DÜZENİ BOZMA CESARETİ - Halimiz
DÜZENİ BOZMA CESARETİ 2
ERGENLİK DÖNEMİNDE MEDYA VE VÜCUT İMAJI
12 Aralık 2019
DÜZENİ BOZMA CESARETİ 3
KANAL İSTANBUL ÜZERİNE III
12 Aralık 2019
DÜZENİ BOZMA CESARETİ 4

Evimizde, okulda, işyerinde, hiç bir yerde duyamayacağınız bir hayat tavsiyesi size; düzeni bozun, çünkü bozmadan yenisini inşa edemezsiniz. Çok mu anarşik geldi? Okumaya devam edin. Anarşi iyidir.

Düzeni bozmak, işleyen ve işe yarayan şeyleri bozmamızı gerektirmez. Düzen iyiyse, bundan rahatsız olmazsınız, işinize yarıyordur ve buna uymaya devam edersiniz.

Peki ya düzen işinize yaramıyorsa, size zarar veriyor, sizi yok sayıyorsa ne yapmalısınız? Boyun eğmek, başkaldırmak veya kaçmak seçeneklerinden birini uygulayacaksınız büyük ihtimalle.

Tahminimce başkaldırmanız ses yükseltme, iki tweet atma, meyhane köşelerinde ne olacak memleketin hali serzenişlerinden ibaret olacak. Böylece aslında üç değil iki  seçeneğinizin olduğunu fark edeceksiniz: Kaçmak veya boyun eğmek.

Kaçmak, düzeni değiştirmeyeceğine göre sadece kendinizi kurtarmaya yönelik bir bireysel hareket olacak ve büyük ihtimalle aklınız, ruhunuz tam tatmin olmayacak.

Diğer yandan öteki ihtimal yani düzeni yıkmak, şimdiki düzenden farklı bir şey yaratmak ihtimali olduğu için geleceğe dair bir umut olacak.

Düzeni bozmak illa ki devlete, polise, tüm şiddet sahibi kurumlarla savaşmak ve sokakta bir devrim yapmak anlamına gelmesin. Aslında demek istediğim sistemin özünü değiştirerek onu bize yararlı hale getirmek. Sevmediğimiz, kabul etmediğimiz herhangi bir düzenin parçası olmayı reddetmek.

Özellikle zihnimizin alışkın olduğu düzenden bahsediyorum.

Bunu yapmanın bir çok yolu var. Gandhi’ye mal edilen sözdeki gibi istediğiniz değişimin kendisi olmaktan bahsediyorum. Mesela dışlamak yerine kabul etmeyi deneyebilir,  reddeden değil, kabul eden olmayı deneyimleyebilirsiniz.

Sabah size günaydın demedi mi komşunuz, ertesi gün yeniden deneyebilirsiniz. Önemli olan onun sizin selamınızı alması değil, sizin doğru olduğunu düşündüğünüz şeyi yapmanız. Eğer komşuların birbirini selamlamasının doğru olduğuna inanıyorsanız bunu yapmaya devam edin. Yani asla sizin davranışınızı karşınızdakinin tutumunun belirlemesine izin vermeyin. Nezaketi seviyorsanız, kibar biri olun. Biri size kaba davrandı, bağırdı diye ona karşılık vermeyin. Size bağırmasına da izin vermeyin tabii. Yani yanağınıza tokat atana öbür yanağınızı dönün demiyorum. Bu hayatta ilk başta kendinize karşı sorumlusunuz. Sizi kimsenin incitmesine izin vermemek elinizde. Size kaba, kötü, ilgisiz, alaycı, manipülatif davranan insanlarla birarada olmamayı seçebilirsiniz.

Başkalarının yaralarını saran biri mi olmak istiyorsunuz yoksa sizde yara açan kişi gibi olmak mı?

Bunların hepsi bilinçli kararlar. Bilebildiğimiz tek hayat bu olduğuna göre bu hayatta zorunluluklar değil seçimler belirleyici olsun. Düzeni bozun derken aslında fasit daireden çıkın, çemberin dışında başka hayatlar başka seçimler var demek istiyorum.

Şimdiye dek beyaz yakalı olmayı seçtiniz diye ölene dek bunu sürdürmek zorunda değilsiniz misal. Siz değişiyorsunuz. Dünya değişiyor. Sizin ihtiyaçlarınız da dünyanın ihtiyaçları da değişiyor.  Dünyanın düzeni de değişiyor.

Dünyayı değiştirebilmek için illa ki devrimci, imparator, mucit, kaşif veya bilim adamı olmanıza gerek yok. Sanatla, kendini ifade ile, etrafınızdaki insanlarla, sözlerinizle, yazılarınızla,  gündelik hayatta yaptığınız işlerde düzeni değiştirebilirsiniz.

Mesela bir bardak fazla su içmek, günde 2 litre su içebilmek için bir adım olabilir. Büyük değişimler her zaman bir anda ve aniden olmaz. Küçük küçük adımlarla, yavaş yavaş olur. Bunu fark ettiğinizde zamanın hayatınızdaki rolüne de vakıf olacaksınız.

Hayatın bir sonuç, bir varış noktası, bir yarış değil bir süreç ve bir oluş olduğunu anladığınızda bir düzeni değiştirmiş olacaksınız. Alışkanlıklarınızı kırmaya başlayarak, her gün bir öncekinden farklı bir şey yaparak kendinizi değiştirebileceğinizi fark edeceksiniz.

İnsan türünün en büyük trajedisi ölümsüz olmadığını sürekli unutması, bu yüzden kendini ve hayatın içindeki rolünü fazla önemsemesidir. Düzenin istediği sürekli bunu unutmamızdır. Unutmazsak daha iyi, daha hoşgörülü, daha mütevazı, daha barışçıl, daha sade olabiliriz. Bu da bizi yönetilemez  ve para ile satın alınamaz yapar.

Düzeni bozun ve kendinizi iyileştirin. Sizi hasta eden şeyleri bulun ve tek tek onların içinde bulunduğunuz düzeni dönüştürün. Yeni ve güzel bir şey yaratabilmek için öncekini yıkmak gerekebilir. Korkmayın, yıkın. Düzeni, size faydası olacak şekilde yeniden kurun.

Korku yerine şefkat ve sevgi, hırs yerine dayanışmayı, mülkiyet yerine paylaşımı koyun. Anarşizmden korkmayın, çünkü o kişiyi sınırlayan bütün güçlerin ortadan kaldırılmasını savunur.

Yoksa size böyle anlatmamışlar mıydı?

 

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!