EVDE İLİŞKİ YÖNETİMİ - Halimiz
EVDE İLİŞKİ YÖNETİMİ 2
NESİNİ ANLATAYIM KAYSERİ’NİN…
9 Nisan 2020
EVDE İLİŞKİ YÖNETİMİ 3
SOKAK HAYVANLARIMIZI UNUTMAYALIM
9 Nisan 2020
EVDE İLİŞKİ YÖNETİMİ 4

Evde aileyle vakit geçirmek bir hediye de olabilir, bir kabus da…

Bunun nasıl olacağına siz karar vereceksiniz. Tüm bir ailenin sorumluluğunu ve tüm ev işlerini tek başınıza üstlenmeniz durumunda büyük ihtimalle kabus gibi olacaktır. Sürekli temizlik, yemek, çamaşır, ev alışverişi, etrafı toparlama, çocuklarla ilgilenme…

Eğer ev işlerini sizinle gönüllü olarak paylaşacak, bunu bir yardım değil de sorumluluk olarak görecek bir partnere sahipseniz ne mutlu size. Değilseniz bu evde kaldığınız sürecin sonunda boşanma ihtimalini düşünebilirsiniz.

Bu süreç, en yakınlarımızın stresle baş etme biçimi ve kişilikleri ile ilgili çok büyük fikir verecektir. Bazıları hiç bir şey olmamış gibi durumu görmezden gelecek, normal rutini devam ettirmeye çalışacak, bazısı korkuya ve paniğe teslim olacak, bazıları hissettikleri endişeyi öfke olarak ifade edecek, bazısı kozasına kapanacak tüm iletişimi kesecek, bazısı ile durumu olduğu gibi görmeye çalışacaktır.

Önemli olan, bu süreçte hepimizin bir şekilde etkilendiğini, sadece bunu gösterme şekillerimizin farklı olduğunu anlamamız. Eşimiz, ailemiz, duruma bizimle aynı tepkiyi vermiyor diye onların durumdan hiç etkilenmediği sanısına kapılmamalıyız. Burada bireysel farklılıkları kabul etmemiz, sağlıklı bir ilişkinin temeli olacaktır.

Konu yine dönüyor dolaşıyor, ilişki yönetimine geliyor. Aynı mekanda kapalı kalmak zaten güç, buna bir de iletişim sorunları eklenirse durum yönetilemez hale gelebilir.

Doğru iletişim, açık iletişim ile olur. Kişinin ihtiyaçlarını fark etmesi bunu dile getirmeye başlaması işin ilk ve en zor adımıdır. Çünkü genelde ne yaparız? Patlama raddesine gelene kadar susup, bağırarak derdimizi anlatmaya çalışırız. Böyle olunca ağzımızdan çıkan sözcükler ölçüsüz, ifade tarzımız şiddetli olur. Bu durumda karşı taraf ne mesajı anlar ne de neden sinirlendiğimizi. Üstelik bir de sarf ettiğimiz sözcükler sonucunda incinir.

Diğer bir açık olmayan ve örtülü şiddet içeren iletişim türü sessiz şiddettir. Karşınızdaki asla cevap vermez, hislerini belli etmez. Sürekli olarak kendini uzaklaştırır, kendini adeta kapatır. Sessiz kalarak verdiği mesaj çok nettir, sen benim için yoksun!

Bir de üstü kapalı iletişim türü vardır. Bu tür insanlar herhangi bir şeye kızıp kırıldıkları zaman genellikle bununla yüzleşmektense kızım sana söylüyorum gelinim sen anla tarzı imalarla ne istediklerini belli etmeye çalışırlar. Bunlar arasından espri yapıyor gibi gözüküp laf sokanlar, övüyormuş gibi yapıp yerenler, gülümseyerek hakaret edenler vardır. Bilirsiniz, iş hayatı ve siyasi arena bunlarla doludur.

Açık iletişim ise bunların hiçbiri ile uğraşmadan ihtiyacını ifade edebilir. Her açık iletişim türü de doğru mudur tartışılır. Kabalıkla dürüstlük arasındaki ince çizgiyi her zaman gözetmek gerekir. Gerçeği ve doğruyu, karşımızdakini incitmeden söyleyebilmenin yolları vardır. Başkası kırılacak diye yalan söylemek yerine, kendimizi açıkça ve net ifade etmenin yollarını bulabiliriz. Şiddetsiz iletişimin temelinde ihtiyaçları tanımak yatar. Örneğin düzen ihtiyacının farkında olan biri, başka birisi düzeni bozduğunda sinirlenebilir. Kızgınlığa sebep olan ihtiyacı düzenli olmaktır. Kızdığı şey, karşındaki kişi değildir. Kızgınlık, ihtiyacı karşılanmadığında verdiğini duygusal tepkinin adıdır. Bunu fark ettiğinizde duygularınız ile tepkileriniz arasında mesafe koymaya başlarsınız. Karşınızdakini suçlamak yerine kendi ihtiyacınızı ifade eder, bunun sizi nasıl hissettirdiğini söyler ve karşınızdaki kişiden bir ricada bulunursunuz.

Rica etmek ile talep etmek arasındaki farkı pek azımız bilir. Birinden bir şey istediğimizde onun ricamızı kabul edeceğini varsayarız genellikle. Kabul etmeyince de üzülür, bozuluruz. Çünkü biz aslında rica değil, talep ederiz. Rica etmek, birisinden bir şey istemektir. Karşımızdaki kabul eder veya etmez.

Şiddetsiz iletişim, pratik bir iletişim yöntemidir. Kendimizle ve iletişim şeklimizle ilgili farkındalığımızı artırır. İhtiyaçlarımızı ve onlar karşılanmadığında verdiğimiz tepkileri bize gösterir. Karşımızdakini daha iyi anlamamızı sağlar.

Şiddetsiz iletişim kullandığımız lisanda, beden dilimizde ve ses tonumuzdaki şiddeti fark etmemizi bunu şefkatle değiştirmemizi sağlar.

Eğer evde canınız sıkılıyorsa ve yeni bir lisan mı öğrensem diye aklınızdan geçiriyorsanız, şiddetsiz iletişim dilini öğrenmenizi tavsiye ederim. Hem süreç boyunca hem de süreçten sonraki ilişkilerinizdeki çatışmaların azaldığını ve daha içten ve şefkatli bir iletişim içinde olduğunuzu fark edeceksiniz.

İçten bir iletişim kalpten gelir ve şiddetsiz iletişim, kalbin dilidir.

 

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!