Dünyamız da biz gibi … - Halimiz
Dünyamız da biz gibi … 2
Hep bir hayaliniz olsun …
27 Ekim 2016
Dünyamız da biz gibi … 3
Babam olsun, gerisi kolay …
27 Ekim 2016
Dünyamız da biz gibi … 4

Nasıl ki bizde işler karışık, dünyanın da hali hiç hayra alamet değil. Ortadoğu kazanı şiddet sarmalında kaynıyor; orta Afrika kemeri benzeri bir istikrarsızlıkta; Kuzey Kore başlı başına bir çıban başı; Güney Çin denizinde tansiyon dalgalı olmaya devam ediyor ve Avrupa da göçmen akınına dur demek için hepten değerlerinden ve insanlığından uzaklaşan kıvamda.

Ekim başı, Amerikan Dışişleri Bakanı John Kerry, Brüksel’de, German Marshall Fund’ın düzenlediği bir oturumda konuşuyordu. Kendi küçüklüğünü de yad ederek, o vakit dünyanın ne kadar basit ve ne kadar daha barışcıl olduğunu anlatıyordu. Varsa yoksa süper güçlerin savaşı … hangisi nerede, ne zaman, nasıl bir adım atmış … dünyanın geri kalanının ümitleri ve korkuları buna kıstırılmıştı  diye.

Bugün işler hayli karışık. Hiyerarşik düzen son bulmuş gibi. Her yerden bir ses gelmese de ağırlıklı olarak Ortadoğu coğrafyasından gelen çok sesli bir kaos sürekli kaygı pompalıyor. Irak ve Şam İslam Devleti (İŞİD) gibi devlet dışı aktörler başta olmak üzere güç komasında gözü dönmüşlerin ettikleri – insanlığı zorluyor. Biri diyor uzay çağına odaklanalım, diğeri diyor daha ortaçağ kafasında hesaplaşmalarımızı tamamlamadık.

Ve evirseniz de çevirseniz de malum absürdlükten kaçamıyorsunuz. Kerry’nin dediği gibi eskiden işler daha basitdi çünkü doğrular ve yanlışlar bu kadar karman çorman olmamıştı. Bugün, Amerika’nın, Ortadoğu sahnesinde uyguladığı politikanın faturasını tarih kitaplarından okuyarak öğrenmiyoruz – soluyarak, tecrübe ederek, bil fiil yaşıyoruz. Ve görüyoruz ki kimsede ahlaki üstünlük diye bir şey kalmamış.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, geçen hafta, Saddam rejimi döneminde öldürülen Iraklıların sayısı ile 2003 yılından bu yana Amerikanın saldırıları sonucu öldürülen Irak vatandaşları sayısı arasında bir mukayese yapılmasını istedi. Elbette Rusya, bu meseleyi gündeme getirerek siyasi kazanım elde etme peşinde. Zira, mesele, bir Irak ile sınırlı değil. Sözüm ona Irak’tan başlayarak bölgeye demokrasi gelecek; demokrasiler, bir biriyle savaşmaz diye kamuoyuna sunulan yeşil kuşak politikası, iflas etti …

Tunus’dan başlayan başkaldırı, Libya, Yemen, Mısır gibi bir dizi Arap ülkesinde yılların diktatörlerine sonu getirdi ama başta ekonomik problemlerini aşabilecekleri, ümit vaat eden bir devlet yapısını değil. Suriye’de altıncı yılına giren savaş ise herkesin beklentilerini tepe taklak etti. Birleşmiş Milletler artık bu ülkede ölü sayımının takibini bıraktı. Kimin ne olduğu; niye öldüğü hepten karıştı. İnsanlık öldü ve ölmeye devam ediyor …

Amerikan Başkanı Barack Obama,  askerlerini bir daha bu bölgenin topraklarına göndermeme konusunda takıntılı olduğu için ağır eleştiri alıyor. Gerçi, Afganistan’da, Irak’da ve Libya’da askeri güçlerini kullanmış olmalarına rağmen kan hala akıyor, istikrar hala bilinmez bir evren kadar uzakta! Irak’ı hiç işgal etmeselerdi iyiydi ama olana çare yok …

