DUYGULARINIZI DOĞRU DİNLEYİN, KENDİNİZİ KEŞFEDİN - Halimiz
DUYGULARINIZI DOĞRU DİNLEYİN, KENDİNİZİ KEŞFEDİN 2
KIŞ SEBZELERİ
5 Aralık 2019
DUYGULARINIZI DOĞRU DİNLEYİN, KENDİNİZİ KEŞFEDİN 3
KANAL İSTANBUL ÜZERİNE II
5 Aralık 2019
DUYGULARINIZI DOĞRU DİNLEYİN, KENDİNİZİ KEŞFEDİN 4

Duyguların hayatımızda bir ihtiyaçtan doğduğunu; duyguların, “sevgi”nin deforme olması durumunda oluştuğunun ve ihtiyaçlarımızı karşıladığımızda duygunun yerini “saf sevgi”ye bıraktığını biliyor muydunuz? Ben de bilmiyordum ta ki duygular ve beş element üzerine yoga eğitmeni Çetin Çetintaş’ın yazdığı bir kitabı okuyana kadar… Kitap sayesinde bazı zamanlarda anlamlandıramadığım öfkemin, kızgınlığımın, karamsarlığımın, içe kapanma isteğimin ve beklenti içine girmemim sebeplerini görebildim ve böyle durumlarda nasıl davranmam gerektiğini öğrendim.

Hepimiz insanız. Hepimizin duyguları var. Bu duygular kimi zaman olumlu kimi zaman da olumsuz olabiliyor. Bazı günler çok neşeli bazı günler üzgün, bazı günler iyimser bazı günler karamsar, bazı günler öfkeli bazı günler anlayışlı, bazı günler içe kapanık bazı günler dışa dönük… Hepsi bizim ruh halimizi yansıtıyor. Peki bu ruh hali neye göre ve hangi koşullarda değişiyor diye soruyor yazar bize… Ben de bir yandan kitabı okurken bir yandan düşündüm. Ne zaman kendimi suçlu hissediyor, ne zaman yaptığım şeylerin tamamen arkasında durabiliyordum? Suçlu hissettiğimde bedenimde, zihnimde ve ruhumda ne oluyordu? Olumsuz bir duygu hissettiğimde bu benim üzerimde nasıl bir etki bırakıyordu? Gerçekten hangi duygunun ardında hangi element gizliydi? Ve beni nasıl etkiliyordu? Beş elementi hiç bu açıdan düşünmemiştim.

Yazara göre, duygu bedende bir elementin eksilmesi ya da artması sonucunda oluşuyor. Her element tam olduğunda hiçbir duygu hissedilmiyor. Bu durum, bir bütün olma ve hissizlik hali bedende bir element eksildiğinde ya da arttığında, ortaya mutlaka duygu çıkıyor ve ortaya çıkan her duygu meydana gelen eksikliği doldurmaya yönelik bir işaret. O yüzden de duyguları iyi tahlil etmeli, bedeni ve zihni doğru okumalı, gelen mesajların ne anlattığını anlamaya çalışmalı, hangi elementi tetiklediğini fark etmeli ve hangi konu üzerinde daha yoğun çalışmamız ve çözmemiz gerektiğini saptamalıyız.

Çetin Çetintaş, ateş elementinin başlatan, harekete geçiren ve eyleme sebep olan bir element olduğundan bahsetmektedir. Buradaki anahtar kelime başlamaktır, devam ettirmek değil. Fiziksel eylem söz konusudur. Ateş, yenilik arayışındadır ve o yüzden hareket elzemdir. Ateş elementi, serinkanlılık, maymun iştahlılık, şıpsevdilik, öfke, hırs, bencillik ve şiddet gibi duyguları yönetmektedir. Ateş elementi bedene dayanıklılık hissi verir ve o yüzden adrenalini yüksek sporlarla ilgilenen kişilerin ateş elementi iyi çalışıyordur. Bir işe başlayabilmek için gereken enerji ateş elementindedir. Toplum içinde dikkat çeken kimselerin ateş elementi yüksektir. Bu elementi dengelemek için yine ateş elementini kullanılması tavsiye edilmektedir ve en iyi yöntem de fiziksel aktivitedir. Dayanıklılık ve güç gerektiren spor tarzları ateşi dengeler. Ayrıca sarı renk de bu elementi dengeler ve fiziksel eylemi tetikler.

