Einstein Gibi Düşünmek - Halimiz
Einstein Gibi Düşünmek 2
FBI’ın Trump’a İkinci Golü
15 Haziran 2017
Einstein Gibi Düşünmek 3
PREMENSTRUAL SENDROM NEDİR?
22 Haziran 2017
Einstein Gibi Düşünmek 4

National Geography kanalında tarihin en büyük bilim adamlarının başında gelen Albert Einstein’ın hayatını konu alan “Genius” adlı bir diziyi seyretmeyi yeni bitirdim. Çok etkilendim ve Einstein’ı konu alan bu yazıya giriştim.

Einstein’ın tarihin en büyük problem çözücülerinden biri olduğu tartışılmaz. Fakat Einstein, aynı zamanda, dünyanın en doğal kural yıkıcılarından biriydi. Yıkmaya çalıştığı kurallar sadece fizik kuralları değildi. O, gelenekleri tanımadı ve hükümetlerin tepkisini kazandı. Kuralları yıkmak veya yıkmaya çalışmak, onun başını sürekli derde sokuyordu. Ne var ki Einstein’ın karakterinin özünde kuralları tanımama hevesi ve bunu göstermede cesur davranması yatıyordu. Einstein hem bir kural yıkıcı hem de müthiş bir problem çözücüydü. Einstein şöyle diyordu: Çok az sayıda insan, kendi sosyal çevrelerindeki ön yargılardan farklı olan düşüncelerini sakince ifade etme yeteneğine sahiptir. Çoğu insan, bu tür görüşlere sahip olmaktan bile acizdir.”

Gerçekten, eğer bir problem çözülemiyorsa, büyük bir olasılıkla ortada bir kural alışkanlığına saplanmışlık vardır. Kurallar, aslında gerçek olduğu sanılan kökleşmiş düşünce kalıplarıdır. Düşünceler, tekrarlanan kullanımlar sonucunda kurallara dönüşür. Bir kural alışkanlığı oluşurken tüm karşıt düşünceler yok sayılır.

Kurallar, yaratıcı düşünceyi engellerken var olan ama kural alışkanlıklarının dışında kalan çok sayıda iyi çözümü de örterler. En iyi çözümler ise sadece mevcut kuralları yıkarak bulunabilir.

Çözümü çok zor gözüken bir problemle karşı karşıya kalındığında esas engel problemi çözmek isteyenlerin içindedir. İyi çözümlerin bulunmasının ön koşulu deneyimleri, hatalı varsayımları, yarı-doğruları, yanlış genelleştirmeleri ve alışkanlıkları aşmaktır. Bir başka deyişle, çok zor ve hatta çözülmesi olanaksız gibi gözüken problemleri çözmenin yolu kuralları yıkmaktan geçer.

Einstein’ın çözdüğü ve insanlığa E=mc2 formülünü kazandıran problem bilim tarihine malolmuş bir örnektir. Bir nesil bilim insanı, ışığın gözlemleyen kişi açısından neden hep aynı hızda gidiyormuş gibi göründüğünü anlamaya çalışıyordu. Bir ışık demeti yönüne doğru veya bu demetten uzağa doğru hareket ediyor olsanız da ışığın hızı hep aynıydı. Bu, bilimin en önemli ve aldatıcı problemlerinden biriydi. Birçok zeki insan bir çözüme yaklaştı ama tümü, bir kural yüzünden başarısız oldu.

Yüzlerce yıl önce Isaac Newton, zamanın mutlak olduğu hükmüne varmıştı. Ona göre zaman daha hızlı ya da daha yavaş ilerlemiyordu ve bu, evrenin değişmezliğinden kaynaklanıyordu. Newton’un yaklaşımı ilk bakışta mantıklıydı. Ortaya attığı fikir, peşinden gelen her bilim insanının aklında sıkı sıkıya ve derinlemesine yer edindi. Bilimsel bilginin temeli buydu. Bilim insanları “zamanın mutlak olması” kuralını yıkmayı hayal bile edemiyorlardı. Bu nedenle de sorunu çözemediler.

Einstein, Newton’un “zaman mutlaktır” kuralını çiğnemek konusunda en ufak bir tereddüt yaşamadı. Zamanın bir nesne için daha hızlı, diğer bir nesne içinse daha yavaş hareket edebileceğini düşündü. Biraz matematik bilgisi Einstein’ı bilim dünyasında devrim yaratan bir sonuca götürdü. Bir kuralın yıkılmasıyla, bilimin çözülmez gibi gördüğü bir problem çözülmüştü.

Ülkemizin karşı karşıya olduğu sorunları düşündüğüm zaman Einstein gibi düşünebilme yeteneğinin ne kadar önemli olduğunu derinden hissediyorum.

mm

Dr. Ali Tigrel

Devlet Planlama Teşkilatı Eski Müsteşarı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!