ERKENCİ BADEM: ÇAĞLA - Halimiz
ÇOCUKLAR VE PSİKOLOJİK SAĞLAMLIK – RESILIENCE
7 Mart 2019

Bir cemre düşer havaya, ardından suya ve en sonunda da toprağa…Canlanır doğa. Toprağın uyanışı başlar.

Her bir kök milyonlarca tomurcuğa,

Her bir tomurcuk çiçeğe,

Her bir çiçek kendi meyvesine, geleceğine dönüşür. Ve ilkbaharın hikayesi başlar.

Efsaneye göre, MÖ 1200’ler de Truva savaşının yeni bittiği zaman, savaştan dönenlerin gemisi Thracia’ya yani Trakya kıyılarına uğradı. Thracia kralı Lycurgus kazananların onuruna bir yemek düzenlemişti. Yemekte Truva’da büyük başarı elde eden kahraman Demophon, sarayda kralın güzeller güzeli kızı Phyllis ile tanıştı. Birbirlerine aşık oldular. Ertesi günü, bir sonraki günü ve takip eden günleri birlikte geçirdiler. Günler su gibi geçti, ayrılık vakti geldi. Demophon’un Atina’ya dönmesi gerekiyordu. Demophon gemiye binmeden önce limanda Phyllis’e sarılıp söz verdi. Atina’da işlerini tamamlar tamamlamaz, hemen Phyllis’in yanına gelecekti ve babasından onu isteyecekti. İki genç birbirine bağlılık yemini ettiler. Demophon’un gemisi Thracia’dan ayrılırken, Phyllis’in gözlerinden iki damla yaş düştü. Sonra günler, haftalar, aylar geçti, Demophon bir türlü dönmedi. Phyllis her gemi geldiğinde limana koşuyor ama hayal kırıklığına uğruyordu. Hiçbir gemi Demophon’un gemisi değildi. Aylarca bekledi Phyllis, Demophon yoktu. Sonunda umutsuzluğa kapıldı, hayata küstü ve bir kış günü kendini asarak intihar etti. Tanrıça Athena bu aşktan çok etkilenmişti. Phyllis’i yapraksız bir ağaca, badem ağacına dönüştürdü.

Aradan yine aylar geçti. Demophon nihayet dönmüştü… Ama neye yarar, Phyllis ölmüştü. Haberi duyar duymaz Phyllis’in dönüştüğü ağaca koştu. Acı ve gözyaşıyla kuru ağaca sarıldı. İşte o anda ağacın dalları, adeta bir gelinlik giymişcesine, bembeyaz çiçeklerle doldu. Badem çiçekleri ile…

Mart ayı ile birlikte doğa da artık kıpırdanmalar başladı. Dağların tepelerinde karlar kendini göstermeye devam etse de, güneş yavaş yavaş içimizi ve toprağı ısıtmak için kolları sıvadı bile. Güneş ile birlikte bütün yeşillikler doğa da kendilerini tek tek belli ediyor. Ağaçlar ise tomurcuklarını patlatmaya hazır bir şekilde bekliyorlar. Ama bunların arasında bir ağaç var ki, sabırsız mı sabırsız… “Erkenci Badem” ağaçları… Şubat ayı itibariyle dört bir yanı badem ağaçlarıyla bezenen Datça Yarımadası’nda ilk olarak ‘erkenci badem’ dedikleri badem ağacı çiçek açar. Daha yaprakları çıkmadan, başı bembeyaz çiçeklerle dolan Badem Ağacı ilk ürünü olan çağla bademlerini vermeye hazırdır. Badem ağacının başı o kadar çok meyveye dönüşecek çiçek ile doludur ki, badem olarak daha iyi ürünler alabilmek için ağacın yarısı çağlayken toplanır. Ilıman vadilerde ve korunaklı yerlerde bulunan ağaçlar da erkencileri takip eder.

Badem çiçeklerinden yemyeşil bebek çağlalara dönüşen süreç, kışın bahara dönmesinin en güzel simgesi aslında…Pazar ya da marketler de şu aralar görmeye başlayacağımız çağlayı daha çok meyve olarak tüketmeyi tercih ederiz. Ama Osmanlı mutfağında olduğu gibi Türk mutfağında da mevsimine göre meyveleri yemeklerde kullanıyoruz. Mesela bu mevsimde Gaziantep mutfağında “çağla aşı” adıyla yoğurtlu bir yemek yapılır. Parça et, çağla, nohut, soğan koyulan süzme yoğurt ve yumurta ile terbiyesi yapılan çağla aşı, üzerine haspirli yağ yakılarak servis edilen bir yemektir. Mardin mutfağında ise yine et, soğan ve badem çağlası ile yapılan “çağla yemeğini” sofralarda görmek mümkün. Ege tarafında ise çağla, o ekşimsi ve ferah tadı ile salatalarda, mezelerde kullanılır. Ya da etsiz olarak soğan, sarımsak, çağla ve mantarla “kavurma” yapılır. Çağla turşusu da bu mevsimde yapılanlar arasındadır. Badem çağlalı cacık ise bambaşka bir lezzettir. Çağlalar ince ince doğranır. Yarım demet dereotu ince kıyılır. Bir diş sarımsak ve tuz ile lezzetlendirilen süzme yoğurt dereotu ve çağla ile karıştırılır. Üzerine zeytinyağı dökülerek servis edilir.

Güneş bir yol açtı mı doğaya, akan sular coşar, toprak sürgün verir, bol bereket olur. Zaten doğa kendi içerisinde büyük bir dengeye sahip, her şeyin bir zamanı var. Bize düşen sadece onu iyi gözlemleyip, iyi dinlemek…

Doğanın uyanışını hep birlikte karşılayalım. Mevsiminde çıkan taze sebze meyveleri soframızdan ya da mutfağımızdan eksik etmeyerek kendimizi yenileyelim. İlkbaharın ilk ayı olan Mart ile birlikte üzerimizden kışın yorgunluğunu atıp, rengarenk sofralar kuralım…

mm

Belin Çelebi

Ankara’da doğdum. Gazi Üniversitesi İşletme bölümünü bitirdim. Başkent Üniversitesi’nde MBA yaptım. Ankara Üniversitesi’nden Uluslararası İlişkiler ve AB uzmanlığı eğitimi aldım. Başkent Üniversitesi Televizyonu olan Kanal B’de program yapımcısı ve sunucu olarak 5 yıl çalıştım. AB ve yemek kültürü üzerine programlar yaptım. Hem Türk mutfağı hem de dünya mutfağı üzerine çalışmalarım oldu. Kanal B’den ayrıldıktan sonra çeşitli organizasyonlarda sunuculuk yaptım. 2014 yılında ise TRT HD de “Sıradışı Pastalar” adlı programın 13 bölüm hem sunuculuğunu hem de danışmanlığını yaptım. Şimdi ise özel bir şirkette halkla ilişkiler uzmanı ve yapımcı olarak çalışıyorum. Ayrıca seslendirme de yapıyorum. Dil Derneği’nin bazı organizasyonlarında da sunuculuğa devam ediyorum. Yemek yapmaktan, tatmaktan, yemek ile ilgili konuşmaktan çok keyif alıyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!