EN BÜYÜK HAYALKIRIKLIĞI - Halimiz
ÜÇ HAYVAN
23 Mayıs 2019
UZUN VE MUTLU YAŞAM SIRRI
23 Mayıs 2019

Cemal Kaşıkçı pek çok kişi için pek çok şey ifade ediyordu ama Hatice Cengiz için sevdiği adamdı.

Geçen Ekim ayında, yapmayı planladıkları evlilik için gerekli olan belgeleri almak üzere Suudi Arabistan Konsolosluğuna girmeden önce, onu canlı olarak son kez gören kişi de Hatice olmuştu. Cemal, içeri girerken Hatice’ye telefonu da dahil olmak üzere bazı kişisel eşyalarını bıraktı fakat hayatının tehlikede olabileceğini düşündüğüne dair hiçbir belirti göstermemişti.

Washington Post’ta çalışan Suudi Arabistanlı köşe yazarı Kalıkçı, katillerinin içeride kendisini beklediğinden habersiz bir şekilde o binadan içeriye girdi. Katilleri tarafından acımasızca öldürüldü ve bedeni parçalandı. Cesedi, ya da daha doğrusu; cesedinin parçaları asla bulunamadı.

Hatice Cengiz, Kaşıkçı o gün diplomatik binaya girerken her ne kadar korku belirtisi göstermediyse de daha önceleri bana “Haklarında yazdığı eleştirel köşe yazılarından dolayı, Riyad’daki hükümetin kendisinden intikam almak isteyebileceğini” düşündüğünü dile getirmişti dedi. Suudi Arabistanlıların pasaportuna el koyabileceğini düşünüyordu fakat bir suikast timinin hedefi olabileceği belli ki aklına gelmemişti. Ne yazık ki öyle oldu…

Hatice Cengiz, nişanlısı öldürüldükten sonra Amerika Birleşik Devletlerine taşınmayı düşündü çünkü sürgündeki Kaşıkçı kendisine orada ikinci bir yuva bulmuş ve Washington Post’ta yeni bir kariyere adım atmıştı.

Fakat daha sonra bu fikrinden vaz geçip doktorasını tamamlamak üzere Londra’ya yerleşti. Bu kararı almasındaki en büyük etkenlerden birinin de “Amerika Birleşik Devletlerindeki karışık siyasi ortam” olduğunu dile getirdi. Bu son derece haklı bir gerekçeydi.

Kaşıkçı’nın Washington Post’taki editör ve arkadaşları bu hikayeyi canlı tutup, Kaşıkçı cinayetinin ardındaki sayısız soruya cevaplar bulabilmek için uğraşıyorlar. Bu cinayetin emrini veren kişinin; Suudi Arabistan Prensi Muhammed Bin Salman olup olmadığını bilmek istiyor ve Trump hükumetinin bu konu ile ilgili sorulara cevap vermesini talep ediyorlar. Hatice Cengiz de bunu istiyor.

Cengiz, yakınlarda Capitol Hill’deki Kongre Komisyonuna ifade vermek için Washington’a geldi ve Komisyona gitmeden önce Washington Post’a uğradı.

Cengiz, Washington Post’taki gazetecilere Kaşıkçı’nın Amerika’dan “Gerçekleri anlatabileceğimiz yer” diye bahsettiğini söyledi. “Eğer Kaşıkçı hayatta olsaydı Amerika Birleşik Devletleri’nin bu cinayete verdiği tepki onu büyük hayal kırıklığına uğratırdı.” diye ekledi.

Yaşananlar göz önünde bulundurulunca, Hatice Cengiz’in söyledikleri hafif bile kalıyor denilebilir. Başkan Trump’ın aslında tek istediği bütün bu “karışıklığın” biran evvel ortadan kaybolması. Trump, CIA’nin yaptığı soruşturma nihayetinde ulaştığı “Cinayeti Suudi Arabistan Prensi’nin işlettiği “sonucunu inandırıcı bulmadı. Üstelik söz konusu olan sadece rezil bir cinayet değil basın özgürlüğüne de açık bir saldırı olmasına rağmen, Suudi Arabistan’a herhangi bir yaptırım uygulamayı reddetti.

