ERİL ENERJİ, DÜNYADA, NEDEN BU KADAR YÜKSELİŞE GEÇTİ? - Halimiz
ERİL ENERJİ, DÜNYADA, NEDEN BU KADAR YÜKSELİŞE GEÇTİ? 2
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ
5 Mart 2020
ERİL ENERJİ, DÜNYADA, NEDEN BU KADAR YÜKSELİŞE GEÇTİ? 3
ERİMTAN ARKEOLOJİ VE SANAT MÜZESİ
5 Mart 2020
ERİL ENERJİ, DÜNYADA, NEDEN BU KADAR YÜKSELİŞE GEÇTİ? 4

Bir yoga eğitmeni olarak bu dünyada sadece çiçek ve böceklerden, huzur ve mutluluktan ve sadece ve sadece yoga ve meditasyondan bahsedebilmeyi ne kadar çok isterdim. Ne yazık ki son bir haftadır ülkemizde yaşanan acılara kayıtsız kalmak ve yoga ve meditasyonun insanı ne denli mutlu edebileceği hakkında bir yazı yazmak mümkün değil. Dünya neden bu kadar acımasız? Neden sürekli savaş ve çatışmalardan bahsediyoruz ve neden devamlı savaş ve çatışma haberleri alıyoruz?

Dünyayı sevgi, huzur, mutluluk, anlayış üzerine inşa etmek varken neden savaş, çatışma ve kavga üzerine kuruyoruz? Ben de bu konuya yoga ve enerji gözünden bakayım istedim ve kendi kendime yeniden ve yeniden sordum: “Dünyada neden eril enerji bu kadar yükselişe geçti? Dişil enerjiye ne oldu? Toprak ana adını verdiğimiz enerjiyi gün geçtikçe neden kaybediyoruz?”

Eril enerji savaş, kavga, çatışma, güç ile ilgilidir. Eril enerji aynı zamanda liderliği, harekete geçmeyi, mantığı, zekayı, macerayı, katılığı, hayatta kalmayı, cesareti, odaklanmayı ve gururu da temsil eder. Tam tersine dişil enerji duygu, şefkat, içgüdü ve anlayış ile ilgilidir. Aynı zamanda bu enerji duygudaşlık (empati), besleme, yumuşaklık, açıklık, sadakat, bağlılık ve desteği de içerir.

Dişil enerji şiddet ve yıkımı asla istemez ve desteklemez. Tam tersine bu enerji, yaratma gücüne sahiptir ve yaşamı daha da genişletmeyi ve düzenlemeyi tercih eder. Dişil enerji, duygusal zekaya sahiptir ve çevresindeki herkesi ve her ruhu görmeye ve anlamaya çalışır. Dolayısı ile şiddet, kavga ve savaş eril enerjinin özellikleridir.

Ne yazık ki eril enerji yükseldikçe dünyada şiddet, kavga ve savaş da artacaktır. Çalışma hayatında ve siyasette daha çok dişil enerjiye ihtiyaç vardır. Dünyada dişil enerjinin şefkatine, içgüdüsüne, anlayışına ve empati yeteneğine gereksinim duyulmaktadır. Macera, kavga, çatışma, güç gösterisi, liderlik ya da katılık yerine yumuşaklık, sadakat, bağlılık, sakinlik ve sükûnet gerekmektedir. Toprak ana ile yeniden bütünleşmeye ve yeniden bu enerjiyi hissetmeye ihtiyacımız vardır.

Eril enerjinin amacı zirveye ulaşmaktır. Sonuca varmaktır. Tuttuğunu koparmaktır. O yolda giderken her tür savaş, kavga ve çatışma haklı görülür. Oysa dişil enerji süreci tercih eder. Sonuç onun için önemli değildir.