Bir kişi hırslandığında, onun yapması gereken işe hakkını yeterince vermemiş demektir. O kişi, aslında daha iyisini yapabileceğini biliyordur ve ateş elementi yükselerek gereken hareketin ve eylemin ortaya çıkmasını sağlar.

Toprak elementi ise ateşin başlattığını devam ettirir; sabittir ve kolay değişmez. Aile, doğum, ölüm, geçim gibi yaşamsal konular toprağın alanıdır. Sahiplenme, kıskançlık, aidiyet, ait hissetmemek, korku, güvensizlik bu elementin duygularıdır. Oturduğumuz yerden kalkamamak, yataktan bir türlü çıkamamak, sabahları uyanamamak toprak elementinin yoğunluğundandır. Bu elementi köklenme hareketleri ve denge duruşları ile dengelemek mümkündür. Kırmızı renk, köklenmeyi, aidiyet duygusunu, sahiplenmeyi ve güveni besler ve bu renk sayesinde kendimizi daha güvende hissederiz. Kendimizi bulunduğumuz ortama ait hissetmiyorsak, uyku sorunları yaşayabiliriz. Orada ait hissetmek, köklenmek ve uyku sorununu çözmek için kırmızı renkten faydalanılabilir.

Kıskançlık duygusu toprak elementi yükseldiğinde ortaya çıkar. Bu durum, kıskandığın kişi ile daha çok vakit geçirmek istemediğini ve onu daha çok sahiplenmen gerektiğini göstermektedir. Bu kişi ile yeterince vakit geçiremediğin için kıskanmaya başlarsın. Onu daha çok görmek ve onunla daha çok paylaşmak istersin.

Yazara göre, aşk da sadece toprak elementi eksildiğinde ortaya çıkıyor. Aidiyet ihtiyacı doğduğunda aşk duygusu oluşuyor.

Hava elementi hem somut hem de soyut arasında bir köprü vazifesi görür. Temel nitelikleri itme ve destektir. İletişim ve iletim özelliğine sahiptir. Görevi, diğer elementlerin kendini ortaya koymasını desteklemektir. Sosyal bir elementtir. Hoşgörü, memnuniyet, sabır, anlayış, hoşnut olma hali, kabullenme, alışmak, hoşlanmak, sevgi bu elementin duygularıdır. Beden, hava ile doludur. Hava elementi bilinci aktive eder. Eğer doğal nefes alıyorsak hava düzgün çalışıyor demektir. Hava elementinin rengi pembe ve yeşildir. Pembe elementin maddi yönünü yeşil ise manevi yönünü destekler. Dünyevi sevgiye ihtiyaç duyulduğunda pembe manevi yolculuğa ihtiyaç duyulduğunda ise yeşil renkler kullanılabilir.

Hoşgörü, hava elementinin konusudur. Hava elementi, bizim dışımızdaki her konuyla ilgilidir. Hava iyi çalışıyorsa olaylara, kişilere ve durumlara karşı hoşgörülü oluruz. Ayrıca bu kişilerin ifade yeteneği ve iletişimi de güçlüdür. Kelimelere bile ihtiyaç duymadan karşısındakileri anlar.

Su elementi, akış ile ilgilidir. Bir arada tutar. Duygular, derinleşme, şifa, meditasyon ve tefekkür su elementinin konularıdır. Şehvet, zevk arayışı, utangaçlık, sorgulama, zevk, arzu, tutku, bağımlılık, pişmanlık ve acı su elementinin duygularıdır. Bağırsaklar da düşünmeye başladığımız yer olduğu için ikinci zihin ve tefekkür ettiğimiz alandır. Su elementini, meditasyon, burgular, yana eğilmeler ve kalçayı esneten duruşlar ile dengeleyebiliriz. Su elementinin rengi turuncudur. Turuncu, düşünceler, arzular ve derinleşme ile ilgilidir. Bu renk, bilgi ile bağımızı güçlendirir ve derinleşmemize yardımcı olur.

Depresyon, su elementinin duygusudur. Su elementi, bir konu üzerinde ne kadar derinleşilebileceğini gösterir. Derinleşilemediğinde ve sığ kalındığında su elementi yoğunlaşır, derinlik artar ve depresyon oluşur. Suyun derinliği bizi yavaşlatır ve konu üzerinde tefekkür etmemizi sağlar. Depresyon, derin bir dinlenme ve dinleme halidir. Sorgulamaya başladığımız ve geri çekildiğimiz bir andır. Suda mola veririz ve o noktada soruların cevaplarını ararız.

