye Döndü? 2
The Pain…The Beauty… And The Hope
15 Haziran 2017
Fransa Nereye Döndü? 3
FBI’ın Trump’a İkinci Golü
15 Haziran 2017
Fransa Nereye Döndü? 4

Fransız halkı neredeyse 40 gün aradan sonra 11 Haziran pazar günü yine sandık başına gitti ve 577 sandalyeli Fransız Parlamentosu’nu seçti. Ama ne seçim!!! Fransa tarihinin gördüğü en ilginç, en fazla mesaj veren sandığı oldu. Ekonomik kıstaslarda yüzü sağa bakan, sosyal ve kültürel değerlerde de yüzü sola dönük olan Fransa’nın genç lideri Emmanuel Macron, kendisini “sağın ve solun merkezi” olarak tanımlayan bir sistemi tam da geçtiğimiz hafta sonu aldığı sonuçla kurmuşa benziyor.

Fransa siyasetinin tanınan ama nispeten hala yeni olan yüzü, 39 yaşındaki çiçeği burnunda Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, bu kez de kurduğu hareketle Fransız Parlamentosu’nda ezici bir çoğunluk elde etti. Katılım oranının ancak %50’leri bulduğu ve 7882 adayın yarıştığı seçimin 2.turu 18 Haziran pazar günü yapılacak.

Kendi isminin baş harflerinden esinlenerek hareketinin adını “Fransa Yürüyüş Hareketi” koyan Macron, bu seçime “Cumhuriyet Yürüyüş Hareketi” (REM) adıyla girdi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde estirdiği rüzgarı yine bütün gücüyle devam ettirdi. 577 sandalyeye sahip Fransız Parlamentosu’nun bugün itibariyle yaklaşık 450 sandalyesini Macron’un partisi REM kazanmış görünüyor.

Bu sonucun belli olmasının hemen ardından Cumhurbaşkanı Macron ne diyecek diye beklerken ilk açıklama Başbakan Philippe’den geldi ve hükümetin ilk tepkisi “Fransa geri döndü” oldu. Burada sorulması gereken soru sanırız “Fransa nereye ve nasıl döndü?” olmalıdır. 

Günümüz dünya siyasetinde artık “parti kültürünün” yavaş yavaş yok olmaya başladığını ve daha da önemlisi belki de siyasi ideolojilerin ve sahadaki karşılıklarının net olarak tanımlanamayacak bir noktaya geldiğini söylemek sanırız bu seçimlerden sonra yapılabilecek analizlerin başında geliyor. Sınıf siyasetinin yok olmaya yüz tutması, sosyal demokrasinin kalesi olan ülkelerin seçmenlerinin özellikle de genç seçmenlerinin merkezdeki siyasetçilere oy veriyor olması da bunu gösteriyor. Zira Macron’un bu genel seçimlerde aldığı oyun içerisinde hükümetten 7 Mayıs itibariyle düşen Sosyalistlere oy veren seçmenler de mevcut, merkez sağ liberaller de… Fransa’da, bundan önceki seçimlerde kazanan taraf olan Sosyalistlerin oyunun %7’ye düşmüş olması bunu işaret ediyor.

Ülkenin aşırı sağa da, aşırı sola da gitmesini istemeyen ve her şeye rağmen “ellerinde bir tek demokrasi” kaldığına inanan Fransızlar, genç bir lidere ve onun kurduğu parlamenter listesine %33’ten fazla oy verdi. Bu tablo sonucunda parlamentoda en yüksek oyu sosyalist hükümetlerde de görev almış ama merkez sağ bir politikacı olduğu bilinen Macron’un partisi REM ve Demokrasi Hareketi MoDem koalisyonu ve Demokratlar ve Bağımsızlar Birliği UDI ve koalisyon ortakları – yani yine sağ partiler kazandı. Bu Fransa tarihinde belki de çok uzun yıllar sonra sosyalistlerin en büyük hezimeti yaşadığı seçim oldu. Seçim gecesi Fransız kanallarında “Macron’un muhalefeti bile sağ partiler,” yorumu defaatle vurgulandı. Muhalefet kültürünün çok gelişmiş olduğu, meclislerinde ifade özgürlüğünün yoğun bir biçimde kendini gösterdiği Fransa parlamentosunda şimdi sanki durum “tek sesliliğe” doğru gidiyor gibi… Burada başlık olarak attığımız soruyu tekrar edelim: “Fransa nereye döndü, veya dönüyor?”

Seçim Sonrası Neler Olacak?