Kongredeki her iki partide yer alan “insan hakları aktivistleri” Cemal Kaşıkçı’nın kendi ülkesindeki insan hakları ihlallerini kaleme aldığı için katledilmiş olmasından duydukları kızgınlığı dile getirip, Başkan Trump’ın bu konu ile ilgili bir şeyler yapmasını istediler..

Hatice Cengiz, hikayesini bir tercüman aracılığı ile Uluslararası İlişkiler Komitesine anlatırken onu dikkatle dinlediler.

Cengiz, “Eğer Cemal’in cinayeti cezasız kalırsa bu bugün burada konuştuğum için beni de tehlike altına sokar” dedi ve “Evrensel değerlere önem veren herkesi tehlike altına sokar” diye ekledi.

Oturumda yer alan kişiler arasında, Gazetecileri Koruma Komitesi Başkanı, Joel Simon da vardı. Simon, “Kaşıkçı cinayetinin sorumluları adalet önüne çıkartılana kadar dünyadaki tüm gazetecilerin, özellikle de insan hakları ile ilgili çalışanların belirsizlik içerisinde ve savunmasız bir şekilde iş yapıyor olacaklarını” söyledi.

Simon’ın daha sonra söyledikleri ise, Başkan’ın ana akım medyayı “halk düşmanı” ilan ettiği bir ülkede gazetecilik yapan biri olarak benim tüylerimi diken diken etti.

“Cinayet” dedi Simon “Sansürün en uç noktasıdır.” Hatice Cengiz de yazılı ifadesinde “Cemal’in katledilmesi en temel insan hakkının; yaşama hakkının ihlalidir.” ifadesini kullandı.

Kongre önünde oturduğu tanık sandalyesinde sık sık ellerini birbirine kenetliyordu. Belli ki böyle bir duruma düşeceğini hayal bile etmemişti.

“Eğer bundan yedi ay önce birisi bana buraya yanımda Cemal olmadan gelip onun için adalet peşinde koşacağımı söyleseydi ona inanmazdım. Dünyanın bu konuda hiçbir şey yapmadığına hâlâ inanamıyorum.” dedi.

Ölümünün üzerinden altı aydan fazla bir süre geçmiş olmasına rağmen hâlâ gerçekte neler yaşandığını bilmiyoruz. Ortada gerçekler de adalet de yok.

Cengiz “Cemal’in çektiklerini düşünüp her gece kabus görüyorum. Bu cinayetin sorumlularının adalet önünde hesap vermelerini istememden daha doğal ne olabilir?” diye sordu.

Yetkililerin cinayet ile ilgili uluslararası bir soruşturma başlatmalarını ve Suudi Arabistan’a yaptırım uygulamalarını istedi.

Sorun şu ki; Kongrenin Suudi Arabistan için çıkartacağı herhangi bir yaptırım kararı, Suudi Prensini büyük bir müttefik olarak gören Başkan Trump tarafından veto edilecekti…

Yine de Cengiz ve Kaşıkçı’nın Washington Post’taki çalışma arkadaşları pes etmeyi reddediyorlar.

Hatice Cengiz, Capitol Hill’de “Bence önümüzde iki seçenek var, ya hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza devam edeceğiz ya da harekete geçeceğiz, bütün çıkarları ve bütün siyaseti bir kenara koyacağız ve daha iyi bir hayat inşa etmek için gerekli olan değerlere konsantre olacağız.” dedi.

Bunlar yürekten söylenen güçlü sözlerdi. Beyaz Sarayın hiçbir cevap vermediğini de buraya not edelim.

 

Çeviren: Deniz YURDAKUL

mm

Paula Wolfson

Paula Wolfson is a veteran Washington correspondent who has covered three presidents and six presidential campaigns. She was the White House bureau chief for the Voice of America before switching to commercial radio, where she reported on science and health care policy, Recently she returned to her first love and is writing once again on American politics and foreign policy for halimiz.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!