“Akaşa” ise, boşluk yani eter elementidir. Duygular ve hafıza “akaşa”ya kodlanır. “Akaşa” ne kadar hızlı dolarsa, insan o kadar hızlı yaşlanır. Gamsız kişiler de ise “akaşa” yavaş dolar. Bu yüzden “akaşa” boş tutulmalı ve kayıtlar silinmeli ve temizlenmelidir. Ses ile çalıştığımızda “akaşa”da yer açılır. Ağzımızdan çıkana dikkat etmeli ve özellikle saf ve temiz kelimeler kullanmalıyız. Kötü düşünceleri ve sözleri hiç ifade etmemeliyiz. Gerektiğinde “hayır” diyebilmeliyiz. Alanımızı hep boş ve temiz tutmalıyız.

Yazara göre, bir duygu oluştuktan 90 saniye sonra geri çekilir. 180 saniye sonra da bedenden uzaklaşır. Bir duygu oluştuğunda tepki vermek yerine nefese yönlendiğimizde ve bir süre beklediğimizde bu duygu tamamen yok olur. Bu da bizlerin “an”da kalmasını sağlar.

Her duygu bir ihtiyaca işaret eder. Karşılanmamış ihtiyaçlar strese, kazalara ve rahatsızlığa yol açabilir. İhtiyaçlarımızı fark ettiğimizde ve giderdiğimizde duygularımızın kaynağını da fark edip sorunu ortadan kaldırabiliriz. Kıskançlık, öfke, kaygı, nefret, merhamet, neşe, coşku, karamsarlık, iyimserlik, pişmanlık, suçluluk, hırs, içe kapanma isteği, dışa açılma isteği, düşünceli olma hali, çaresizlik, aşk, beklenti, çok konuşma, az konuşma, sadakat, bağımlılık, bağlılık… Tüm bu duygular sevginin deforme olması sebebiyle ortaya çıkmakta ve sevgiyi tamamlama ihtiyacını göstermektedir.

Kitap sayesinde, duyguyu elementlerle tanımanın ne kadar önemli olduğunu deneyimledim. Yazar soruyor: “Hayat sana ne anlatıyor?” Ben de düşünüyorum; “hayat bana ne anlatıyor acaba?” Neye ihtiyacım var? Hayat bazen ihtiyacım olan şeyi bana buldurmak için bir elementi yoğun bir şekilde çalıştırıyor. Bazen de hayatıma birileri giriyor, birileri çıkıyor ve bana bir şeyler öğretiyor. Hayatı dinlemediğim ya da duyamadığım için hayat benim karşıma görmem gerekeni göstermek için aracılar getiriyor. Elementleri kullanıyor ve hiçbir konuyu kişiselleştirmeden ve tarafsız olarak gözlemlememi istiyor. Neden bugün suçluluk duydum ya da neden bugün öfkelendim diye? Suçluluk duyduğumda su elementi ile ilgili ne yaşadım ya da öfkelendiğimde ateş elementime ne oldu? Hayat bana ne anlatıyor? Mesaj ne? Ve benim ne öğrenmem gerekiyor? Hayatı doğru okumayı öğrenmeye çalışıyorum. Hala emekliyorum ama gün gelecek belki de adım atmaya başlayacağım. Belki de gün gelecek içimdeki ateş elementinin başlatıcı gücü ve hava elementinin ifade gücü ile hayatımı yeniden yazacağım. O güne kadar hayatı dinlemeye, anlamaya ve okumaya çalışmaya devam edeceğim.

mm

Burcu Yırcalı

Yogaya boyun ve bel ağrıları gibi sağlık sorunları yüzünden 2006 yılında başladım. Önceleri yoganın sadece bedensel boyutuyla ilgilenirken ve “savasana” (ceset pozisyonu) adı verilen son dinlenme pozisyonunda bir dakika bile kıpırdamadan yatamazken zaman içinde yoganın bedensel boyutunun ötesinde boyutları olduğunu da fark edip çok sevdim. Bu sevgi benim yoga üzerine eğitimlere katılmama sebep oldu. 2012 yılından beri yoga eğitmenliği yapmakta ve yoga ve meditasyon ile hem kendi hem de katılımcıların hayata değişik bir açıdan bakmasını amaçlamaktayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!