Mevcut durum ise giderek karışıyor. Kerry, hemen bitişik bölgemizde altı ayrı savaşın birden verildiğini argüman etti mesela … Kürtler Kürtlere karşı; Kürtler Türkiye’ye karşı; Şiiler Sunnilere karşı; insanlar İŞİD’e karşı; ve aynı zamanda Esad’a, İran’a ve Suudi Arabistan’a karşı. Rusya’nın, Esad’ın yanında duran pozisyonunun ne kadar yanlış olduğu vurgusunu da ihmal etmeden dile getirdi bütün bunları elbette …

fotograf-1Ama, işte, dünya, artık iki kutuplu zamanlarda ki gibi değil. Teknoloji öyle bir ilerledi ki artık herkes, herşeyden, isterse, haberdar olabiliyor. Hiç bir şey saklanamıyor artık … Aynen Amerika’nın, Irak işgalinde Abu Gureyb’de yaptıkları ve işlediği diğer insan hakları ihlallerinde olduğu gibi … Bölgeden bakıldığında Rusya’nın eli bugün için daha temiz ama eğri oturalım doğru konuşalım, kimsenin kimseye güveni yok … varsa-yoksa çıkar hesapları!

Bölgede, İŞİD’i, Amerikan politikalarının ürettiğine inanılıyor; Rusya’nın ise dini sömüren radikal gruplarla işbirliği yaptığını söyleyen kimse yok … işte bunlar Moskova’ya beklenmedik fırsatlar yarattı. Onlar da olabildiğince değerlendirme atağındalar … Gürcistan’da, Ukrayna’da, Kırım’da ettikleri ise bu kadar çekmiş bir dünyada  – değerler potasıyla – artık mağlup edilebilecek gibi değil. Demokrasi, uluslararası hukuk gibi nakaratların karşılığı kalmadı velhasıl …

Avrupa ülkelerinin eski sömürgelerinin hakim olduğu orta Afrika kemerinde de durum benzer. Ortadoğu kadar dünya gündemini işgal etmese de Nijerya’da, Mali’de, Sudan’da, Somali’de, Kongo’da, Orta Afrika Cumhuriyeti’nde, Burundi’de yaşananlar yer küremizin ikinci en sıcak hattı … (konunun üzerinden geçiyorum. ileride bunları da uzun uzun yazarız!)

İngiltere’nin, Avrupa Birliği’nden çıkma kararı ise cümle-alem-herkesi hayrete düşürdü. Bir zamanların güneşi batmayan imparatorluğu, kendini küçülmeye mahkum etti gibi bir hava hakim. Bu kadar kesin kanaatler için henüz erken. Zira bu çıkışın müzakerelerinde, ceza-ödül denklemi iyi ayarlanırsa, kazananı bol olabilir …  şimdilik durum vahim gözükse de!

En acımasız olanı … sözüm ona hukuksal alt yapısında insani değerleri ön plana çıkaran Avrupa ülkelerinin bugün mülteci akınına dur demek için aşırı sağa doğru kayıyor olması. Polonya’dan tutun da İsviçre’ye kadar … akla ziyan bir yelpazede … çok renkli, çok kültürlü, farklılıkların kabul gördüğü bir yaşam tarzı reddedilme eğiliminde.

Bu da dünyamızda geçimsizliğin hakim olduğunun en somut göstergesi. Dünya insanları, paylaşımı öğrenmek yerine birbiri ile zıtlaşmayı seçiyor gibi adeta … aynen biz gibi. İtişiyoruz, sonumuz hayra olur inşallah diye diye günleri deviriyoruz.

mm

Tülin Daloğlu

Publisher / Yayıncı - tulin.daloglu@halimiz.com Bu sitenin yayıncısı ve baş editörüyüm. Gazetecilik mesleğimde yirmi yılı geride bıraktım. Başta Türk medyası olmak üzere, Amerika, İngiltere ve İsrail medyalarında yazılarım yayınlandı. Ankara, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezunum. Üzerine aynı bölümde master çalışmam var … Ve Washington, D.C., Amerikan Üniversitesi'nde medya hukuku üzerine ikinci lisans üstü çalışmamı tamamladım. Şimdi, bu yeni mecrada huzurlarınıza çıkıyorum … yazarak, konuşarak, bilgi odaklı yürüyerek var olmaya kıymet verenlerdenim…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!