FORTUNA - Halimiz
FORTUNA 2
ANKARA’DA SANAT VAR… ÖYLE GÜZEL Kİ…
2 Mayıs 2019
FORTUNA 3
HORMONLAR
2 Mayıs 2019
FORTUNA 4

“Fortuna Roma Tanrıçalarından biriydi. Roma paraların arka yüzünde görülebilirdi. Bir elinde boynuz diğer elinde ise dümen tutardı. Çok güzeldi. Genelde ince kumaştan bir elbise giyer, tatlı tatlı gülümserdi. Fortuna hem kader hem de servet demekti. Önceleri bereket Tanrıçası olarak biliniyordu. Jupiter’in ilk çocuğuydu. Her Mayıs’ın 25’inde onun için bir festival düzenlenir, o gün İtalya’daki tüm tapınaklar çocuğu olmayan insanlarla, yağmur dileyen çiftçilerle dolup taşardı. Sonra Fortuna’nın güç sahibi olduğu alanlar yavaş yavaş arttı; Fortuna para, yükselme, aşk ve sağlık isteyen herkesin yardım istediği bir Tanrıça oldu. Boynuz onun dilekleri yerine getirme gücünü temsil ediyor; dümense daha kötücül bir güce, insanların kaderini değiştirebilme gücüne işaret ediyordu. Fortuna size önce hediyelere boğar ama sonra dümenini birdenbire ters yöne çevirir, siz boğazınıza kaçan bir kılçık yüzünden boğulurken ya da bir heyelanda can verirken hain hain gülümserdi.” ~ Felsefenin Tesellisi- Alain de Botton

Seneca’ya göre ani bir felaketle karşılaşabilme ihtimalimiz üzerine düşünmüyoruz. Bunun nedeni nesiller boyu gelen süreklilik ve güvenilirlik, öteki yanda beklenmeyen felaketler. Yarının bugünü gibi hoş olacağı inancına karşılık her an korkunç bir felaketle karşılaşabileceğimiz ve hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağı ihtimali arasında sıkışır kalırız.

Seneca’ya göre düş kırıklığına uğramamızın en büyük sebebi hayat, insanlar ve olaylar karşısındaki iyimser tutumumuzdur. Her şeyin yolunda gideceği beklentisi içinde olmamız, düş kırıklığımızın başlıca sebebidir.

En çok beklemediğimiz şeylerle karşılaşınca yara alırız. Bu sebeple her şeye hazırlıklı olmalıyız. Elimizde olduğu illüzyonu yaşadığımız her şeyin geçici olduğunu ve her an yitip gidebileceğini gerçekten kavradığımızda hayal kırıklığı yaşamak da, hayata karşı öfkelenmek de çok zordur. Hayat böyledir çünkü. İnişleri ve çıkışları vardır. Üstelik beğenmediğimiz zaman hayat treninden inebilmemiz için bir seçeneğimiz de vardır: intihar.

Düş kırıklığından kaçabilmenin tek yolu beklentisizlik ise, beklentilerimizi nasıl aşabiliriz? Buna da doğu felsefesi cevap veriyor: Anda kalarak. Andan başka bir gerçeklik olmadığını fark ederek.

Öfkeli insanlar aslında hayal kırıklığına uğramış kişilerdir. Diğer insanların kendi davranmayı seçecekleri şekilde davranacaklarını beklerler. Bir kasa sırasında beklerken arkadan gelen kişinin önlerine geçmemesini beklerler. Bu iyimserlik öfkenin ve hayal kırıklığının sebebidir.

Seneca’nın bununla baş etmek için bulduğu yöntem, başımıza gelebilecek en kötü şeyi düşünerek buna zihinsel hazırlık yapmaktır. Böylece öfkelenmez, hayal kırıklığına uğramayız.

Carl Orff’un Carmina Burana eserinin ilk bölümünde yer alan “O Fortuna” bizi acı gerçekle, sahip olduğumuz her şeyin geçiciliği ile yüzleştirir:

Ey talih,
ay gibi
değişkensin,
hep büyüyen
ve küçülen;
menfur hayat
önce zulmeder
sonra teselli eder,
zihnin görüşüne göre;
fakirlik
ve kudreti
buz gibi eritir.
Talih, canavar
ve boş,
sen çark-ı felek,
sen kötüsün,
servet geçicidir
ve daima kaybolur,
gölgeli
örtülü
bana da zarar veriyorsun;
şimdi oyun süresince
çıplak sırtımı
senin kötülüğüne teslim ediyorum.

Talih, sağlıkta
ve erdemde,
bana karşıdır,
güdülen
ve sindirilen,
daima esarette.
O halde şu saatte
gecikmeksizin
titreyen tellere vurun;
mademki kader
güçlü kimseyi yere çalıyor,
herkes benimle birlikte ağlasın

Fortuna isimli insan biçimindeki bu acımasız Tanrıça, güvenliğimize yönelebilecek tüm tehditleri kendi varlığında birleştirerek, başımıza her an bir felaket gelebileceğini, her an başımıza bir kaza gelebileceğini aklımızda tutmamızı sağlıyordu.

Mitoloji hayatımızdan çıktı ama Fortuna varlığını sürdürüyor. Bir kişiye ün, başarı, sağlık sağlayan Fortuna, bir anda bir insanın hayatını tamamen değiştirebiliyor. Fortunanın bir insana iyilik veya felaket getirmesi ise tamamen raslantıya bağlı.

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!