Fransa Nereye Döndü? 5

39 yaşındaki Cumhurbaşkanı Macron, belki de kendisinin tahmininden de fazla bir oranla parlamentoda çoğunluğu kazandı. Şimdi de seçim kampanyasında dillendirdiği önceliklerini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Her ne kadar Ulusal Meclis tartışmalı ‘iş kanununu’ onaylamış olsa da Macron, Fransa sokaklarında 5 ay boyunca çatışmalara da neden olan bu çetrefilli meselede yeni bir düzenlemeye gidilebileceğinin işaretlerini vermekte. 35 saatlik sabit çalışma zamanına dokunmasa da; işçiden çok işverenden yana tavır alan; işverenlere, işçilerle daha fazla pazarlık hakkı tanıyan yasa tasarısı artık tam da Macron’un istediği gibi kabul edileceği konusunda genel bir kanaat hakim. Ayrıca, bu seçimden sonra, Fransa’nın, sosyal devlet anlayışına yabancılaşan bu tür yasa tekliflerine itiraz edecek sol partilerin gücünün ve seslerinin neredeyse kalmadığını düşünürsek Fransızların sendikal örgütlenmelerden başka güvenebilecekleri kurumlarının kaldığı da çok söylenemez.

Macron’un bir diğer önceliği ise Avrupa Savunma Fonu, Avrupa Güvenlik Konseyi ve Avro bölgesine bütçe ve bakanlar kurulu oluşturması gibi projeleri hayata geçirmek. Son iki yıldır Fransa’nın içinde bulunduğu koşullar, devam eden OHAL göz önüne alındığında güvenlik politikalarının daha da öncelikli olarak ele alınacağı kuşkusuz. Macron, bunun işaretlerini iki gün önce Elysees Sarayı’nda kabul ettiği ve yeni seçimden çıkan İngiliz Başbakan Theresa May ile yaptığı ortak basın toplantısında da dile getirdi. Son derece özgüvenli olarak – bir anlamda yenilgiye uğramış ve bir kanadı kırılmış olan May’i – kabul eden Macron, Avrupa Birliği’nin yeniden güçlendirilmesi için çok kararlı olduğunun altını çizdi. Avrupa Birliği’nin genç lideri olarak kendini gördüğünü herkese hissettiren Macron, bu kararlılığını 18 Haziran’dan sonra iç politikalarında da gösterecek gibi..

Macron, bu seçimlerden sonra vaat ettiği gibi gençlerin desteğini almasına neden olan genç işsizlere yönelik yapılacak yardımların artmasını sağlayacaktır.

Seçim gecesi televizyonlarda “güven, cesaret ve istikrar” kazandı diyen Fransa’nın yeni siyasetçilerinin, yeni dönemde ortaya koyacakları politikaları gözden geçirmeleri gerekecek. Şimdiden iktidar savaşlarına sahne olmaya başlayan Fransa’da, tabanını bugün hala tam olarak net bir biçimde tanımlayamadığımız “Cumhuriyet Yürüyüş Hareketi” ne halkın tepkisinin ne olacağını ve bugün gösterdiği güvenin devam edip etmeyeceğini göreceğiz.

Yeni Parlamento Nasıl Olacak? 

Fransa Nereye Döndü? 6

Yeni Fransa Parlamentosunun yüzeysel olarak da olsa yeni sahiplerinden söz etmek gerekirse, birinci turun galibi Macron’un liderliğini yaptığı Cumhuriyet Yürüyüşü Hareketi (LREM) ve François Bayrou’nun liderliğini yaptığı merkez liberal parti Demokrasi Hareketi (MoDem) koalisyonu oldu ve aldıkları sandalye sayısı bugün itibariyle 415 ile 455 arası olarak öngörülüyor.

Bu noktada, Fransız basını Macron’un, 28 Şubat’ta yaptığı bir konuşmada, “Seçilen bir Cumhurbaşkanının kendi partisiyle çoğunluğu elde edip yönetime gelmesi çok da istenen bir şey değildir, hatta bir çeşit engel olarak görülebilir, tıkanıklık göstergesidir” ifadesi üzerinde duruyor. Hafta sonu çıkan sonuçtan sonra Macron’un, bu süreci nasıl yürüteceği önem taşıyacak. Ama bunun yanında “En Marche” hareketinde en çok kendisini destekleyen isim olan ve daha önce uzunca yıllar bakanlık yapmış ve Cumhurbaşkanlığına da 3 kere aday olmuş, tanınmış merkez sağ siyasetçilerden François Bayrou’nun da Macron’un siyasetine daha sağduyulu bir destek sunacağı beklentisi hakim…

Sağ partilerce oluşturulan LR/UDI/DVD koalisyonunun ise 70 ila 110 sandalye arası kazanma ihtimali yüksek. Sol cepheye geldiğimizde ise Sosyalist Parti’nin başını çektiği PS/PRG/DVG/EELV sol koalisyonunun ise en fazla 30 sandalyeye sahip olması beklenirken seçimde en büyük hezimeti yaşayan Le Pen’in Milliyetçi Cephesi en fazla 5-6 milletvekili çıkarması bekleniyor. Son genel seçimlerden bu yana çok ciddi oranda oy kaybeden aşırı sağ Milliyetçi Cephe gücünü de kaybetti. Le Pen’in partisi bu seçimlerde kaleleri olarak görülen kuzey ve doğudaki birçok seçim bölgesinde hezimete uğradı.