Yoga dünyasında da “savaşçı” duruşları ve “savaşçı” akışları vardır. Şimdi soracaksınız bana: “Madem yoga barışçıl bir felsefe. Neden savaşçı duruşları içermekte” diye. Hayatta olduğu gibi yogada da “dualite” (zıtlık) kavramı mevcut. Yoganın temel amacı bu zıtlıkları en aza indirgeyip kişinin bedeni, ruhu ve zihni içinde olabildiğince dengeyi ve orta yolu bulması.

“Savaşçı” duruşları genel olarak kişinin ruhu ve zihni arasındaki çatışmayı sembolize ediyor. Ruh ve zihin dediğimizde eril ve dişil enerjiden bahsedebiliriz. Ruhumuzdan hareket ettiğimizde içgüdülerimizle, sadakat ve bağlılığımızla, duygu, şefkat ve anlayışımızla hareket ederiz. İçimizden geldiği gibi davranırız. Mantık devre dışındadır ve duygularımız ne derse öyle karar veririz. An’ı yaşar ve o an için bir karar verir ve uygularız. Zihni dinlediğimizde mantık ve akıl devrededir. Geçmişin acılarını, pişmanlıklarını ya da suçluluk duygusunu hatırlarız ya da gelecek kaygısı duyarız. Kararı belki daha akıllıca vermişizdir ama bu kararın doğru ve bizim için hayırlı bir karar olduğunun bir garantisi yoktur. Sadece “matematiksel” olarak doğrudur. Bu arada kalbimiz ya da ruhumuz ne hissetmiştir?

Yogadaki “savaş” ya da “savaşçı” duruşları ruh ve zihnin, akıl ve mantık ile kalbin çatışmasıdır. Dolayısı ile eril ve dişilin zıtlaşmasıdır. Tıpkı dünyamızda olduğu gibi… Eril ile dişilin yani şiddet ile şefkatin zıtlaşması gibi…

Biraz daha ruhumuz ve kalbimiz ile yaşamayı başarabilirsek ve dünyamıza eski çağlarda olduğu gibi biraz daha fazla dişil enerji yayabilirsek “savaş”lar sadece ve sadece kendi içimizdeki ruh ve zihin, akıl ile mantık arasında olur. Dünya daha huzurlu ve mutlu bir yer haline gelir. Dünyadaki savaşlar, şiddet, kavga ve güç gösterileri azalır. Yoga yazılarında biraz daha çiçek, böcek, huzur ve mutluluktan bahsetme imkânımız olur. Ve en sevdiğim “mantra”yı (kutsal hece ya da şiir) gerçekten yaşayarak ve hissederek söyleyebiliriz: “Lokah samasta sukhino bhavantu”, “Evrendeki tüm canlılar mutlu ve özgür olsun. Tüm düşüncelerim, kullandığım kelimeler ve davranışlarım evrendeki herkesin mutluluğu ve özgürlüğüne hizmet etsin.” Tek dileğim en kısa zamanda sadece ve sadece çiçek, böcek ve yoganın faydalarından bahsedebileceğimiz huzurlu, mutlu ve özgür günlere kavuşmak…

mm

Burcu Yırcalı

Yogaya boyun ve bel ağrıları gibi sağlık sorunları yüzünden 2006 yılında başladım. Önceleri yoganın sadece bedensel boyutuyla ilgilenirken ve “savasana” (ceset pozisyonu) adı verilen son dinlenme pozisyonunda bir dakika bile kıpırdamadan yatamazken zaman içinde yoganın bedensel boyutunun ötesinde boyutları olduğunu da fark edip çok sevdim. Bu sevgi benim yoga üzerine eğitimlere katılmama sebep oldu. 2012 yılından beri yoga eğitmenliği yapmakta ve yoga ve meditasyon ile hem kendi hem de katılımcıların hayata değişik bir açıdan bakmasını amaçlamaktayım.

1 Comment

  1. Olcay Tunç dedi ki:

    TeşekkürlerBurcu Hanım, ilaç gibi bir yazı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!