FEDAKARLIK VE BENCİLLİK - Halimiz
FEDAKARLIK VE BENCİLLİK 2
BEDEN DEDİĞİNİZ NEDİR Kİ?!…
12 Mart 2020
FEDAKARLIK VE BENCİLLİK 3
TERSİNE DÜNYA
12 Mart 2020
FEDAKARLIK VE BENCİLLİK 4

Oturduğum eve taşındığımda, karşı komşularımın 80lerinde bir karı koca olduğunu fark ettim. Bu yüzden evde bazı şeylere dikkat ederim. Mesela yüksek sesli müzik dinleyeceksem kulaklık takarım ve telefonda bağırıp çağırmamaya özen gösteririm. Zamanım genişse, zillerini çalıp çarşıya çıktığımı ve bir şeye ihtiyaçları olup olmadığını sorarım. Benden pozitif yönde adımlar gelince onlar da beni benimsedi ve komşuluk ilişkisi ilerledi. Pamuk Teyze ismini taktığım kadın, torunlarından artan salam sosisi kedime getirir ve yaptığı poğaça börekten ara sıra bana da ayırır oldu. 

Gel zaman git zaman, Pamuk Teyze’nin kocası vefat etti. Bu olaydan sonra bazen Pamuk Teyze’ye yalnız kalmasın diye çay içmeye ya da ufak tefek işlerini görmeye gitmeye başladım. Muhabbetimiz iyice ilerleyince, Pamuk Teyze bana eskileri ve kendi hayatını anlatmaya başladı. Bir süre sonra fark ettim ki, konuştuğu şeyler içinde sürekli yapmak zorunda kaldığı fedakarlıklara vurgular vardı. Sonradan bu farkındalıkla ilgili düşününce, tanıdığım diğer bazı yaşlı insanlarda da aynı şablonun olduğunu fark ettim. Eğer siz de hafızanızı zorlarsanız, yaşlı insanların şikayet ederek anlattıkları anılarının kaynağında bir fedakarlık olduğunu fark edebilirsiniz.

Bunun nedeni, fedakarlığın yüceltilmesine karşın oldukça zararlı ve tehlikeli bir şey olması. Düşünün. Fedakarlık yapan kişi yaptığı fedakarlığı kendini zor durumda bırakarak yapar. Fedakarlık yapılan kişi ise minnet altında kalır. Minnet altında kalan kişi kendini ezilmiş hisseder ve yetersiz hissettiği için de sizden uzaklaşır. Kendini yeterli ve güçlü hissedebileceği ortamlara kayar. Fedakarlığı takdir edilmemiş gibi hisseden kişi zamanla adaletsizlik ve hınç duygularına kapılır. Düşünülünce, iki taraf için de zorlayıcı ve yıkıcı bir durum. İnsanlar yaşlandıkça, yılların biriktirdiği hınç kendini daha belirgin gösteriyor. Fark ettiğim şeyin bu olduğunu düşünüyorum. 

İnsanlar hayatlarını sürdürürken deneyimler kazanırlar. Bu deneyimler bazen bilinçli, ama çoğu zaman bilinçsiz olur. Hepimiz hayatımızın bir noktasında fedakarlık yapan insanların yüceltildiğine şahit oluruz ve fedakarlık yapmanın bir erdem olduğu bilinçaltımıza bir not olarak düşülür. Ve tabii çok önemli başka bir şey daha olur, fedakarlık yapmayan insanları bencil olarak etiketlemek.

Bencillik etiketinin önemi, evrensel olarak kötü kabul edilen diğer bütün etiketlerin önemiyle aynıdır. Erdeme sahip olduğunu düşünen kişiye kendini üstün hissettirir ve kötü olan üzerinde bir kontrol hakkı doğurur. Örneğin kendisini beğenmeyen ve sevmeyen biri, terk edilmekten çok korkar. Terk edilmekten korkan kişi, sevgisinin objesini kontrol etmek isteyecektir. Bu kontrolü fedakarlıkla sağlayabilir. Sevgisinin objesine sürekli fedakarlık yapıp minnet altında bırakır. Bu şartlar altında onu terk eden kişi artık bencil olacaktır. Fedakarlık yapan kişi ise herkesin kabul, onay ve empatisine mazhar olacaktır.

Bu durumun tam tersi fedakarlığı talep etmektir. Çalışma hayatında bunu sıkça görürüz. Kar odaklı büyük ve kurumsal firmalarda sürekli bir “Biz bir aileyiz,” vurgusu vardır. Burada çalışan kişi, kendi kendine mesaiye kalmazsa ya da yapabileceğinin çok üstünde iş yüklenmezse artık ailenin çıkarlarına ihanet eden bencil bir evlat durumuna düşecektir.  Bu yüzden sürekli fedakarlık gösterip kendisini ispatlamaya mecbur edilir.  

Daha ekstrem durumlarda, kontrol isteği bencil/fedakar dinamiğinin suni olarak yaratılmasına kadar uzanabilir. Örneğin, erdem sahibi kontrol etmek istediği kişiden yeteneklerinin ötesinde bir iş ister. Bencil olarak etiketlenecek olan kişi bu işi yavaş ve kendi yeterlilikleri çerçevesinde yapmaya çalışırken süreci bozar ve  “Sen yapamıyorsun, bırak ben yaparım,” der. Bu durumda kendisi fedakar, karşısındaki ise bencil olacaktır. 

Ben kimsenin doğasında kötü veya sırf kötülük olsun diye bir iş yaptığına inanmam. Çünkü insanların kötü niyetle bir davranış sergilediğini düşünmek zamanla takıntı ve öfke yaratır. Zararı yine bana olur. Takıntı ve öfkenin insan psikolojisindeki yıkıcılığı başka bir yazının konusu. Söylemek istediğim, fedakarlık her ne kadar yıkıcı olsa da insanların çoğu zaman bunu bilerek yapmadığı.

Neyin işe yarayıp neyin işe yaramadığını bildiğimizi düşünürüz. Hatta, bu bilgiyi sahip olduğumuz diğer inançlarla örtüştürüp başkalarına da servis ederiz. Ama neyin işe yarayıp yaramadığını bize içinde yaşadığımız toplum ve sunduğu deneyimler öğretir. Kontrolcülük kötü atfedilse bile, fedakarlık yaparak kontrolcülüğün yüzüne bir melek maskesi takabileceğimizi görürüz.  Bu yüzden hem fedakarlık yaptığımızda hem de kendimizi bencil hissettiğimizde bunun kaynağını iyi analiz etmeliyiz. Neyi, nasıl ve neden kontrol etmeye çalışıyoruz? Neden kontrol edilmek istiyoruz? Bu soruları sormanın çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Herkesin düşüncesi ve inancı kendisine. Ama benim fikrimi merak ediyorsanız insan fedakarlık değil iyilik yapmalı ve bunu sadece kendisi için yapmalı. Hayatını topluma ve sevdiklerine değer katarak anlamlandırmak istediği için. Altından kalkamayacağımız fedakarlıklar yapmak, bizi hayatımızın sonuna yaklaşırken bile bu yaptıklarının gölgesinden kurtulamayan Pamuk Teyze gibi yapar. 

mm

Ezgi Çetin

1990 Ankara doğumluyum. Eğitimimi Ankara Atatürk Anadolu Lisesi ve ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde tamamladım. Hayattaki tutkumu üreten insanları teknoloji marifetiyle desteklemekte ve hak ettiklere yere gelmelerine yardımcı olmakta buldum. Bu yüzden bilişim sektöründe çalışıyorum ve internetin özgürlüğüne inanıyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!