Fransa’da gerçekleşen seçimlerin sonuçları böyle bir tablo ortaya çıkarırken, gerek seçim öncesi gerek seçim sırasında ve sonrasında Fransa siyasetinin kulislerini – çok içinden olmasa da izlemeye devam ettik. Örneğin, yeni seçilen parlamento üyeleriyle ilgili gözlemlerimizden biri de Macron’un, daha önce görev aldığı eski Sosyalist kabinede beraber görev yaptığı yol arkadaşları olan ve yanında olmasını istediği sosyalistleri bu kez de seçtirdiği oldu.

Örneğin hükümetinde ekonomi bakanı olarak görev yaptığı eski Başbakanı, Sosyalist kökenli Manuel Valls, kendine Macron’un listesinde yer buldu. Fransa’da, daha önce özellikle Sosyalist partiye mensup olarak milletvekili olmuş ve bakan olmuş bazı isimlerin Macron’un da milletvekili listesinde yer alması sol siyaseti, bu siyasetçilerin Macron’un ekonomi politikalarını nasıl desteklediklerini sorgular duruma getirdi ve seçim süreçlerinde de özellikle merkez sağ siyasetçiler ve sosyalistler arasında ciddi sözlü sataşmalar yaşandı.

Fransa Nereye Döndü? 7

Henüz resmi sonuçlar açılkanmamış olmakla beraber Fransız Parlamentosu’nun yeni bir yüzü olacağı açık. 30 yaş altı yaklaşık 24 yeni ismin parlamenter olması beklenen Fransa’da, bu milletvekillerinin büyük bir oranda Macron’un partisinden olması kaçınılmaz.

Macron’un liderliğinde büyük başarı kazanan LREM/MoDem hareketinden ikinci tura kalmayı başarmış 242 ismin daha önce de gerek milletvekili olarak gerekse bakan olarak çeşitli görevlerde bulunduklarını ve bunların 81’inin Sosyalist Parti kökenli olduğunu hatırlatalım. Bunun yanında yine Macron’un LREM hareketinin 282 milletvekilinin ilk kez bu seçimle siyasi bir pozisyon kazandığının da altını çizmek gerekir. Bence, kabinesinin yarısında kadınlara yer veren Macron’un aday listesinin en dikkat çeken özelliklerinden biri de adayların %52’sinin mutlaka “sivil toplum” örgütleriyle, sivil hareketlerle doğrudan ilişkilerinin olması, nitekim listesinde yer alan ve büyük ihtimalle haftaya da milletvekili olacak olan çevreciler de bunun göstergesi.

Yine Macron’un başını çektiği koalisyonun 525 kişilik listesinin %51’inin kadınlardan oluştuğunu hatırlatalım.

Fransa Nereye Döndü? 8

Sandığa gitmekten yorgun düşen Fransa halkını, önümüzdeki pazar günü genel seçimlerin 2. ve son turu bekliyor. Bugünden sonuçların aşağı yukarı belli olduğu Fransa’da bundan sonraki esas soru çoğulculuğa, çok sesliliğe, ifade özgürlüğüne, işçi haklarına, kadın-erkek eşitliğine inanan bir Fransa’nın önümüzdeki beş senede nasıl bir noktaya geleceği olacak?

mm

Ürün Güner

Ayşe Ürün Güner, 1978 doğumlu bir İzmirlidir. Önce Tevfik Fikret Lisesi'nden, sonra Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. Kadın hareketi içinde büyüyen Güner, 1996'da Türkiye'nin önemli kadın örgütlerinden Uçan Süpürge'nin kurucularından biri oldu. Uzun yıllar yurtiçi ve yurtdışında toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda çalışmalar yaptı. Birlemiş Milletler'de ve Avrupa Birliği kurumlarında da kadın hakları, insan hakları ve demokratikleşme üzerine çok sayıda eğitim aldı.Kadın hakları konusunda Türkiye genelinde çok sayıda Avrupa Birliği projesi yürüttü. Fransa Dışişleri Bakanlığı'nın "Geleceğin Liderleri"nden biri olarak seçtiği Güner, yine Fransa hükümeti tarafından yasama, lobicilik ve sivil toplum üzerine burslara gönderildi. ABD'nin önde gelen düşünce kuruluşlarından German Marshall Fonu'nun "Marshall Anma Bursu" programı kapsamında Türkiye'den seçilen az sayıdaki bursiyerlerinden biri oldu. Son olarak da Washington D.C.'de Hillary Clinton tarafından kurulan ve kadın hakları alanında çalışan Vital Voices Global Partnership adındaki sivil toplum örgütünde Avrupa ve Avrasya masasının uzmanlarından biri olarak kısa süreli görev aldı. Ürün Güner, son altı yıldır uzmanlık alanlarında siyasi danışmanlık yapmakta ve kadın hakları alanındaki çalışmalarına da devam etmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!